Metastaz
Metastaz (İng. metastasis; Yun. meta, öte + stasis, durma), habis hücrelerin köken aldıkları dokudan ayrılarak uzak organlarda yeni tümör odakları oluşturmasıdır.
Etimoloji
Yunanca yer değiştirme anlamındaki metastasis sözcüğünden gelir.
Klinik bağlam
Süreç basamaklıdır: hücreler birbirine bağlılığını yitirir, bazal membranı aşar, damar ya da lenfatik yapıya girer, dolaşımda hayatta kalır, uzak dokuda damar dışına çıkar ve orada çoğalarak koloni oluşturur. Bu basamakların her biri güçtür; dolaşıma karışan hücrelerin yalnızca çok küçük bir bölümü yeni odak oluşturabilir. Bu nedenle metastaz, rastgele bir yayılım değil seçici bir süreçtir.[1]
Yayılım yolları lenfatik, kan yoluyla ve boşluk içine ekilme biçimindedir. Karsinomlar ağırlıklı olarak lenfatik yolu, sarkomlar ise kan yolunu kullanır. Karın boşluğuna ekilme, over ve mide kanserlerinde tipiktir.
Yerleşim örüntüsü rastgele değildir. Bir bölümü, organın dolaşım yatağıyla açıklanır: kolon kanserinin portal dolaşım nedeniyle karaciğere yayılması bunun örneğidir. Bir bölümü ise hedef dokunun sağladığı elverişli ortamla ilişkilidir; bu, tohum ve toprak kavramıyla anlatılır. Prostat kanserinin omurgaya, meme kanserinin kemik, akciğer, karaciğer ve beyne yönelmesi bu seçiciliği yansıtır.
En sık tutulan organlar karaciğer, akciğer, kemik, beyin ve lenf bezleridir.
Klinik açıdan metastazın varlığı, evrelemede uzak yayılımı tanımlar ve tedavi yaklaşımını köklü biçimde değiştirir; çoğu tümörde küratif cerrahi seçeneğini ortadan kaldırır. Bununla birlikte seçilmiş hastalarda — sınırlı sayıda karaciğer ya da akciğer metastazı bulunan kolorektal kanser gibi — cerrahi ve ablatif tedavilerle uzun süreli sağkalım sağlanabilir. Bu nedenle "metastaz varsa tedavi edilemez" varsayımı doğru değildir.
Belirtiler tutulan organa göre değişir. Kemik metastazlarında ağrı, patolojik kırık, hiperkalsemi ve omurilik basısı görülür. Beyin metastazlarında baş ağrısı, nöbet, odaksal defisit ve bilinç değişikliği bulunur. Karaciğer tutulumunda sarılık ve karın ağrısı; akciğer tutulumunda öksürük, nefes darlığı ve plevral efüzyon ortaya çıkar.
Onkolojik acillerin tanınması yaşamsaldır. Omurilik basısı, sırt ağrısıyla birlikte güçsüzlük, duyu kaybı ya da idrar-dışkı kaçırma biçiminde ortaya çıkar; acil manyetik rezonans görüntüleme, kortikosteroid ve girişim gerektirir. Gecikme kalıcı felçle sonuçlanır ve bu, önlenebilir bir zarardır. Diğer aciller malign hiperkalsemi, üst vena kava sendromu ve kafa içi basınç artışıdır.
Tanıda görüntüleme ve gerektiğinde doku örneklemesi kullanılır. Bilinen kanseri olan hastada saptanan yeni lezyonun otomatik olarak metastaz kabul edilmesi hatalıdır; ikinci bir birincil tümör ya da iyi huylu bir lezyon olabilir. Tedaviyi değiştirecek durumlarda doku doğrulaması yapılmalıdır.
Bilinmeyen birincil odaklı kanser, metastazla başvuran ancak kaynağı bulunamayan olguları tanımlar; immünhistokimyasal ve moleküler incelemeler kaynağın belirlenmesine yardımcı olur ve tedavi seçimini yönlendirir.
Tedavide sistemik yaklaşım öndedir: kemoterapi, hedefe yönelik tedaviler, bağışıklık tedavileri ve hormonal tedaviler. Yerel tedaviler — radyoterapi, cerrahi, ablasyon — belirti denetimi ve seçilmiş olgularda küratif amaçla kullanılır. Kemik metastazlarında bifosfonatlar ve denosumab, iskelet olaylarını azaltır. Destek tedavisi ve palyatif bakımın erken bütünleştirilmesi, yaşam niteliğini belirgin biçimde iyileştirir.
Eş anlamlılar
- Uzak yayılım
- Sıçrama
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Kumar V ve ark., Robbins and Cotran Pathologic Basis of Disease, 10. baskı, 2021.