İçeriğe atla

C-reaktif protein

DrSozluk sitesinden

C-reaktif protein (İng. C-reactive protein), karaciğerde üretilen ve iltihabi durumlarda düzeyi hızla artan akut faz proteinidir. Klinikte en sık kullanılan iltihap belirteçlerindendir.

Etimoloji

Pnömokok bakterisinin C polisakkaridiyle tepkime vermesi nedeniyle bu adı almıştır.

Klinik bağlam

Protein, iltihabi uyarı sonrasında başta interlökin-6 olmak üzere sitokinlerin etkisiyle karaciğerde üretilir. Doğal bağışıklığın bir parçası olarak, hasarlı hücre zarlarındaki maddelere ve bazı mikroorganizma bileşenlerine bağlanır; kompleman sistemini etkinleştirir ve fagositozu kolaylaştırır.[1]

Klinik kullanımını belirleyen en önemli özellik kinetiğidir: düzey, uyarıdan sonraki saatler içinde yükselmeye başlar, bir-iki gün içinde en yüksek değerine ulaşır ve uyaran ortadan kalktığında hızla düşer. Bu hızlı yanıt, eritrosit sedimentasyon hızına göre en önemli üstünlüğüdür; sedimentasyon yavaş yükselir ve yavaş normale döner. Bu nedenle tedavi yanıtının izlenmesinde daha kullanışlıdır.

Ancak belirteç özgül değildir. Bakteriyel enfeksiyonlarda belirgin yükselirken; viral enfeksiyonlar, otoimmün hastalıklar, travma, cerrahi, yanık, doku nekrozu, tromboembolizm ve habis hastalıklarda da artar. Bu nedenle yüksek değer tek başına enfeksiyon tanısı koydurmaz. Klinikte en sık yapılan hata, tek bir değere dayanarak antibiyotik başlatılması ya da kesilmesidir; karar klinik değerlendirmeye dayanmalı, belirteç yalnızca destekleyici olarak kullanılmalıdır.

Cerrahi sonrası dönemde düzeyin fizyolojik olarak yükselmesi beklenir; belirli günlerde tepe yapar ve ardından düşer. Bu doğal seyrin bilinmemesi, gereksiz enfeksiyon araştırmalarına yol açar. Buna karşılık beklenen düşüşün gerçekleşmemesi ya da ikincil bir yükselme, komplikasyon açısından uyarıcıdır; bu nedenle seri ölçümler tek ölçümden daha bilgilendiricidir.

Prokalsitonin ile karşılaştırıldığında, prokalsitoninin bakteriyel enfeksiyonlara daha özgül olduğu ve antibiyotik süresinin kısaltılmasında yararlı olduğu gösterilmiştir. Yine de her iki belirteç de klinik bağlamdan bağımsız yorumlanmamalıdır.

Bazı durumlar yanıtı baskılar: karaciğer yetmezliğinde üretim azalır, bu nedenle ciddi enfeksiyonda bile düzey düşük kalabilir. Kortikosteroid ve interlökin-6 yolağını hedefleyen biyolojik ilaçlar — tosilizumab — yanıtı belirgin biçimde baskılar; bu ilaçları kullanan hastalarda normal değer, ağır enfeksiyonu dışlamaz. Bu, giderek daha sık karşılaşılan ve gözden kaçan önemli bir tuzaktır.

Yenidoğanda ve bağışıklığı baskılanmış hastalarda yanıt gecikmeli ya da zayıf olabilir. Obezitede ise yağ dokusunun sitokin üretimi nedeniyle bazal değerler hafif yüksek seyreder.

Yüksek duyarlıklı ölçüm yöntemi, düşük düzeylerdeki değişiklikleri saptayarak kardiyovasküler risk değerlendirmesinde kullanılır; ateroskleroz sürecinin iltihabi bileşenini yansıtır. Ancak bu kullanım, geleneksel risk etkenlerinin yerini almaz ve seçilmiş kişilerde ek bilgi sağlar.

İzlemde belirtecin en değerli kullanımı, bilinen bir hastalığın etkinliğinin ve tedaviye yanıtın takibidir: romatoid artrit, inflamatuar bağırsak hastalığı, enfeksiyonlar ve cerrahi sonrası dönem başlıca örneklerdir.

Eş anlamlılar

  • CRP

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Kumar V ve ark., Robbins and Cotran Pathologic Basis of Disease, 10. baskı, 2021.