Pnömotoraks
Pnömotoraks (İng. pneumothorax; Yun. pneuma "hava" + thōrax "göğüs"), viseral ve paryetal plevra yaprakları arasındaki plevral boşlukta hava birikmesi ve bunun sonucunda akciğerin kısmen ya da tamamen kollabe olmasıdır.
Etimoloji
Yunanca pneuma (hava, soluk, ruh) ve thōrax (göğüs, göğüs zırhı) sözcüklerinden türetilmiştir; terim 1803'te Jean Marc Gaspard Itard tarafından tıp literatürüne kazandırılmıştır.
Klinik bağlam
Plevral boşlukta basınç normalde atmosfer basıncının altındadır ve akciğeri göğüs duvarına doğru genişlemiş tutar; göğüs duvarı, akciğer ya da havayollarından bu boşluğa hava girmesi bu negatif basıncı ortadan kaldırarak akciğerin elastik geri çekilmesiyle kollabe olmasına yol açar. Sınıflama nedene göre yapılır: spontan pnömotoraks, altta yatan akciğer hastalığı olmayan bireylerde subplevral bleb rüptürüyle gelişen primer (tipik olarak uzun boylu, zayıf, genç erkek sigara içiciler) ve KOAH, amfizem, kistik akciğer hastalıkları, tüberküloz, Pneumocystis pnömonisi gibi hastalıklar zemininde gelişen sekonder form olarak ikiye ayrılır; travmatik pnömotoraks künt ya da penetran göğüs yaralanmasıyla, iyatrojenik pnömotoraks ise santral venöz kateter girişimi, torasentez, transtorasik ve transbronşiyal biyopsi ile pozitif basınçlı mekanik ventilasyona (barotravma) bağlı gelişir.[1] Ani başlayan tek taraflı plöretik göğüs ağrısı ve dispne tipik belirtilerdir; muayenede etkilenen tarafta solunum seslerinde azalma, hipersonorite ve vokal fremitus kaybı saptanır, küçük pnömotorakslarda muayene normal olabilir. Tanı ayakta çekilen akciğer grafisinde viseral plevra çizgisinin görülmesi ve distalinde damar izlerinin yokluğuyla konur; bilgisayarlı tomografi küçük pnömotoraksları, blebleri ve altta yatan hastalığı göstermede en duyarlı yöntemdir, yatak başı ultrasonografi ise akciğer kaymasının yokluğu ve "barkod işareti" ile özellikle travma ve yoğun bakım hastasında grafiden daha duyarlıdır. Hava kaçağının tek yönlü kapak mekanizmasıyla sürmesi, dolaşımı bozan tansiyon pnömotoraksa ilerleyebilir; bu yaşamı tehdit eden formun tanısı kliniktir ve acil dekompresyon gerektirir. Tedavi pnömotoraksın boyutuna, belirtilerin ağırlığına ve tipine göre kademelendirilir: küçük ve az belirtili primer spontan pnömotoraksta gözlem ve oksijen desteği (plevral havanın rezorpsiyonunu hızlandırır) yeterli olabilirken, büyük ya da belirtili olgularda iğne aspirasyonu veya küçük çaplı kateterle drenaj, sekonder ve travmatik olgularda genellikle tüp torakostomi uygulanır; güncel çalışmalar seçilmiş primer spontan olgularda konservatif izlemin güvenli olduğunu göstermiştir.[2] Nüks primer spontan pnömotoraksta ilk ataktan sonra %30'a ulaşır; tekrarlayan olgularda, kalıcı hava kaçağında ve dalgıçlık ile pilotluk gibi mesleklerde video yardımlı torakoskopik cerrahi (bleb rezeksiyonu ve plörodez) önerilir. Mekanik ventilasyondaki hastada pnömotoraks, basınç ayarlarının gözden geçirilmesini ve düşük eşikle drenajı gerektirir.
Eş anlamlılar
- Akciğer sönmesi (halk arasında kullanım)
- PTX (kısaltma)