İçeriğe atla

Antikor

DrSozluk sitesinden

Antikor (İng. antibody), B lenfositlerinden köken alan plazma hücrelerinin ürettiği, belirli antijenleri tanıyarak bağlanan Y biçimli glikoproteindir.

Etimoloji

Yabancı maddeye karşı oluşan cisim anlamındaki adlandırmadan gelir; immünglobulin olarak da anılır.

Klinik bağlam

Molekül, iki ağır ve iki hafif zincirden oluşur. Değişken bölge antijeni tanır; sabit bölge ise etkinin türünü belirler — kompleman etkinleştirme, fagositlerin uyarılması ve plasentadan geçiş bu bölgeye bağlıdır. Beş sınıf vardır: immünoglobulin G kanda en yüksek derişimde bulunan ve plasentadan geçen sınıftır; IgM ilk yanıtta üretilir ve kompleman etkinleştirmede güçlüdür; IgA mukozal savunmayı sağlar; IgE alerjik yanıtta ve parazit savunmasında görev alır; IgD'nin işlevi sınırlı olarak bilinmektedir.[1]

Birincil yanıtta önce IgM üretilir; yeniden karşılaşmada bellek hücreleri devreye girer ve daha hızlı, daha güçlü IgG yanıtı oluşur. Aşılamanın temeli bu bellek yanıtıdır.

Klinik uygulamada serolojik testlerin yorumlanması, sınıf ayrımına dayanır: IgM pozitifliği yeni ya da akut enfeksiyonu, IgG pozitifliği geçirilmiş enfeksiyonu ya da bağışıklığı gösterir. Bu ayrımın karıştırılması, akut enfeksiyonun geçirilmiş sanılmasına yol açar. Ayrıca pencere dönemi bilinmelidir: erken evrede antikorlar henüz oluşmamış olabilir ve negatif sonuç enfeksiyonu dışlamaz. Bu nedenle akut HIV enfeksiyonu kuşkusunda antijen içeren kombine testler ya da doğrudan virüs yükü ölçümü kullanılır.

Yenidoğanda anneden geçen IgG nedeniyle testler pozitif bulunabilir; bebeğin kendi enfeksiyonunu göstermez.

Otoantikorlar, kendi dokulara yönelen antikorlardır ve otoimmün hastalıkların tanısında kullanılır: miyastenia graviste asetilkolin reseptörü, Graves hastalığında tiroit uyarıcı hormon reseptörü, romatoid artritte siklik sitrüline peptit, lupusta çift sarmallı DNA, vaskülitlerde ANCA örnek verilebilir. Ancak antikor pozitifliği tek başına tanı koydurmaz; klinik bulgularla birlikte değerlendirilmelidir. Sağlıklı kişilerde ve ileri yaşta düşük düzeyde pozitiflik görülebilmesi, gereksiz tanı ve tedaviye yol açan sık bir sorundur.

Antikorların zarar verdiği başka durumlar da vardır. Rh uyuşmazlığında anne antikorları bebeğin alyuvarlarını yıkar; anti-D immünglobulin uygulaması bu tabloyu büyük ölçüde önler. Transfüzyon tepkimeleri, kan grubu antikorlarına bağlıdır. Heparinle indüklenen trombositopenide trombosit faktör 4 kompleksine karşı gelişen antikorlar tromboza yol açar. Organ naklinde vericiye özgü antikorlar rejeksiyon riskini belirler.

Tedavide antikorlar iki biçimde kullanılır. Pasif bağışıklık sağlanmasında hazır antikorlar verilir: tetanoz, kuduz, hepatit B ve su çiçeği temas sonrası profilaksisi bu kapsamdadır; koruma hemen başlar ancak geçicidir. İkinci alan monoklonal antikorlardır; kanser tedavisinde, otoimmün hastalıklarda, astımda, migren korunmasında ve enfeksiyon hastalıklarında kullanılır.

Bu tedavilerin ortak riskleri infüzyon tepkimeleri, bağışıklık baskılanması ve enfeksiyon riskinde artıştır. Rituksimab gibi B hücresi hedefli ajanlar, uzun süreli hipogamaglobulinemiye ve hepatit B yeniden etkinleşmesine yol açabilir; bu nedenle tedavi öncesi tarama ve gerektiğinde profilaksi zorunludur.

Bir diğer önemli etkileşim, immünglobulin uygulamasının canlı virüs aşılarının etkinliğini azaltmasıdır; ikisi arasında belirli bir süre bırakılmalıdır.

Eş anlamlılar

  • İmmünglobulin

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Kumar V ve ark., Robbins and Cotran Pathologic Basis of Disease, 10. baskı, 2021.