Agorafobi
Agorafobi (İng. agoraphobia; Yun. agora, meydan + phobos, korku), kaçmanın güç ya da yardım almanın olanaksız olabileceği ortamlardan belirgin korku ve kaçınmadır.
Etimoloji
Yunanca agora (meydan, pazar yeri) ve phobos (korku) sözcüklerinden türetilmiştir.
Klinik bağlam
Tanım, yalnızca açık alan korkusuyla sınırlı değildir. Toplu taşıma, kapalı alanlar, kuyrukta ya da kalabalıkta bulunma, açık alanlar ve evden yalnız çıkma başlıca korkulan durumlardır.[1]
Korkunun kaynağı, ortamın kendisi değil; o ortamda kaygı belirtileri geliştiğinde kaçamama ya da yardım alamama düşüncesidir. Bu ayrım, hastalığın anlaşılmasında temel noktadır.
Sıklıkla panik atak öyküsüyle başlar. Kişi, atağın yaşandığı ortamdan kaçınmaya başlar; kaçınma davranışı yayılır ve giderek yaşam alanı daralır.
İleri olgularda kişi evden çıkamaz hale gelir; bu, hastalığın en engelleyici sonucudur.
Kaçınma, kısa vadede kaygıyı azalttığı için pekişir; bu döngü, hastalığın sürmesinin temel düzeneğidir.
Eşlik eden durumlar sıktır: depresyon, diğer kaygı bozuklukları ve madde kullanımı.
Tanı klinik ölçütlerle konur. Ancak bedensel nedenlerin dışlanması gerekir; kaygı belirtileriyle seyreden tablolar arasında hipertiroidi, ritim bozuklukları, hipoglisemi, feokromositoma, astım ve ilaç etkileri bulunur.
Aşırı kafein alımı ve uyarıcı madde kullanımı, belirtileri taklit eder ya da artırır; sorgulanmalıdır.
Karşıt hata da yaygındır: kaygı bozukluğu tanısı konmuş hastada yeni ortaya çıkan bedensel belirtilerin doğrudan kaygıya bağlanması. Bu tanısal gölgeleme, ciddi hastalıkların gözden kaçmasına yol açar.
Tedavide bilişsel davranışçı terapi ilk seçenektir; maruz bırakma temelli yaklaşım en etkili bileşendir. Kaçınmanın kademeli olarak azaltılması, döngüyü kırar.
İlaç tedavisinde seçici serotonin geri alım engelleyicileri kullanılır; başlangıçta kaygıyı geçici olarak artırabileceğinden düşük dozla başlanır ve hasta bilgilendirilir.
Benzodiazepinler hızlı rahatlama sağlar; ancak bağımlılık riski ve maruz bırakma terapisinin etkinliğini azaltmaları nedeniyle sürekli kullanımdan kaçınılır.
Bu ilaçların yalnızca korkulan ortama girerken kullanılması, güvenlik davranışı haline gelerek iyileşmeyi engeller; bu, sık gözden kaçan bir tedavi sorunudur.
Hastanın belirtilerinin gerçek olduğunun ancak tehlikeli olmadığının anlatılması, tedavinin önemli bir adımıdır.
İşlevsellik kaybı belirgin olduğundan, tedavi hedefleri arasında yalnızca belirti azalması değil, günlük yaşama dönüş de yer almalıdır.
Eş anlamlılar
- Alan korkusu
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Sadock BJ ve ark., Kaplan & Sadock's Synopsis of Psychiatry, 12. baskı, 2021.