İçeriğe atla

D vitamini

DrSozluk sitesinden

D vitamini (İng. vitamin D), kalsiyum ve fosfor dengesinin düzenlenmesinde görev alan yağda çözünen prohormondur. Büyük bölümü deride güneş ışığı etkisiyle üretilir.

Etimoloji

Keşif sırasına göre adlandırılan vitaminler dizisindeki harfini taşır.

Klinik bağlam

Deride ultraviyole B ışınlarının etkisiyle üretilen ön madde, karaciğerde 25-hidroksi vitamin D'ye, ardından böbrekte etkin biçim olan 1,25-dihidroksi vitamin D'ye dönüştürülür. Böbrekteki bu son basamak, paratiroit hormonu, kalsiyum ve fosfor düzeyleri tarafından sıkı biçimde düzenlenir. Etkin biçim, bağırsakta kalsiyum ve fosfor emilimini artırır, kemikte yeniden yapılanmayı düzenler ve paratiroit hormonu salgısını baskılar.[1]

Klinikte önemli bir ayrıntı, hangi biçimin ölçüleceğidir: depo durumunu gösteren ve ölçülmesi gereken 25-hidroksi vitamin D'dir. Etkin biçimin ölçülmesi çoğu durumda yanıltıcıdır; eksiklikte paratiroit hormonu artışıyla üretimi artacağından değer normal ya da yüksek bulunabilir. Bu nedenle etkin biçimin ölçümü yalnızca özel durumlarda — granülomatöz hastalıklar, bazı kalıtsal bozukluklar — istenir.

Eksiklik nedenleri arasında yetersiz güneş maruziyeti, koyu ten rengi, örtünme, ileri yaş, obezite, malabsorpsiyon — çölyak hastalığı, inflamatuar bağırsak hastalığı, bariatrik cerrahi — , kronik karaciğer ve böbrek hastalığı ile bazı ilaçlar bulunur. Antiepileptikler, rifampisin ve kortikosteroidler metabolizmayı hızlandırarak eksikliğe yol açar.

Ağır eksiklik, çocukta rikets, erişkinde osteomalaziye neden olur. Osteomalazi yaygın kemik ağrısı, gövdeye yakın kas güçsüzlüğü ve yürüme bozukluğu ile seyreder; sıklıkla fibromiyalji ya da yaşlılığa bağlı halsizlik sanılır. Kemik ağrısıyla birlikte kas güçsüzlüğü bulunan hastada bu tanının akla getirilmemesi, gecikmenin başlıca nedenidir. Daha hafif eksiklik ise ikincil hiperparatiroidiye ve kemik kaybına katkıda bulunur.

Takviye, kanıtın en güçlü olduğu alanlarda kullanılır: saptanmış eksikliğin düzeltilmesi, osteoporoz tedavisinde kalsiyumla birlikte destek, malabsorpsiyon ve kronik böbrek hastalığı. Buna karşılık son yıllarda yapılan geniş çalışmalar, eksikliği bulunmayan kişilerde rutin takviyenin kardiyovasküler hastalık, kanser ve diyabet gelişimini önlemediğini göstermiştir. Bu nedenle genel toplumda geniş çaplı tarama ve gerekçesiz takviye önerilmez; bu bilgi, yaygın uygulamanın gözden geçirilmesini gerektirir.

Düşme ve kırık önlenmesinde takviye, eksikliği olan ve kurumda yaşayan yaşlılarda yararlıdır; ancak yüksek dozda aralıklı — aylık ya da yıllık — uygulamaların düşmeleri artırabildiği bildirilmiştir. Bu nedenle günlük ölçülü dozlar tercih edilir.

Aşırı alım, gerçek bir risktir. Toksisite hiperkalsemi ile ortaya çıkar: bulantı, kabızlık, çok su içme, sık idrara çıkma, böbrek taşı, böbrek yetmezliği ve bilinç bozukluğu görülür. Yağda çözündüğü için vücutta birikir ve etkisi uzun sürer. Denetimsiz yüksek doz kullanımının artması, giderek daha sık karşılaşılan bir sorundur.

Granülomatöz hastalıklarda — sarkoidoz, tüberküloz — makrofajlar etkin biçimi denetimsiz üretir; bu hastalarda takviye hiperkalsemiyi tetikleyebilir ve dikkatle uygulanmalıdır.

Kronik böbrek hastalığında son hidroksilasyon basamağı bozulduğundan, standart takviye yeterli olmaz; etkin biçim analogları kullanılır ve kalsiyum-fosfor dengesi izlenir.

Eş anlamlılar

  • Kalsiferol
  • Kolekalsiferol

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Hall JE, Hall ME, Guyton and Hall Textbook of Medical Physiology, 14. baskı, 2020.