İçeriğe atla

Spontan solunum denemesi

DrSozluk sitesinden

Spontan solunum denemesi (İng. spontaneous breathing trial), mekanik ventilasyon uygulanan hastanın destek azaltılarak kendi solunumunu sürdürüp sürdüremeyeceğinin değerlendirildiği denemedir.

Etimoloji

Hastanın kendi solunum çabasının sınandığını anlatan betimleyici bir terimdir.

Klinik bağlam

Ventilatörden ayırma sürecinin merkezinde bu deneme yer alır. Amaç, hastanın ekstübasyona hazır olup olmadığını nesnel biçimde değerlendirmektir. Uzamış ventilasyon; pnömoni, diyafram güçsüzlüğü, deliryum ve ölüm oranında artışla ilişkilidir. Buna karşılık erken ve başarısız ekstübasyon da riskli olduğundan, kararın yapılandırılmış biçimde verilmesi gerekir.[1]

Sürecin en önemli ilkesi, hazır olma durumunun her gün değerlendirilmesidir. Ventilasyonu gerektiren neden düzeliyorsa, hasta yeterli oksijenlenmeyi düşük destekle sağlıyorsa, hemodinamik olarak kararlıysa ve solunum çabası varsa deneme yapılır. Bu günlük tarama uygulanmadığında, ayırma kararı sezgisel olarak verilir ve ventilasyon süresi gereksiz uzar — bu, yoğun bakımdaki en sık gecikme nedenlerindendir.

Deneme, düşük düzeyde basınç desteğiyle ya da T tüp aracılığıyla belirli bir süre boyunca yapılır. Süresi kısa tutulmalıdır; uzun denemeler yorgunluğa yol açarak yanlış başarısızlığa neden olabilir.

Başarısızlık ölçütleri şunlardır: solunum sayısının belirgin artması, yüzeyel ve hızlı solunum örüntüsü, yardımcı kas kullanımı, paradoksal karın hareketi, terleme, huzursuzluk, taşikardi, kan basıncı değişiklikleri, oksijenlenmenin bozulması ve bilinç durumunda kötüleşme. Hızlı yüzeyel solunum indeksi, solunum sayısının tidal hacme oranıyla hesaplanır ve öngörüde kullanılır; ancak tek başına karar verdirici değildir.

Deneme başarısız olduğunda, hasta yorulmadan destek geri artırılmalı ve neden araştırılmalıdır. Sık nedenler yetersiz tedavi edilmiş enfeksiyon, sıvı yüklenmesi, kalp yetersizliği, bronkospazm, ağrı, anksiyete, aşırı sedasyon, elektrolit bozuklukları — özellikle fosfor, potasyum ve magnezyum — , malnütrisyon, diyafram güçsüzlüğü ve deliryumdur. Bu nedenlerin sistematik olarak taranması, izleyen denemelerin başarısını belirler. Ayrıca yalnızca gövde pozisyonunun düzeltilmesi ve baş yüksekliğinin sağlanması bile solunum mekaniklerini iyileştirir.

Deneme başarısı, ekstübasyon başarısıyla eş anlamlı değildir. İkinci ve ayrı bir değerlendirme gerekir: hastanın havayolunu koruyabilmesi, öksürük gücünün yeterli olması, sekresyon miktarının yönetilebilir düzeyde olması ve bilinç durumunun uygun olması aranır. Zayıf öksürük ve bol sekresyon, denemeyi geçen bir hastada bile başarısızlığa yol açar; bu ayrımın gözden kaçması sık bir hatadır.

Kaf kaçak testi, uzun süre entübe kalan ve havayolu ödemi riski yüksek hastalarda kullanılır; kaçak bulunmaması ekstübasyon sonrası stridor riskini gösterir. Yüksek riskli hastalarda önceden kortikosteroid verilmesi bu riski azaltır.

Ekstübasyon sonrası dönem, sürecin ayrılmaz parçasıdır. Yüksek riskli hastalarda — ileri yaş, kronik akciğer hastalığı, kalp yetersizliği, uzamış ventilasyon — koruyucu amaçla noninvazif ventilasyon ya da yüksek akımlı nazal oksijen uygulanması, yeniden entübasyon oranını azaltır. Ancak solunum yetmezliği geliştikten sonra noninvazif desteğe başvurulması ve entübasyonun geciktirilmesi zararlıdır; bu ayrım kritik önemdedir.

Süreç, ayırma protokolleri ve sedasyon yönetimiyle birlikte ele alınmalıdır. Günlük sedasyon kesilmesiyle eş zamanlı yapılan denemelerin, ventilasyon süresini ve yoğun bakımda kalışı kısalttığı gösterilmiştir. Erken mobilizasyon ve deliryum önleme uygulamaları, sonucu belirleyen diğer bileşenlerdir.

Yinelenen başarısızlıklarda uzun süreli ayırma söz konusudur; bu hastalarda trakeostomi, konfor ve ayırma sürecinin yönetimi açısından değerlendirilir.

Eş anlamlılar

  • Weaning denemesi

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Marino PL, Marino's The ICU Book, 4. baskı, 2014.