Travma
Travma (İng. trauma; Yun. trauma "yara"), dış bir mekanik, ısıl ya da kimyasal etkenin vücutta yapısal ve işlevsel hasar oluşturmasıdır. Genç erişkinlerde başlıca ölüm ve sakatlık nedenidir.
Etimoloji
Yunanca yara anlamındaki trauma sözcüğünden gelir.
Klinik bağlam
Travma ölümlerinin zaman içindeki dağılımı klasik olarak üç dönemde tanımlanır: olay yerinde ya da hemen sonrasında gelişen ölümler — ağır beyin, omurilik, kalp ve büyük damar yaralanmaları —, ilk saatlerde gelişen ölümler ve günler-haftalar sonra sepsis ile çoklu organ yetmezliğine bağlı ölümler. İkinci grup, örgütlü travma sistemleri ve hızlı girişimle en çok azaltılabilen bölümdür; "altın saat" kavramı bu gerçeğe dayanır.[1]
Yaralanma mekanizması, beklenen hasarı öngörmede belirleyicidir. Künt travmada — trafik kazaları, yüksekten düşme, darp — hasar yaygın ve çok bölgeli olabilir; penetran travmada ise yol izlenerek organ hasarı tahmin edilir. Patlama yaralanmaları basınç dalgası, parçacık, savrulma ve yanık bileşenlerini birlikte içerir. Yaşlılarda düşük enerjili düşmeler bile ağır yaralanmaya yol açabilir; antitrombotik kullanımı kanama riskini artırır ve bu grupta ölüm oranları yüksektir.
Değerlendirme sistematik yapılır. Birincil bakıda havayolu ve boyun stabilizasyonu, solunum, dolaşım ve kanama denetimi, nörolojik durum ve hastanın tümüyle soyularak muayenesi sırayla ele alınır; saptanan yaşamsal sorun bulunduğu anda tedavi edilir. İkincil bakıda ayrıntılı öykü ve baştan ayağa muayene yapılır. Yatak başı ultrasonografi ile karın içi ve perikardiyal sıvı hızla değerlendirilir; hemodinamik olarak dengeli hastada tüm vücut bilgisayarlı tomografisi ayrıntılı bilgi sağlar. Dengesiz hastada görüntüleme için ameliyathaneye geçiş geciktirilmemelidir.
Kanama, önlenebilir travma ölümlerinin başlıca nedenidir. Yönetim hasar denetimli resüsitasyon ilkelerine dayanır: kanamanın hızla durdurulması, aşırı kristalloid kullanımından kaçınılması, dengeli oranlarda kan ürünü verilmesi, kesin denetime kadar kan basıncının ölçülü tutulması ve hastanın ısıtılması. Hipotermi, asidoz ve koagülopatiden oluşan ölümcül üçlü, bu ilkelerin gerekçesidir. Traneksamik asidin erken uygulanması ölüm oranını azaltır. Viskoelastik testler, eksik bileşenin hızla belirlenmesini sağlar. Ağır kanamada masif transfüzyon protokolleri devreye alınır ve iyonize kalsiyum yakından izlenir.[2]
Travmatik beyin hasarı eşlik ettiğinde yaklaşım değişir: izin verilen hipotansiyon stratejisi uygulanmaz, yeterli serebral perfüzyon basıncı korunur, hipoksi ve hiperkapniden kaçınılır. Bu iki hedefin çatıştığı durumlarda beyin perfüzyonunun korunması öncelik kazanır.
Hasar denetimli cerrahi, ağır yaralı hastada kesin onarım yerine kanama ve kirlenmenin hızla denetlenip hastanın yoğun bakımda dengelenmesini, kesin onarımın sonraya bırakılmasını öngörür. Karın kapatılmadan bırakılan hastalarda karın içi basınç artışı ve abdominal kompartman sendromu açısından izlem gerekir. Ekstremite yaralanmalarında kompartman sendromu, ezilme yaralanmalarında rabdomiyoliz ve hiperkalemi öncelikli sorunlardır.
Erken dönem sonrası bakımda enfeksiyon önleme, venöz tromboembolizm profilaksisi, ağrı yönetimi, beslenme desteği, erken mobilizasyon ve rehabilitasyon yer alır. Gözden kaçan yaralanmaların saptanması için üçüncül bakı önerilir; bilinci kapalı ya da çok bölgeli yaralanması olan hastalarda küçük kırıklar ve yumuşak doku yaralanmaları sıklıkla ilk değerlendirmede atlanır.
Travma bakımının sonucu, tek bir girişimden çok sistem düzeyinde örgütlenmeye bağlıdır: olay yerinde doğru triyaj, uygun merkeze hızlı nakil, önceden hazırlanmış travma ekibi, protokoller ve kalite denetimi. Korunma ise en etkili yaklaşımdır: emniyet kemeri ve kask kullanımı, hız denetimi, alkollü araç kullanımının önlenmesi, iş güvenliği önlemleri ve yaşlıda düşme riskinin azaltılması.
Eş anlamlılar
- Yaralanma