İçeriğe atla

Kaşeksi

DrSozluk sitesinden

Kaşeksi (İng. cachexia; Yun. kakos, kötü + hexis, durum), altta yatan kronik hastalığa bağlı olarak gelişen, ağırlıklı olarak kas kütlesi kaybıyla giden karmaşık metabolik sendromdur.

Etimoloji

Yunanca kötü durum anlamındaki kakos hexis ifadesinden gelir.

Klinik bağlam

Tablonun ayırt edici özelliği, yalnızca yetersiz beslenmeye bağlı olmamasıdır. Basit açlıkta vücut öncelikle yağ dokusunu kullanır ve kas kütlesini korumaya çalışır; beslenme desteğiyle bu kayıp geri alınabilir. Kaşekside ise iltihabi sitokinler — tümör nekroz faktörü alfa, interlökin-1 ve interlökin-6 — aracılığıyla protein yıkımı artar, sentez baskılanır ve bazal metabolizma yükselir. Bu nedenle yalnızca kalori verilmesi kayıpları durdurmaz; bu ayrımın anlaşılmaması, tedavi başarısızlığının temel nedenidir.[1]

Başlıca nedenler kanser, kalp yetersizliği, kronik obstrüktif akciğer hastalığı, kronik böbrek hastalığı, karaciğer sirozu, HIV enfeksiyonu, romatoid artrit ve ileri nörolojik hastalıklardır. Kanser hastalarında sıklığı yüksektir ve ölüm nedenleri arasında önemli yer tutar.

Tanı, istemsiz kilo kaybı, kas kütlesinde azalma, iştahsızlık ve iltihap belirteçlerindeki artışın birlikte değerlendirilmesine dayanır. Vücut kitle indeksinin normal görünmesi tanıyı dışlamaz; obez hastalarda kas kaybı gizlenebilir — sarkopenik obezite olarak adlandırılan bu durum kolayca gözden kaçar. Bu nedenle kas kütlesinin doğrudan değerlendirilmesi — el kavrama gücü, kol çevresi, görüntülemede kas alanı ölçümü — önerilir.

Ayrım yapılması gereken kavramlar vardır. Sarkopeni, yaşa bağlı kas kütlesi ve gücü kaybıdır; kaşeksiden farklı olarak iltihabi süreç zorunlu değildir. Malnütrisyon ise besin alımının yetersizliğine bağlıdır ve beslenme desteğiyle düzelir. Ancak bu durumlar sıklıkla bir arada bulunur.

Klinik sonuçları ağırdır: kas gücünün azalması, düşme ve kırık riski, solunum kaslarının zayıflaması, yara iyileşmesinde gecikme, enfeksiyona yatkınlık, tedaviye toleransın azalması, hastanede kalış süresinin uzaması ve ölüm oranında artış. Kanser hastalarında kemoterapi toksisitesinin artması ve doz azaltımı gerekmesi, tedavi başarısını doğrudan etkiler.

Yönetimde çok bileşenli yaklaşım gerekir. Birinci adım, altta yatan hastalığın tedavisi ve iltihabi sürecin denetlenmesidir. İkincisi, yeterli protein ve enerji içeren beslenme desteğidir; ancak tek başına yeterli değildir. Üçüncüsü ve en az bilineni direnç egzersizidir — kas kütlesinin korunmasında beslenmeyle birlikte en etkili girişimdir ve sıklıkla ihmal edilir.

Ayrıca değiştirilebilir engeller ele alınmalıdır: bulantı, ağız içi sorunlar ve tat değişiklikleri, ağrı, kabızlık, depresyon, yutma güçlüğü, erken doyma ve ilaç yan etkileri. Bu sorunların giderilmesi, çoğunlukla iştahı artıran ilaçlardan daha etkilidir.

İlaç tedavisinde progesteron türevleri ve kortikosteroidler iştahı artırabilir; ancak kilo artışı büyük ölçüde yağ ve sıvı biçimindedir, kas kütlesini artırmaz ve yan etkileri belirgindir. Bu nedenle kullanımları sınırlı ve seçilmiş durumlara özgüdür.

Yaşamın son döneminde yaklaşım değişir: bu evrede agresif beslenme desteği yaşam süresini uzatmaz ve hasta konforunu bozabilir. Yapay beslenme kararları, hedefler açıkça konuşularak ve hastanın tercihleri gözetilerek verilmelidir. Ailelere, iştahsızlığın hastalığın doğal seyrinin bir parçası olduğunun anlatılması, gereksiz kaygıyı ve zorlayıcı beslenme çabalarını azaltır.

Eş anlamlılar

  • Kaşektik sendrom

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Loscalzo J ve ark. (ed.), Harrison's Principles of Internal Medicine, 21. baskı, 2022.