Plevral efüzyon
Plevral efüzyon (İng. pleural effusion), plevra boşluğunda normalin üzerinde sıvı birikmesidir. Bir hastalık değil, altta yatan çok sayıda durumun ortak bulgusudur.
Etimoloji
"Efüzyon", Latince effundere (dökülmek, taşmak) fiilinden gelir; sıvının boşluğa dolmasını belirtir.
Klinik bağlam
Plevra boşluğunda normalde ince bir sıvı tabakası bulunur; üretim ile emilim arasındaki denge bozulduğunda sıvı birikir. Değerlendirmenin çatısını, sıvının transuda mı eksuda mı olduğu ayrımı kurar. Transudalar, kapiller hidrostatik basıncın artması ya da onkotik basıncın düşmesiyle oluşur ve plevranın kendisi sağlamdır; başlıca nedenleri kalp yetmezliği, siroz ve nefrotik sendromdur. Eksudalar ise plevral geçirgenliğin artmasına ya da lenfatik drenajın bozulmasına bağlıdır; enfeksiyon, malignite, pulmoner emboli, bağ dokusu hastalıkları ve pankreatit bu gruptadır. Ayrım, Light ölçütleriyle yapılır ve tanısal yaklaşımı kökten değiştirir — transuda saptandığında sistemik hastalık tedavi edilir, eksudada ise plevral hastalığın nedeni araştırılır.[1]
Klinik tabloda nefes darlığı, plöretik göğüs ağrısı ve öksürük görülür; muayenede solunum seslerinde azalma, perküsyonda matite ve vokal fremitusta azalma saptanır. Küçük efüzyonlar belirtisiz olabilir.
Görüntülemede ayakta çekilen akciğer grafisinde kostofrenik açının kapanması için belirgin miktarda sıvı gerekir; sırtüstü çekilen filmde sıvı yayıldığından yalnızca diffüz opasite görülür ve kolayca gözden kaçar. Bu nedenle yatak başı ultrason, hem duyarlılığı yüksek olduğu hem ponksiyon için güvenli yeri gösterdiği için tercih edilen yöntem haline gelmiştir; ayrıca bölmelenmeyi ve sıvının niteliğini değerlendirir. Bilgisayarlı tomografi altta yatan akciğer ve plevra patolojilerini ortaya koyar.
Tanısal torasentez, nedeni bilinmeyen ve klinik olarak anlamlı her efüzyonda uygulanır; kalp yetmezliğine bağlı olduğu açık ve tedaviyle gerileyen olgularda ertelenebilir. Alınan sıvıda protein, laktat dehidrogenaz, hücre sayımı ve ayrımı, glukoz, pH, sitoloji ve mikrobiyolojik incelemeler yapılır. Düşük pH ve glukoz ile yüksek laktat dehidrogenaz, komplike parapnömonik efüzyonu ve ampiyemi düşündürür; bu bulgular boşaltma kararını doğrudan etkiler, çünkü bu tablolar antibiyotikle çözülmez ve tüp torakostomi gerektirir.
Malign efüzyonlarda sitoloji tanısaldır ancak duyarlılığı sınırlıdır; yinelenen örnekleme ya da torakoskopik biyopsi gerekebilir. Bu hastalarda amaç palyatiftir: yineleyen efüzyonlarda kalıcı tünelli kateter ya da plörodez uygulanır.
Boşaltma yapılırken dikkat edilmesi gereken bir olgu, yeniden genişleme akciğer ödemidir. Uzun süredir kollabe kalmış akciğerin hızla genişletilmesi ödeme yol açabilir; bu nedenle tek seferde çıkarılan hacim sınırlandırılır ve işlem sırasında göğüs ağrısı ya da öksürük gelişirse durdurulur. Diğer komplikasyonlar arasında pnömotoraks, kanama, dalak ve karaciğer yaralanması ile enfeksiyon bulunur; ultrason kılavuzluğu bu riskleri belirgin biçimde azaltır.[2]
Yoğun bakımda efüzyon sıktır ve çok nedenlidir: sıvı yüklenmesi, kalp yetmezliği, akut solunum sıkıntısı sendromu, atelektazi, enfeksiyon ve girişim komplikasyonları bir arada bulunabilir. Boşaltmanın oksijenlenme ve solunum mekaniği üzerindeki etkisi hastaya göre değişir; büyük efüzyonlarda ventilatör ayarlarında iyileşme sağlanabilir.
Klinik tuzakların başında, sırtüstü çekilen grafide efüzyonun atlanması gelir. Bir diğeri, parapnömonik efüzyonun basit sanılarak boşaltılmaması ve ampiyeme ilerlemesidir; ayrıca ilerleyen olgularda bölmelenme geliştikçe drenaj güçleşir, bu nedenle erken karar önemlidir.
Eş anlamlılar
- Plevral sıvı
- Akciğer zarında sıvı