İçeriğe atla

Serebral perfüzyon basıncı

DrSozluk sitesinden

Serebral perfüzyon basıncı (İng. cerebral perfusion pressure), beyni besleyen kan akımını sürdüren net basınç farkıdır; ortalama arter basıncı ile intrakraniyal basınç arasındaki fark olarak hesaplanır. Kısaltması SPB'dir.

Etimoloji

Latince perfundere (üzerine dökmek, sulamak) eyleminden türetilen perfüzyon sözcüğü, dokunun kanla beslenmesini anlatır.

Klinik bağlam

Beyin, oksijen ve glukoz depolamadığından kesintisiz kan akımına bağımlıdır. Akımı belirleyen basınç, sistemik arter basıncından kafa içi basıncın çıkarılmasıyla elde edilir; santral venöz basınç kafa içi basıncı aştığında hesaplamada onun kullanılması gerekir. Bu ilişki, nörolojik yoğun bakımın temel formülüdür ve iki değişkenin birlikte yönetilmesi gerektiğini gösterir: kafa içi basıncın düşürülmesi kadar arter basıncının yeterli tutulması da önemlidir.[1]

Sağlıklı beyinde serebral otoregülasyon, geniş bir basınç aralığında kan akımını sabit tutar; damarlar basınç düştüğünde genişler, yükseldiğinde büzülür. Kronik hipertansiyonda bu aralık yukarı kayar; bu nedenle hipertansif hastada "normal" bir basınç değeri iskemiye yol açabilir. Travmatik beyin hasarı, subaraknoid kanama ve ağır sepsiste otoregülasyon bozulur; akım doğrudan basınca bağımlı hale gelir ve hem düşük hem yüksek basınç zararlıdır. Otoregülasyonun bozulduğu beyinde basıncın yükselmesi, damar yatağında hiperemi ve ödem artışına yol açabilir.

Serebral kan akımını etkileyen ikinci güçlü etken karbondioksit basıncıdır: hiperkapni damar genişlemesi yaparak akımı ve kafa içi hacmi artırır, hipokapni ise damar büzülmesiyle akımı azaltır. Bu nedenle nörolojik yoğun bakımda normokapninin korunması temel ilkedir; hiperventilasyon yalnızca kısa süreli kurtarma önlemi olarak kullanılır, sürekli uygulanması iskemi yaratır. Oksijen basıncındaki belirgin düşüş de damar genişlemesine yol açar.

Klinik uygulamada perfüzyon basıncının belirli bir aralıkta tutulması hedeflenir; yetişkin travmatik beyin hasarında genellikle 60 mmHg dolayında bir alt sınır benimsenir ve hedef hastaya göre bireyselleştirilir. Aşırı yüksek değerlere ulaşmak için agresif sıvı ve vazopresör kullanımının, akut solunum sıkıntısı sendromu riskini artırdığı ve yarar sağlamadığı gösterilmiştir. Bu nedenle güncel yaklaşım, tek bir evrensel hedef yerine otoregülasyon durumuna göre kişiselleştirilmiş hedefler belirlemeye yönelmiştir; basınç reaktivite indeksi gibi ölçütlerle en uygun aralık tahmin edilmeye çalışılır.[2]

Hesaplamanın doğruluğu, arter basıncı ölçümünün doğru referans noktasına göre yapılmasına bağlıdır. Arteriyel kateter dönüştürücüsünün kalp yerine kulak seviyesine — foramen Monro düzeyine — göre sıfırlanması önerilir; kalp seviyesine göre sıfırlama, özellikle baş yukarı pozisyondaki hastada perfüzyon basıncını olduğundan yüksek gösterir. Bu ayrıntının atlanması sık bir hatadır.

Perfüzyon basıncının korunmasında pratik önlemler şunlardır: kafa içi basıncı yükselten etkenlerin giderilmesi — baş ve boynun nötr pozisyonda tutulması, boyun venlerinin serbest bırakılması, ateş, ağrı, ajitasyon ve nöbetin denetlenmesi, uygun sedasyon —, hacim durumunun korunması ve gerektiğinde vazopresör desteği. Hiperozmolar tedavi kafa içi basıncı düşürerek dolaylı yoldan perfüzyon basıncını artırır. Pozitif ekspiryum sonu basıncın yüksek düzeyleri venöz dönüşü ve dolayısıyla kafa içi basıncı etkileyebilir; ancak akciğer korumasının da gözetilmesi gerekir.

Perfüzyon basıncı tek başına yeterli bir gösterge değildir; normal değerler bölgesel iskemiyi dışlamaz. Bu nedenle beyin dokusu oksijen basıncı ölçümü, transkraniyal Doppler, serebral oksimetre ve mikrodiyaliz gibi tamamlayıcı yöntemler kullanılır. İzlemin amacı sayısal bir hedefe ulaşmak değil, ikincil beyin hasarını önlemektir.

Eş anlamlılar

  • SPB
  • Beyin perfüzyon basıncı

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Ropper AH ve ark., Adams and Victor's Principles of Neurology, 12. baskı, 2023.
  2. Carney N ve ark., Guidelines for the Management of Severe Traumatic Brain Injury, Brain Trauma Foundation, 4. baskı, 2017.