İçeriğe atla

Otoimmün hastalık

DrSozluk sitesinden

Otoimmün hastalık (İng. autoimmune disease; Yun. autos "kendi" + Lat. immunis "bağışık"), bağışıklık sisteminin kendi doku ve hücrelerini hedef almasıyla ortaya çıkan hastalık grubudur.

Etimoloji

Yunanca kendi anlamındaki autos ile Latince bağışık anlamındaki immunis sözcüklerinden türetilmiştir.

Klinik bağlam

Normal koşullarda bağışıklık sistemi, kendi dokularına yanıt veren hücreleri eler ya da baskılar; bu düzeneğe tolerans denir. Timus ve kemik iliğindeki merkezî tolerans, kendine yanıt veren lenfositlerin büyük bölümünü ortadan kaldırır; çevresel tolerans ise düzenleyici T hücreleri ve diğer denetim yollarıyla sürdürülür. Otoimmün hastalık, bu denetimin bozulmasıyla gelişir. Genetik yatkınlık — özellikle belirli doku antijeni tipleri —, çevresel tetikleyiciler, enfeksiyonlar, moleküler benzerlik, sigara, mikrobiyota değişiklikleri ve hormonal etkenler rol oynar. Kadınlarda belirgin biçimde daha sıktır.[1]

Hasar mekanizmasına göre gruplandırma yapılabilir. Antikorların doğrudan hücre yüzeyindeki hedefe bağlanmasıyla gelişen hastalıklar arasında miyastenia gravis, Graves hastalığı ve otoimmün hemoliz bulunur. Bağışıklık komplekslerinin dokularda birikmesiyle seyreden örnek sistemik lupus eritematozustur. Hücresel bağışıklığın öne çıktığı hastalıklar arasında tip 1 diabetes mellitus ve çölyak hastalığı sayılır.

Tutulum biçimine göre de ayrılır. Organa özgü hastalıklarda hedef tek bir dokudur: Hashimoto tiroiditi, tip 1 diyabet, adrenal yetmezlik, pernisiyöz anemi, vitiligo, otoimmün hepatit ve primer biliyer kolanjit bu gruptadır. Sistemik hastalıklarda birçok organ birlikte etkilenir: lupus, romatoid artrit, Sjögren sendromu, sistemik skleroz, vaskülitler ve antifosfolipid sendromu. Bir kişide birden çok otoimmün hastalığın bulunması sıktır; bu nedenle biri saptandığında diğerlerinin sorgulanması önerilir.

Klinik tablo son derece değişkendir; yorgunluk, eklem ağrısı, ateş, kilo kaybı ve döküntü gibi özgül olmayan belirtilerle başlaması tanının gecikmesine yol açar. Hastalıkların çoğu alevlenme ve sessiz dönemlerle seyreder.

Laboratuvar değerlendirmesinde otoantikorlar kullanılır; ancak yorum dikkat gerektirir. Antinükleer antikor taraması, sağlıklı kişilerde, ileri yaşta, enfeksiyonlarda ve bazı ilaç kullanımlarında da pozitif bulunabilir; klinik bulgusu olmayan kişide istenmesi gereksiz kaygıya ve incelemeye yol açan yaygın bir hatadır. Tanı, klinik bulguların laboratuvarla birlikte değerlendirilmesine dayanır; tek başına antikor pozitifliği hastalık anlamına gelmez. Bazı antikorlar hastalık etkinliğinin izleminde kullanılır — lupusta anti-dsDNA ve kompleman düzeyleri gibi —, bazıları ise izlemde bilgi vermez.

Tedavinin temeli bağışıklık yanıtının baskılanmasıdır. Kortikosteroidler alevlenmelerde hızlı denetim sağlar; ancak uzun süreli kullanımın kalıcı hasarın önemli bir nedeni olduğu gösterildiğinden dozun azaltılması hedeflenir. Steroid koruyucu immünsupresifler, hastalığa özgü hedefe yönelik biyolojik ajanlar ve küçük molekül inhibitörleri tedaviye girmiştir. Organa özgü bazı hastalıklarda ise tedavi bağışıklık baskılama değil, eksik hormonun yerine konmasıdır — tip 1 diyabette insülin, Hashimoto tiroiditinde levotiroksin gibi.

İmmünosüpresyon altındaki hastalarda enfeksiyon riski artar; tedaviye başlamadan önce aşılamanın tamamlanması, hepatit B ve tüberküloz taraması yapılması ve gerektiğinde profilaksi uygulanması standarttır. Canlı aşılar belirgin baskılanma altında kontrendikedir.

Yoğun bakım açısından bu hastalarda kötüleşmenin hastalık alevlenmesine mi enfeksiyona mı bağlı olduğunun ayrımı güç ve yaşamsaldır; ikisi bir arada bulunabilir. Ayrıca uzun süreli kortikosteroid kullanan hastada stres yanıtının değerlendirilmesi ve ilacın ani kesilmemesi gerekir. Bağışıklık denetim noktası inhibitörleriyle tetiklenen otoimmün yan etkiler — kolit, hepatit, hipofizit, tiroidit, pnömonit, miyokardit — giderek daha sık karşılaşılan ve erken tanınması gereken tablolardır.

Eş anlamlılar

  • Otoimmünite
  • Bağışıklık kaynaklı hastalık

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Loscalzo J ve ark. (ed.), Harrison's Principles of Internal Medicine, 21. baskı, 2022.