İmplante kardiyoverter defibrilatör
İmplante kardiyoverter defibrilatör (İng. implantable cardioverter-defibrillator), yaşamı tehdit eden ventriküler ritim bozukluklarını algılayarak şok ya da hızlı uyarım vermek üzere vücuda yerleştirilen cihazdır.
Etimoloji
Vücut içine yerleştirilen ve ritmi düzelten cihazı tanımlayan betimleyici bir terimdir.
Klinik bağlam
Cihazın amacı, ani kardiyak ölümün önlenmesidir. Ventriküler taşikardi ve fibrilasyonu algılar; öncelikle ağrısız hızlı uyarımla ritmi sonlandırmayı dener, başarısız olursa şok verir. Ayrıca kalp pili işlevi görerek bradikardiyi de tedavi eder.[1]
Endikasyonlar ikincil ve birincil korunma olarak ayrılır. İkincil korunmada, geri döndürülebilir bir nedene bağlı olmayan kardiyak arrest ya da sürekli ventriküler taşikardi geçirmiş hastalar yer alır. Birincil korunmada ise henüz olay geçirmemiş ancak yüksek risk taşıyan hastalar bulunur; başlıca ölçüt, uygun tıbbi tedaviye karşın düşük kalan sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonudur. Ayrıca kalıtsal aritmi sendromları ve kardiyomiyopatilerde risk değerlendirmesine göre karar verilir.
Kritik bir ilke, geri döndürülebilir nedenlerin dışlanmasıdır: akut iskemiye, elektrolit bozukluğuna ya da ilaca bağlı gelişen ritim bozukluğu, cihaz endikasyonu oluşturmaz. Bu ayrımın yapılmaması, gereksiz cihaz yerleştirilmesine yol açar. Aynı biçimde, birincil korunmada cihaz kararı için kanıta dayalı kalp yetersizliği tedavisinin belirli bir süre uygulanmış olması ve ejeksiyon fraksiyonunun yeniden değerlendirilmesi gerekir.
Komplikasyonlar erken ve geç dönemde farklılaşır. Erken dönemde pnömotoraks, kanama, cihaz cebinde hematom ve enfeksiyon; geç dönemde elektrot sorunları, cihaz enfeksiyonu ve venöz tıkanıklık görülür. Cihaz enfeksiyonu, sistemin tümüyle çıkarılmasını gerektiren ciddi bir durumdur.
Uygunsuz şoklar, hastalar açısından en sorunlu komplikasyondur. Atriyal fibrilasyon, sinüs taşikardisi, elektrot kırığı ve elektriksel girişim nedeniyle gereksiz şok verilebilir; bu durum ağrılı olduğu gibi anksiyete ve travma sonrası stres bulgularına yol açar. Programlamanın uygun yapılması ve algılama sürelerinin uzatılması, bu şokları belirgin biçimde azaltır.
Elektriksel fırtına, kısa süre içinde çok sayıda uygun şok alınması durumudur ve acil bir tablodur. Yönetiminde tetikleyicilerin araştırılması — iskemi, elektrolit bozukluğu, kalp yetersizliğinin kötüleşmesi, ilaç etkisi — , sedasyon, beta bloker, antiaritmik tedavi ve gerektiğinde ablasyon yer alır. Sedasyonun sempatik uyarıyı azaltarak fırtınayı sonlandırmadaki rolü sıklıkla gözden kaçar.
Perioperatif yönetim ayrı planlama gerektirir. Elektrokoter, cihazı ritim bozukluğu sanarak uygunsuz şok verilmesine yol açabilir. Bu nedenle işlem öncesi cihazın değerlendirilmesi, gerektiğinde taşiaritmi tedavisinin geçici olarak kapatılması ya da mıknatıs uygulanması planlanır. Kritik bir ayrıntı vardır: mıknatıs, defibrilatörde şok verme işlevini askıya alır ancak kalp pilini asenkron moda geçirmez; kalp pilinde ise tersi geçerlidir. Bu farkın bilinmemesi, ciddi hatalara yol açar. Tedavi kapatıldığında hasta sürekli izlenmeli ve dış defibrilatör hazır bulundurulmalıdır.
Yaşamın son döneminde cihaz yönetimi, etik açıdan önemli bir konudur. Ölüm sürecinde verilen şoklar, hastaya acı verir ve huzurlu bir ölümü engeller. Bu nedenle bakım hedefleri değiştiğinde şok işlevinin kapatılması konuşulmalıdır; bu konuşmanın yapılmaması, sık karşılaşılan ve önlenebilir bir sorundur. İşlevin kapatılması ötanazi değildir ve kalp pili işlevi sürdürülebilir.
Hastaların cihaz kartı taşıması, düzenli izlem ve uzaktan takip sistemleri, sorunların erken saptanmasını sağlar.
Eş anlamlılar
- ICD
- Şok cihazı
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ European Society of Cardiology, Guidelines for the Management of Patients With Ventricular Arrhythmias and the Prevention of Sudden Cardiac Death, 2022.