İçeriğe atla

Sistemik lupus eritematozus

DrSozluk sitesinden

Sistemik lupus eritematozus (İng. systemic lupus erythematosus; Lat. lupus "kurt" + erythema "kızarıklık"), hemen her organ sistemini tutabilen, otoantikor üretimi ve bağışıklık kompleksi birikimiyle seyreden kronik otoimmün hastalıktır. Kısaltması SLE'dir.

Etimoloji

Latince kurt anlamındaki lupus, yüzdeki döküntünün kurt ısırığına benzetilmesinden; erythematosus ise kızarıklık anlamındaki Yunanca erythema sözcüğünden gelir.

Klinik bağlam

Hastalığın temelinde, kendi hücre çekirdeği bileşenlerine karşı gelişen otoantikorlar bulunur. Ölen hücrelerin yetersiz temizlenmesi, nükleer antijenlerin bağışıklık sistemine sunulmasına yol açar; oluşan bağışıklık kompleksleri dokularda birikerek kompleman sistemini etkinleştirir ve enflamasyon yaratır. Tip 1 interferon yolağının aşırı etkinliği, hastalığın merkezî mekanizmalarındandır ve yeni tedavilerin hedefidir. Genetik yatkınlık, hormonal etkenler — hastalık doğurganlık çağındaki kadınlarda belirgin biçimde sıktır —, ultraviyole ışığı, sigara ve bazı enfeksiyonlar tetikleyici olarak tanımlanmıştır.[1]

Klinik tablo son derece değişkendir; bu nedenle hastalık "büyük taklitçi" olarak anılır. Yorgunluk, ateş, kilo kaybı, eklem ağrısı ve şişliği sık başlangıç bulgularıdır; artrit genellikle eroziv değildir. Deri tutulumunda yanaklarda kelebek döküntüsü, diskoid lezyonlar, ışığa duyarlılık, ağız içi ülserler ve saç dökülmesi görülür. Serozit plevral ve perikardiyal sıvı olarak ortaya çıkar. Hematolojik tutulumda anemi, lökopeni ve trombositopeni bulunur. Böbrek tutulumu — lupus nefriti — prognozu belirleyen en önemli bileşenlerdendir ve sessiz seyredebileceğinden düzenli idrar incelemesiyle taranmalıdır. Nöropsikiyatrik tutulum nöbet, psikoz, bilişsel bozukluk, inme ve nöropatileri kapsar.

Antifosfolipid antikorlarının varlığı ayrı bir risk yaratır: arteriyel ve venöz tromboz, yineleyen gebelik kayıpları ve trombositopeni ile ilişkilidir. Bu hastalarda antikoagülasyon yaklaşımı farklıdır ve doğrudan etkili oral antikoagülanların yüksek riskli olgularda uygun olmadığı gösterilmiştir.

Tanı, klinik ve laboratuvar bulgularının birlikte değerlendirilmesine dayanır; sınıflandırma ölçütleri araştırma amaçlıdır ancak klinikte yol gösterir. Antinükleer antikor taraması neredeyse tüm hastalarda pozitiftir; ancak sağlıklı kişilerde ve diğer hastalıklarda da pozitif bulunabildiğinden tek başına tanı koydurmaz — klinik bulgusu olmayan kişide bu testin istenmesi, gereksiz kaygı ve incelemeye yol açan yaygın bir hatadır. Daha özgül testler anti-dsDNA ve anti-Sm antikorlarıdır; anti-dsDNA düzeyi ve düşük C3-C4 değerleri hastalık etkinliğinin izleminde kullanılır. Böbrek tutulumunda biyopsi, sınıflandırma ve tedavi seçimi için gereklidir.

Ayırıcı tanıda ilaca bağlı lupus, diğer bağ dokusu hastalıkları, viral enfeksiyonlar ve vaskülitler yer alır. İlaca bağlı biçimde belirli antikorlar pozitiftir ve sorumlu ilacın kesilmesiyle tablo geriler.

Tedavinin temeli hidroksiklorokindir; hastalık alevlenmelerini azaltır, organ hasarını geciktirir ve sağkalımı iyileştirir — özel bir engel olmadıkça tüm hastalarda önerilir. Göz toksisitesi açısından düzenli tarama gerekir. Kortikosteroidler alevlenmelerde kullanılır; uzun süreli yüksek doz kullanımının kalıcı hasarın önemli bir nedeni olduğu gösterildiğinden, dozun olabildiğince azaltılması hedeflenir. Steroid koruyucu immünsupresifler ve son yıllarda B hücresini ve interferon yolağını hedefleyen biyolojik ajanlar tedaviye girmiştir. Lupus nefritinde erken ve etkin tedavi böbrek yetmezliğine ilerlemeyi önler.[2]

Genel önlemler tedavinin ayrılmaz parçasıdır: güneşten korunma, sigara bırakma, aşılama — canlı aşılardan kaçınılarak —, kardiyovasküler risk yönetimi, kemik sağlığının korunması ve gebelik planlaması. Hastalarda ateroskleroz hızlanmıştır ve kardiyovasküler olaylar başlıca ölüm nedenlerindendir. Gebelik, hastalık sessiz dönemdeyken planlanmalı ve ilaç seçimi buna göre yapılmalıdır.

Yoğun bakımda karşılaşılan sorunlar arasında ağır alevlenmeler, diffüz alveolar kanama, nöropsikiyatrik tutulum, trombotik mikroanjiyopati ve makrofaj aktivasyon sendromu bulunur. Bu hastalarda enfeksiyon ile alevlenme ayrımı güçtür ve yaşamsaldır; bağışıklık baskılayıcı tedavi altında enfeksiyon riski yüksektir ve kötüleşen hastada her iki olasılık birlikte değerlendirilmelidir.

Eş anlamlılar

  • SLE
  • Lupus

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Loscalzo J ve ark. (ed.), Harrison's Principles of Internal Medicine, 21. baskı, 2022.
  2. Fanouriakis A ve ark., EULAR Recommendations for the Management of Systemic Lupus Erythematosus, 2023.