Otoimmün yıkım
Otoimmün yıkım (İng. autoimmune destruction), bağışıklık sisteminin kendi doku ve hücrelerini hedef alarak yok etmesidir.
Etimoloji
Yunanca autos (kendi) sözcüğü ile bağışıklık anlamındaki immün terimi ve yıkım sözcüğünün birleşimidir.
Klinik bağlam
Sağlıklı bağışıklık sisteminde, kendi dokularına saldıran hücreler olgunlaşma sırasında elenir; bu sürece merkezi tolerans denir.[1]
Kaçan hücreler ise çevresel tolerans düzenekleriyle denetlenir; düzenleyici T hücreleri bu görevi üstlenir.
Otoimmün hastalıklar, bu iki basamaklı denetimin başarısızlığıyla ortaya çıkar.
Sürecin başlamasında genetik yatkınlık ve çevresel tetikleyiciler birlikte rol oynar; tek başına hiçbiri yeterli değildir.
Genetik yatkınlıkta insan lökosit antijeni genleri başta gelir; belirli doku tipleri, belirli hastalıklarla güçlü ilişki gösterir.
Çevresel tetikleyiciler arasında enfeksiyonlar, ilaçlar, sigara ve hormonal değişimler sayılır.
Enfeksiyonların rolünde moleküler benzerlik önemlidir; mikroorganizma yapısına karşı geliştirilen yanıt, benzeyen insan dokusunu da hedef alır.
Bu düzenek, streptokok enfeksiyonu sonrası gelişen romatizmal ateşin klasik açıklamasıdır.
Yıkım iki yolla gerçekleşir. Antikor aracılı yolda, hedef hücrelere bağlanan antikorlar onları işaretler ya da işlevini bozar.
Hücre aracılı yolda ise sitotoksik T hücreleri hedefi doğrudan öldürür.
Bu ayrım tedavi seçimini etkiler; antikor aracılı hastalıklarda plazma değişimi ve B hücrelerine yönelik tedaviler etkilidir.
Hastalıklar, tutulan dokunun genişliğine göre sınıflandırılır.
Organa özgü biçimlerde tek bir doku hedeflenir; tip 1 diyabet, Hashimoto tiroiditi ve miyastenia gravis örnektir.
Sistemik biçimlerde ise çok sayıda organ etkilenir; sistemik lupus eritematozus bunun tipik örneğidir.
Klinik açıdan en önemli özellik, yıkımın sessiz ilerlemesidir.
Tip 1 diyabette belirtiler, beta hücrelerinin büyük bölümü kaybedildikten sonra ortaya çıkar; bu nedenle tanı anında rezerv çoktan tükenmiştir.
Aynı biçimde tiroit bezinin yıkımı yıllar sürer; işlev bozukluğu geç görülür.
Bu gecikme, erken tanı ve koruyucu tedavi çabalarının önündeki temel engeldir.
Otoantikorlar, belirtilerden yıllar önce saptanabilir; bu bulgu, risk altındaki bireylerin belirlenmesini olanaklı kılmıştır.
Ancak antikor pozitifliği hastalık anlamına gelmez; sağlıklı kişilerde de düşük düzeyde bulunabilir.
Bu ayrımın yapılmaması, gereksiz tanı ve kaygıya yol açar.
Otoimmün hastalıklar birlikte görülme eğilimindedir; bir tanı konduğunda diğerleri açısından uyanık olunmalıdır.
Tedavi genellikle bağışıklık baskılamasına dayanır; kaybedilen işlev ise yerine koyma tedavisiyle karşılanır.
Eş anlamlılar
- Otoimmün hasar
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Abbas AK ve ark., Cellular and Molecular Immunology, 10. baskı, 2021.