İçeriğe atla

Hasta kan yönetimi

DrSozluk sitesinden

Hasta kan yönetimi (İng. patient blood management), hastanın kendi kan kaynaklarının korunmasını ve transfüzyon gereksiniminin en aza indirilmesini amaçlayan kanıta dayalı, çok disiplinli yaklaşımdır.

Etimoloji

Hastanın kendi kanının yönetilmesini vurgulayan betimleyici bir terimdir.

Klinik bağlam

Yaklaşımın çıkış noktası, transfüzyonun bir tedavi olduğu kadar risk de taşıdığıdır; ayrıca kan ürünlerinin sınırlı ve maliyetli bir kaynak olması, gereksiz kullanımın azaltılmasını gerektirir. Program üç sütun üzerine kurulur: aneminin saptanıp tedavi edilmesi, kan kaybının en aza indirilmesi ve aneminin hasta tarafından tolere edilmesinin optimize edilmesi.[1]

Birinci sütunun temeli, ameliyat öncesi aneminin taranmasıdır. Elektif cerrahi öncesi saptanan anemi, hem transfüzyon gereksinimini hem komplikasyon ve ölüm oranını artıran bağımsız bir risk etkenidir. Bu nedenle değerlendirme, ameliyattan yeterince önce yapılmalı ve neden araştırılmalıdır; en sık neden demir eksikliğidir. Ağızdan ya da damar yoluyla demir tedavisi, seçilmiş hastalarda eritropoez uyarıcı ajanlar ve B12 vitamini ile folat eksikliğinin düzeltilmesi uygulanır. Anemili hastanın nedeni araştırılmadan ameliyata alınması ve sorunun transfüzyonla çözülmesi, bu alanda en sık yapılan hatadır.

İkinci sütun kan kaybının azaltılmasıdır. Cerrahide titiz hemostaz, uygun cerrahi teknik ve minimal invazif yaklaşımlar; traneksamik asit gibi antifibrinolitiklerin uygun endikasyonlarda kullanılması; hücre kurtarma sistemleriyle ameliyat sahasındaki kanın geri verilmesi; normotermi ve asit-baz dengesinin korunması bu başlıkta yer alır. Antitrombotik ilaçların girişim öncesi yönetimi, kanama ile tromboz riski dengelenerek planlanır.

Sıklıkla gözden kaçan bir kayıp kaynağı, tanı amaçlı kan alımıdır. Yoğun bakımda yatan hastalarda günlük tetkikler için alınan kan, haftalar içinde anlamlı bir hacme ulaşır ve hastane kaynaklı anemiye katkıda bulunur. Gereksiz testlerin azaltılması, pediatrik hacimli tüplerin kullanılması ve kapalı örnekleme sistemleri bu kaybı belirgin biçimde azaltır.

Üçüncü sütun, aneminin tolere edilmesinin iyileştirilmesidir: oksijen sunumunun artırılması, oksijen tüketiminin azaltılması ve kısıtlı transfüzyon eşiklerinin benimsenmesi. Çok sayıda çalışmada, kararlı hastalarda kısıtlı eşik yaklaşımının serbest yaklaşıma en az eşdeğer olduğu gösterilmiştir. Tek ünitelik uygulama ve her ünite sonrası yeniden değerlendirme temel ilkedir; transfüzyon kararı tek bir laboratuvar değerine değil, klinik duruma dayandırılır.

Uygulamada kurumsal yapı belirleyicidir: transfüzyon kılavuzlarının benimsenmesi, karar destek sistemleri, geri bildirim ve denetim, eğitim ve çok disiplinli komiteler. Bu programların uygulandığı merkezlerde transfüzyon oranlarının azaldığı, hasta sonuçlarının kötüleşmediği ve maliyetin düştüğü gösterilmiştir.

Özel gruplarda yaklaşım ayrıca planlanır. Kanaması süren hastada kısıtlı eşik uygulanmaz; masif kanamada dengeli oranlarda kan ürünü verilir. Akut koroner sendromda eşikler bireyselleştirilir. Kan ürünü kabul etmeyen hastalarda ise alternatif stratejilerin önceden planlanması, hastanın tercihinin belgelenmesi ve ekibin bu doğrultuda hazırlıklı olması gerekir; bu hastalarda demir, eritropoez uyarıcıları ve kan koruyucu cerrahi teknikler öne çıkar.

Yaklaşımın özü, transfüzyonu reddetmek değil, gerekli olduğunda ve yalnızca gerektiği kadar uygulamaktır. Böylece hem hasta güvenliği artar hem kan kaynakları korunur.

Eş anlamlılar

  • PBM
  • Kan koruyucu yaklaşım

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Dünya Sağlık Örgütü, The Urgent Need to Implement Patient Blood Management, 2021.