İçeriğe atla

Bipolar bozukluk

DrSozluk sitesinden

Bipolar bozukluk (İng. bipolar disorder), mani ya da hipomani dönemleriyle depresif dönemlerin birbirini izlediği kronik ruhsal hastalıktır.

Etimoloji

Duygudurumun iki uç kutup arasında değişmesini anlatan betimleyici bir terimdir.

Klinik bağlam

Tanı, en az bir mani ya da hipomani döneminin varlığına dayanır. Mani döneminde taşkın ya da öfkeli duygudurum, artmış enerji, uyku gereksiniminde azalma, hızlı konuşma, düşünce uçuşması, büyüklük düşünceleri, dikkat dağınıklığı ve riskli davranışlar görülür; belirtiler işlevselliği ciddi biçimde bozar, psikotik bulgular eşlik edebilir ve hastane yatışı gerekebilir. Hipomani daha hafiftir ve işlevselliği bu ölçüde bozmaz. Tip 1 bozuklukta mani, tip 2'de hipomani ile birlikte belirgin depresif dönemler bulunur.[1]

Klinik açıdan en önemli sorun, tanının gecikmesidir. Hastalar çoğunlukla depresif dönemde başvurur; geçmişteki hipomani dönemleri sorgulanmadığında tek uçlu depresyon tanısı konur. Bu durumda başlanan antidepresan tedavi, duygudurum dengeleyici olmaksızın maniye kayışa ya da hızlı döngülü seyre yol açabilir. Bu nedenle depresyonla başvuran her hastada geçmiş taşkınlık dönemlerinin sorgulanması temel bir kuraldır ve klinikte en sık atlanan adımdır. Aileden bilgi alınması, hastanın kendi hipomani dönemini hastalık olarak algılamaması nedeniyle değerlidir.

Ayırıcı tanıda tıbbi ve ilaç kaynaklı nedenler öncelikle dışlanmalıdır. Hipertiroidi, kortikosteroid kullanımı, uyarıcı maddeler, dopaminerjik ilaçlar, bazı antibiyotikler, Cushing sendromu, merkezî sinir sistemi hastalıkları ve deliryum benzer tablo yaratabilir. İleri yaşta ilk kez ortaya çıkan mani, birincil ruhsal hastalıktan çok organik bir neden düşündürür ve ayrıntılı değerlendirme gerektirir.

Tedavide temel ilaçlar duygudurum dengeleyicileridir. Lityum, hem akut mani hem idame tedavide etkilidir ve intihar riskini azalttığı gösterilmiş tek ajan olması açısından ayrıcalıklıdır. Dar terapötik aralığa sahiptir; düzey izlemi zorunludur. Toksisite bulguları tremor, bulantı, ishal, ataksi, konfüzyon ve nöbettir. Dehidratasyon, tuz kısıtlaması, böbrek işlev bozukluğu, steroid dışı antiinflamatuar ilaçlar, tiyazid diüretikleri ve anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri düzeyi yükseltir; bu etkileşimlerin bilinmemesi, önlenebilir toksisitenin başlıca nedenidir. Uzun süreli kullanımda tiroit ve böbrek işlevlerinin izlenmesi gerekir; ayrıca gebelikte kardiyak malformasyon riski açısından değerlendirme yapılır.

Valproat, hızlı etkili bir seçenektir ancak doğurganlık çağındaki kadınlarda nöral tüp defekti ve nörogelişimsel bozukluk riski nedeniyle kaçınılması önerilir. Lamotrijin, depresif dönemlerin önlenmesinde etkilidir; ağır deri döküntüsü riski nedeniyle doz çok yavaş artırılmalıdır. Atipik antipsikotikler hem akut dönemde hem idamede kullanılır; metabolik yan etkiler açısından izlem gerekir. Elektrokonvülsif tedavi, ağır, dirençli ve yaşamı tehdit eden olgularda etkili ve hızlı bir seçenektir.

Psikososyal girişimler tedavinin ayrılmaz parçasıdır: psikoeğitim, uyku ve günlük ritmin düzenlenmesi, erken uyarı belirtilerinin tanınması, aile desteği ve tedavi uyumunun güçlendirilmesi. Uyku düzeninin bozulması, mani dönemlerinin en güçlü tetikleyicilerindendir.

Hastalık, yüksek intihar riski taşır; her değerlendirmede risk sorgulanmalıdır. Ayrıca kardiyovasküler hastalık, obezite ve metabolik sendrom sıklığı artmıştır; bedensel sağlığın izlenmesi ihmal edilmemelidir. Madde kullanım bozuklukları sık eşlik eder ve seyri kötüleştirir.

Eş anlamlılar

  • İki uçlu duygudurum bozukluğu
  • Manik depresif hastalık

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Loscalzo J ve ark. (ed.), Harrison's Principles of Internal Medicine, 21. baskı, 2022.