Viskoelastik testler
Viskoelastik testler (İng. viscoelastic tests), tam kan örneğinde pıhtı oluşumunun başlamasından çözülmesine kadar geçen süreci gerçek zamanlı olarak ölçen yatak başı hemostaz testleridir. Tromboelastografi ve rotasyonel tromboelastometri başlıca yöntemleridir.
Etimoloji
Adlandırma, oluşan pıhtının hem akışkan (viskoz) hem esnek (elastik) mekanik özelliklerinin ölçülmesinden gelir.
Klinik bağlam
Geleneksel pıhtılaşma testleri — protrombin zamanı ve aktive parsiyel tromboplastin zamanı — plazmada ve trombositsiz ortamda, yalnızca fibrin oluşumunun başlangıcına kadar geçen süreyi ölçer. Buna karşılık viskoelastik testler tam kanda çalışılır; trombositlerin, fibrinojenin, pıhtılaşma faktörlerinin ve fibrinolitik sistemin etkileşimini bir bütün olarak yansıtır. Bu nedenle pıhtının ne kadar hızlı oluştuğu, ne kadar sağlam olduğu ve zamanla çözülüp çözülmediği hakkında bilgi verir.[1]
Ölçülen başlıca değişkenler pıhtılaşmanın başlama süresi, pıhtının oluşma hızı, ulaştığı en yüksek sağlamlık ve belirli bir süre sonundaki çözülme oranıdır. Farklı reaktiflerle çalışılan kanallar sayesinde bozukluğun kaynağı ayrıştırılabilir: başlama süresinin uzaması pıhtılaşma faktörlerinin eksikliğini ya da heparin etkisini, en yüksek sağlamlığın düşmesi fibrinojen eksikliğini ya da trombosit yetersizliğini, erken çözülme ise aşırı fibrinolizi düşündürür. Heparinaz içeren kanalın karşılaştırmalı kullanımı, heparin etkisini diğer nedenlerden ayırır.
Klinik kullanım alanlarının başında büyük kanamalar gelir. Kalp cerrahisi, karaciğer nakli, ağır travma ve doğum sonrası kanamada, testlerin yönlendirdiği hedefe yönelik tedavi; ampirik ya da sabit oranlı kan ürünü kullanımına göre transfüzyon gereksinimini azaltır. Kanıtlar, kalp cerrahisi ve karaciğer naklinde bu yaklaşımın allojenik kan ürünü kullanımını belirgin biçimde düşürdüğünü göstermektedir. Travmada ise özellikle hiperfibrinolizin erken saptanması ve fibrinojen eksikliğinin hızlı düzeltilmesi açısından değerlidir.[2]
Yöntemin en belirgin üstünlüğü hızıdır: ilk yorumlanabilir bilgi dakikalar içinde elde edilir, oysa geleneksel testlerin sonuçlanması çoğu kez kırk dakikayı aşar. Kanamanın hızla ilerlediği durumlarda bu süre farkı tedavi kararlarını doğrudan etkiler. Ayrıca sonuçların grafik olarak sunulması, hangi bileşenin eksik olduğunun ekipçe hızla değerlendirilmesini kolaylaştırır ve gereksiz taze donmuş plazma kullanımını azaltır.
Sınırlılıkları da açıkça bilinmelidir. Testler trombosit sayısını ve işlevini ayrı ayrı değerlendirmez; antiagregan ilaçların etkisini standart kanallarla göstermez, bunun için özel trombosit işlev testleri gerekir. Doğrudan etkili oral antikoagülanların etkisine duyarlılığı sınırlıdır; bu ilaçların varlığında normal sonuç yanıltıcı olabilir. Von Willebrand hastalığı ve faktör XIII eksikliği gibi bozukluklar gözden kaçabilir. Ayrıca ölçüm cihaz dışında değil, kan alındıktan hemen sonra yapılmalıdır; örneğin bekletilmesi sonuçları bozar. Hipotermi ve asidoz hastada koagülopatiye yol açsa da testler standart sıcaklıkta çalışıldığından bu etkiyi göstermez — klinik uygulamadaki önemli bir tuzaktır.
Sonuçların yorumu her zaman klinik bağlamda yapılmalıdır. Kanamayan hastada saptanan anormal değerler tek başına transfüzyon endikasyonu oluşturmaz; tersine, cerrahi kanama kaynağı bulunan hastada normal test sonuçları kan ürünü değil, kaynak denetimi gerektiğini gösterir. Bu ayrım, gereksiz transfüzyonun ve tedavi gecikmesinin önlenmesinde belirleyicidir.
Yöntemin etkin kullanımı, önceden tanımlanmış tedavi algoritmalarıyla birleştirilmesine bağlıdır; hangi değerin hangi eşiği aştığında fibrinojen konsantresi, trombosit süspansiyonu, protrombin kompleks konsantresi ya da antifibrinolitik verileceği kurumsal olarak belirlenmelidir. Eğitim ve düzenli kalite denetimi, sonuçların doğru yorumlanması açısından gereklidir.
Eş anlamlılar
- Tromboelastografi
- Rotasyonel tromboelastometri