Baş ağrısı
Baş ağrısı (İng. headache), baş ve boyun bölgesinde algılanan ağrıdır. Birincil ve ikincil biçimleri vardır; ayrım klinik yaklaşımın temelini oluşturur.
Etimoloji
Türkçe baş ve ağrı sözcüklerinin birleşiminden oluşur; tıp dilinde sefalji olarak da anılır.
Klinik bağlam
Beyin dokusunun kendisi ağrıya duyarlı değildir; ağrı, damarlar, meninksler, kraniyal sinirler, kas ve deri yapılarından kaynaklanır. Bu nedenle şiddetli ağrı her zaman ciddi bir yapısal hastalığı göstermez; buna karşılık hafif ağrı ciddi bir hastalığın habercisi olabilir.[1]
Birincil baş ağrıları arasında migren, gerilim tipi baş ağrısı ve küme baş ağrısı bulunur. Migren, tek taraflı, zonklayıcı, ışık ve sese duyarlılıkla giden, bulantının eşlik ettiği ataklarla seyreder; bir bölümünde aura görülür. Gerilim tipi baş ağrısı iki taraflı, sıkıştırıcı ve hafif-orta şiddettedir. Küme baş ağrısı ise tek taraflı, göz çevresinde, çok şiddetli ve kısa süreli ataklar biçiminde ortaya çıkar; gözde kızarma, yaşarma, burun akıntısı ve göz kapağı düşüklüğü eşlik eder, hasta huzursuzdur ve yerinde duramaz.
Klinik değerlendirmenin asıl amacı, ikincil ve tehlikeli nedenleri saptamaktır. Uyarı bulguları şunlardır: gök gürültüsü tarzında ani ve doruk şiddette başlayan ağrı, elli yaş üzerinde yeni başlayan ağrı, ilerleyici kötüleşme, ateş ve ense sertliği, nörolojik defisit, nöbet, bilinç değişikliği, papilödem, kanser ya da bağışıklık baskılanması öyküsü, gebelik ve lohusalık, ağrının pozisyonla ya da ıkınmayla değişmesi, kişinin alışık olduğu ağrıdan farklı olması.
Ani ve en şiddetli ağrı, aksi gösterilene dek subaraknoid kanama kabul edilmelidir. Erken dönemde bilgisayarlı tomografi çok duyarlıdır; ancak zaman geçtikçe duyarlılık azalır ve kuşku sürüyorsa lomber ponksiyon ya da damar görüntülemesi gerekir. Diğer ani başlangıçlı nedenler arasında arter diseksiyonu, serebral ven trombozu, hipofizer apopleksi ve tersinir serebral vazokonstriksiyon sendromu bulunur.
İleri yaşta yeni başlayan, şakak bölgesinde yerleşen, çiğnemekle çene ağrısının eşlik ettiği baş ağrısında dev hücreli arterit düşünülmelidir; görme kaybını önlemek için kortikosteroid tedavisi, biyopsi ve laboratuvar sonuçları beklenmeden başlatılır. Bu, geciktirilmemesi gereken kararların başında gelir.
Ateş ve ense sertliğiyle birlikte olan ağrıda menenjit; sabah artan, kusmanın eşlik ettiği ve ıkınmayla şiddetlenen ağrıda kafa içi basınç artışı düşünülür. Ayakta artıp yatınca geçen ağrı, düşük beyin omurilik sıvısı basıncını — özellikle lomber ponksiyon ya da epidural girişim sonrası — düşündürür.
Görüntüleme, uyarı bulgusu olmayan tipik birincil baş ağrılarında gerekli değildir; gereksiz görüntüleme, rastlantısal bulgular yoluyla ek girişimlere yol açar.
Tedavide migren atağında basit ağrı kesiciler, triptanlar ve bulantı tedavisi kullanılır; sık atak geçirenlerde koruyucu tedavi başlatılır. Küme baş ağrısında yüksek akımlı oksijen ve deri altı triptan etkilidir. Gerilim tipinde basit ağrı kesiciler ve yaşam biçimi düzenlemesi yeterlidir.
Sık gözden kaçan bir sorun, ilaç aşırı kullanımına bağlı baş ağrısıdır: ağrı kesicilerin sık ve düzenli kullanımı, kronik günlük baş ağrısına yol açar. Bu durumda tedavi, daha çok ilaç değil, sorumlu ilacın kesilmesidir; bu bilginin bilinmemesi kısır döngüye neden olur.
Baş ağrısı günlüğü tutulması, tetikleyicilerin — uykusuzluk, açlık, stres, hormonal değişiklikler — belirlenmesinde ve tedavi yanıtının izlenmesinde yararlıdır.
Eş anlamlılar
- Sefalji
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Ropper AH ve ark., Adams and Victor's Principles of Neurology, 12. baskı, 2023.