Hasta kontrollü analjezi
Hasta kontrollü analjezi (İng. patient-controlled analgesia), hastanın ağrı duyduğunda önceden programlanmış dozu kendisinin uygulamasına olanak veren pompa aracılığıyla ağrı tedavisi yöntemidir.
Etimoloji
İngilizce patient-controlled analgesia teriminin Türkçe karşılığıdır.
Klinik bağlam
Yöntemde hasta, bir düğmeye basarak küçük bir ilaç dozu alır. Pompa, iki güvenlik ölçütüyle programlanır: her istek arasında geçmesi gereken kilitli süre ve belirli bir zaman diliminde verilebilecek en yüksek toplam doz. Böylece ilaç, hastanın gereksinimi doğrultusunda ve kararlı bir kan düzeyinde verilir.[1]
Yöntemin en büyük üstünlüğü, ağrı ile ilaç arasındaki gecikmenin ortadan kalkmasıdır. Gerektikçe uygulanan geleneksel yöntemde hastanın ağrısını bildirmesi, ilacın hazırlanması ve uygulanması arasında geçen süre ağrının yerleşmesine yol açar. Ayrıca hastanın kendi denetiminde olması, kaygıyı azaltır ve memnuniyeti artırır.
En sık morfin, fentanil ve hidromorfon kullanılır. Uygulama damar yolundan yapılabildiği gibi epidural yoldan da yürütülebilir.
Yöntemin güvenliği, temel bir ilkeye dayanır: aşırı doz alan hasta uykuya dalar ve düğmeye basamaz. Bu doğal geri bildirim düzeneği, sistemin en önemli koruyucusudur. Bu nedenle en kritik güvenlik kuralı, düğmeye yalnızca hastanın basmasıdır. Yakınların ya da sağlık çalışanlarının iyi niyetle basması, bu koruma düzeneğini ortadan kaldırır ve ölümcül solunum baskılanmasına yol açar. Bu durum, alanda en iyi belgelenmiş ciddi hata türüdür ve hasta ile yakınlarına açıkça anlatılmalıdır.
Sürekli bazal infüzyon eklenmesi de aynı korumayı zayıflatır. Opioid kullanmamış hastalarda bazal infüzyon, yararı artırmadan solunum baskılanması riskini yükseltir; bu nedenle rutin olarak önerilmez. Uzun süredir opioid kullanan hastalarda ise ayrı değerlendirme gerekir.
Yöntem, her hasta için uygun değildir. Düğmenin işlevini kavrayamayan, bilişsel bozukluğu olan, ileri derecede güçsüz ya da uyum sağlayamayan hastalarda kullanılmaz.
İzlemde ağrı düzeyi, sedasyon derecesi, solunum sayısı ve oksijen doygunluğu düzenli olarak değerlendirilir. Sedasyon düzeyi, solunum baskılanmasının en erken göstergesidir ve solunum sayısından önce değişir; yalnızca oksijen doygunluğuna güvenmek, özellikle oksijen desteği alan hastada tehlikelidir. Kapnografi ile solunum izlemi, riskli hastalarda ek güvenlik sağlar.
Obstrüktif uyku apnesi olan hastalar, obezler, yaşlılar, böbrek işlev bozukluğu bulunanlar ve eş zamanlı sedatif kullananlar yüksek risklidir. Böbrek yetmezliğinde morfinin etkin yıkım ürünleri birikerek uzamış baskılanmaya yol açar.
Yan etkiler arasında bulantı, kaşıntı, kabızlık, idrar retansiyonu ve sedasyon bulunur; bunlar ayrıca tedavi edilir.
Yöntemin etkinliği, çok yönlü ağrı tedavisiyle birleştirildiğinde artar; parasetamol, iltihap giderici ilaçlar ve bölgesel bloklarla birlikte kullanımı opioid gereksinimini azaltır.
Pompa programlama hataları, ilaç derişimi karışıklıkları ve yanlış ilaç yüklenmesi ciddi zarar doğurur; standart derişimler ve çift kontrol bu riski azaltır.
Eş anlamlılar
- Hastanın denetlediği ağrı tedavisi
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Gropper MA ve ark. (ed.), Miller's Anesthesia, 9. baskı, 2020.