Pıhtılaşma
Pıhtılaşma (İng. coagulation), kanamanın durdurulması amacıyla kanın sıvı halden jel kıvamına geçmesidir.
Etimoloji
Türkçe pıhtı sözcüğünden türetilmiştir.
Klinik bağlam
Süreç iki aşamada incelenir. Birincil hemostazda damar büzülür ve trombositler yaralanma bölgesine yapışıp birbirine kenetlenerek tıkaç oluşturur; von Willebrand faktörü bu yapışmayı sağlar. İkincil hemostazda ise pıhtılaşma etkenleri zinciri harekete geçer ve fibrin ağı oluşarak tıkacı sağlamlaştırır.[1]
Bu ayrım, klinik bulguları açıklar. Birincil hemostaz bozukluklarında yüzeysel kanamalar öne çıkar: peteşi, diş eti kanaması, burun kanaması ve ağır adet kanaması. İkincil hemostaz bozukluklarında ise derin doku kanamaları, eklem içi kanama ve gecikmiş kanama görülür. Bu örüntü, tanısal yaklaşımı yönlendirir.
Klasik model iç ve dış yolakları tanımlar; laboratuvar testleri bu modele dayanır. Ancak canlıdaki süreç, doku etkeninin başlattığı ve trombositlerin yüzeyinde ilerleyen hücre temelli bir modelle daha iyi açıklanır.
Doğal denetim düzenekleri de vardır: antitrombin, protein C ve protein S ile doku faktörü yolağı engelleyicisi. Bu proteinlerin eksikliği, tromboza eğilim yaratır.
Fibrinoliz, oluşan pıhtının çözülmesini sağlar; plazmin bu süreçte görev alır ve ürünlerinden biri D-dimerdir.
Testlerin yorumu, hangi yolağı değerlendirdiklerine dayanır. Protrombin zamanı dış ve ortak yolağı, aktive parsiyel tromboplastin zamanı ise iç ve ortak yolağı ölçer. Yalnızca birinin uzaması, ilgili yolaktaki eksikliği ya da ilaç etkisini gösterir; ikisinin birlikte uzaması ortak yolak sorunlarını, ağır karaciğer hastalığını ya da yaygın damar içi pıhtılaşmayı düşündürür.
Önemli bir tuzak, testlerin kanamayı öngörmede zayıf olmasıdır. Girişim öncesi ayrım gözetmeden istenen pıhtılaşma testleri yol gösterici değildir; kanama öyküsü çok daha değerlidir. Bir diğer tuzak, lupus antikoagülanının testi uzatmasına karşın hastanın tromboza eğilimli olmasıdır.
Karaciğer hastalığında hem pıhtılaşma etkenleri hem doğal antikoagülanlar azalır; uzamış test, kanamaya eğilim anlamına gelmez ve tromboz riski sürer.
Pıhtılaşmanın çalışabilmesi için ortam koşulları uygun olmalıdır. Hipotermi, asidoz ve düşük kalsiyum enzim işlevini bozar; bu ölümcül üçlü düzeltilmeden hiçbir kan ürünü beklenen etkiyi göstermez. Masif transfüzyonda sitrata bağlı kalsiyum düşüklüğü sık görülür.
Viskoelastik testler, hangi bileşenin eksik olduğunu göstererek hedefe yönelik tedaviye olanak verir ve gereksiz kan ürünü kullanımını azaltır.
Eş anlamlılar
- Koagülasyon
- Hemostaz
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Hoffman R ve ark., Hematology: Basic Principles and Practice, 8. baskı, 2023.