Herpes zoster oftalmikus
Herpes zoster oftalmikus (İng. herpes zoster ophthalmicus), varisella zoster virüsünün trigeminal sinirin oftalmik dalında yeniden etkinleşmesiyle gelişen zona biçimidir. Görme kaybına yol açabildiği için acil değerlendirme gerektirir.
Etimoloji
Yunanca herpes (sürünen) ve zoster (kuşak) sözcükleriyle, göze ait anlamındaki ophthalmicus sıfatından oluşur.
Klinik bağlam
Suçiçeği geçirildikten sonra virüs duyu sinir ganglionlarında sessiz kalır. Bağışıklık yanıtının yaşla ya da hastalık ve tedaviyle zayıflaması, virüsün yeniden etkinleşmesine yol açar. Trigeminal gangliyondaki oftalmik dal tutulduğunda alın, üst göz kapağı ve burun kökünü kapsayan dermatomda döküntü gelişir. Zona olgularının önemli bir bölümünü oluşturur; ileri yaş ve immünosüpresyon başlıca risk etkenleridir.[1]
Klinik tablo, döküntüden önce başlayan ağrı, yanma ve karıncalanma ile açılır; ardından tek taraflı, orta hattı geçmeyen veziküler döküntü ortaya çıkar. Ateş, halsizlik ve baş ağrısı eşlik edebilir. Burun ucunda ve yan duvarında lezyon bulunması — Hutchinson belirtisi — nazosiliyer dalın tutulduğunu gösterir; bu dal göz içi yapıları da uyardığından, bulgu göz tutulumu riskinin arttığına işaret eder. Ancak bu belirtinin bulunmaması göz tutulumunu dışlamaz; bu nedenle tüm hastalarda oftalmolojik değerlendirme önerilir.
Göz tutulumu geniş bir yelpazede görülür: konjonktivit, keratit — yüzeysel noktasal ve dallanmış lezyonlardan derin stromal tutuluma dek —, üveit, sklerit, göz içi basıncında artış, retinit ve optik nöropati. Kornea duyusunun azalması nörotrofik keratopatiye zemin hazırlar; bu tabloda hasta ağrı hissetmediği için hasar sinsi ilerler ve geç fark edilir. Akut retinal nekroz, hızlı görme kaybına yol açan ağır bir komplikasyondur ve bağışıklığı baskılanmış hastalarda daha sıktır. Göz kapağı skarları, gözyaşı yollarının tıkanması ve ptozis geç dönem sorunlarıdır.
Göz dışı komplikasyonlar arasında postherpetik nevralji — en sık ve en çok güçlük çıkaran komplikasyon —, fasiyal paralizi, işitme kaybı, ensefalit, miyelit ve virüsün damar duvarını tutmasıyla gelişen vaskülopatiye bağlı inme bulunur. Zona sonrası ilk haftalarda inme riskinin arttığı bildirilmiştir.
Tanı çoğunlukla kliniktir; kuşkulu olgularda lezyondan alınan örnekte moleküler inceleme kesin sonuç verir. Ayırıcı tanıda herpes simpleks enfeksiyonu, kontakt dermatit, impetigo ve selülit yer alır.
Tedavide sistemik antiviral ilaçlar temeldir ve döküntünün ilk günleri içinde başlatılması belirleyicidir; iyileşmeyi hızlandırır, ağrıyı azaltır ve göz komplikasyonlarının sıklığını düşürür. Bağışıklığı baskılanmış hastalarda, yaygın tutulumda ve retinit ile sinir sistemi tutulumunda damar yolundan tedavi uygulanır. Topikal antiviraller sistemik tedavinin yerini tutmaz. Göz tutulumunda oftalmoloji ile birlikte yönetim gerekir; üveit ve stromal keratitte topikal kortikosteroidler antiviral tedaviyle birlikte, uzman gözetiminde kullanılır — kortikosteroidin uygunsuz kullanımı epitelyal keratitte tabloyu ağırlaştırır.[2]
Ağrı yönetimi tedavinin ayrılmaz parçasıdır; akut dönemde etkin analjezi sağlanması, kronikleşme riskini azaltmada önemlidir. Postherpetik nevralji geliştiğinde gabapentinoidler, trisiklik antidepresanlar ve topikal seçenekler kullanılır.
Korunmada rekombinan zoster aşısı en etkili yöntemdir; zona sıklığını, oftalmik tutulumu ve postherpetik nevraljiyi belirgin biçimde azaltır ve bağışıklığı baskılanmış hastalarda da uygulanabilir. Zona lezyonları açık olduğu sürece, bağışıklığı olmayan kişilere suçiçeği bulaştırabilir; bu nedenle lezyonların örtülmesi ve gebeler, yenidoğanlar ile bağışıklığı baskılanmış kişilerle temastan kaçınılması önerilir. Yaygın tutulumda ve bağışıklığı baskılanmış hastada hava yoluyla bulaş önlemleri de gerekir.
Eş anlamlılar
- Oftalmik zona
- Göz zonası