İçeriğe atla

Hipotermi

DrSozluk sitesinden

Hipotermi (İng. hypothermia; Yun. hypo- "altında" + therme "ısı"), vücut iç sıcaklığının 35 °C'nin altına düşmesidir. Kaza sonucu gelişebileceği gibi tedavi amacıyla denetimli biçimde de oluşturulabilir.

Etimoloji

Yunanca hypo (altında) ve therme (ısı) sözcüklerinin birleşiminden türetilmiştir.

Klinik bağlam

Vücut sıcaklığı, hipotalamustaki termoregülasyon merkezi tarafından dar bir aralıkta tutulur; ısı üretimi ile ışıma, iletim, konveksiyon ve buharlaşma yoluyla olan ısı kaybı arasındaki denge bozulduğunda hipotermi gelişir. Soğuk ortama uzun süreli maruziyet en bilinen nedendir; ancak hastanede karşılaşılan olguların çoğu ortam sıcaklığıyla değil, ısı üretimini ya da davranışsal korunmayı bozan durumlarla ilişkilidir: ileri yaş, hipotiroidi, adrenal yetmezlik, hipoglisemi, malnütrisyon, sepsis, alkol ve sedatif kullanımı, inme ve omurilik yaralanması, geniş yanık, ağır travma ve uzun cerrahi girişimler. Alkol, deri damarlarını genişleterek ısı kaybını artırır ve titremeyi baskılar; bu nedenle ılıman havalarda bile hipotermiye yol açabilir.[1]

Şiddet, iç sıcaklığa göre sınıflandırılır: hafif (32–35 °C), orta (28–32 °C) ve ağır (28 °C altı) hipotermi. Hafif dönemde titreme, taşikardi, damar büzülmesi ve idrar miktarında artış — soğuk diürezi — görülür. Orta dönemde titreme kaybolur, bilinç bulanıklaşır, bradikardi ve solunum sayısında azalma başlar; paradoksal soyunma ve gömülme davranışı bu evrede tanımlanmıştır. Ağır hipotermide bilinç kaybı, kaslarda katılık, pupil yanıtının kaybolması ve nabzın alınamayacak kadar zayıflaması, hastayı ölü görünümüne sokar.

Kardiyovasküler etkiler klinik yönetimin merkezindedir. Elektrokardiyografide bradikardi, uzamış aralıklar ve QRS ile ST birleşme noktasında görülen Osborn (J) dalgası tipiktir. Miyokard soğudukça uyarılabilirlik artar; en küçük mekanik uyarıyla ventriküler fibrilasyon tetiklenebilir. Bu nedenle hastanın kaba biçimde hareket ettirilmemesi, gereksiz manipülasyondan kaçınılması temel ilkedir. Solunum baskılanır, oksijen tüketimi azalır, böbrekte konsantrasyon yeteneği bozulur; koagülasyon enzimleri soğukta yavaşladığından pıhtılaşma bozukluğu gelişir — ancak standart laboratuvar testleri 37 °C'de çalışıldığından bu bozukluk raporlarda görünmez; travmada asidoz ve koagülopati ile birlikte "ölümcül üçlü"yü oluşturur.

Tanı, iç sıcaklığın uygun biçimde ölçülmesine dayanır; koltuk altı ve alın ölçümleri güvenilir değildir. Özofagus, mesane, rektum ya da timpanik ölçüm yeğlenir ve düşük dereceleri okuyabilen termometre kullanılmalıdır — standart klinik termometrelerin alt sınırı yetersiz kalır ve tanının gözden kaçmasına yol açar.

Yönetimde ilk adım ısı kaybının durdurulmasıdır: ıslak giysilerin çıkarılması, kurulama, yalıtım ve rüzgârdan korunma. Isıtma yöntemleri şiddete göre seçilir. Hafif olguda pasif dıştan ısıtma ve sıcak içecek yeterlidir. Orta ve ağır olguda etkin dıştan ısıtma — sıcak hava üfleyen örtüler — ile içten ısıtma yöntemleri birleştirilir: ısıtılmış intravenöz sıvı, ısıtılmış ve nemlendirilmiş solunum gazı, gerektiğinde vücut boşluklarının yıkanması. Dolaşımı durmuş ya da hemodinamik olarak dengesiz ağır hipotermide ekstrakorporeal yöntemler — özellikle venoarteriyel ekstrakorporeal membran oksijenizasyonu — en etkili yaklaşımdır ve seçilmiş hastalarda sağkalım oranları yüksektir.[2]

Isıtma sırasında iki tehlike gözetilir: dıştan hızlı ısıtmada periferdeki soğuk kanın merkeze dönmesiyle sıcaklığın daha da düşmesi ve damar genişlemesine bağlı hipotansiyon. Bu nedenle hacim desteği verilir ve ısıtma denetimli hızda yapılır. Ağır hipotermide miyokard katekolaminlere ve defibrilasyona yanıtsızdır; resüsitasyon ilaçlarının yinelenmesi ve defibrilasyon denemeleri, sıcaklık belirli bir düzeye çıkana dek sınırlandırılır.

Prognoz konusundaki temel ilke, "hasta ısıtılmadan ölü kabul edilmez" biçiminde özetlenir; ağır hipotermide uzun süreli resüsitasyondan sonra bile tam nörolojik iyileşme bildirilmiştir. Ancak asfiksi kaynaklı arrest, ileri derecede yükselmiş potasyum düzeyi ve ölümcül yaralanma varlığında bu beklenti geçerli değildir.

Terimin ikinci kullanımı tedavi amaçlıdır: kalp durması sonrası bilinci kapalı hastalarda uygulanan sıcaklık denetimi. Güncel kanıtlar, hedeflenen düşük sıcaklığın normotermi ve ateşin önlenmesine üstünlüğünü desteklememekte; asıl yararın ateşten kaçınmada olduğu vurgulanmaktadır.[3]

Eş anlamlılar

  • Vücut ısısı düşüklüğü

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Loscalzo J ve ark. (ed.), Harrison's Principles of Internal Medicine, 21. baskı, 2022.
  2. Lott C ve ark., European Resuscitation Council Guidelines: Cardiac Arrest in Special Circumstances, 2021.
  3. Nolan JP ve ark., European Resuscitation Council and ESICM Guidelines: Post-Resuscitation Care, 2021.