İçeriğe atla

Histamin

DrSozluk sitesinden
15.59, 24 Ağustos 2026 tarihinde Serkan (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 401 numaralı sürüm (Bot: yeni madde)
(fark) ← Önceki sürüm | Güncel sürüm (fark) | Sonraki sürüm → (fark)

Histamin (İng. histamine), mast hücreleri ve bazofillerde depolanan, alerjik yanıt, mide asit salgısı ve sinir iletiminde görev alan biyojen amindir. Salınımı, damar genişlemesi ve geçirgenlik artışıyla sonuçlanır.

Etimoloji

Ad, dokuyu belirten Yunanca histos sözcüğü ile amin grubunun birleşiminden gelir; maddenin dokularda yaygın biçimde bulunmasına gönderme yapar.

Klinik bağlam

Histamin, aminoasit histidinden sentezlenir ve mast hücrelerinin granüllerinde depolanır. Salınım, immünoglobulin E aracılı alerjik uyarımla ya da bu yolaktan bağımsız olarak bazı ilaçların doğrudan etkisiyle gerçekleşir. Etkileri dört reseptör alt tipi üzerinden ortaya çıkar ve klinik farmakolojinin temelini bu ayrım oluşturur. H1 reseptörleri damar genişlemesi, geçirgenlik artışı, bronş düz kasında kasılma, kaşıntı ve sinir uçlarının uyarılmasından sorumludur. H2 reseptörleri mide paryetal hücrelerinde asit salgısını uyarır ve kalpte hız ile kasılmayı artırır. H3 reseptörleri merkezi sinir sisteminde nörotransmitter salınımını düzenler, H4 reseptörleri ise bağışıklık hücrelerinin göçünde rol oynar.[1]

Klinik tabloların başında alerjik hastalıklar gelir. Anafilakside yaygın mast hücre degranülasyonu, damar direncinin ani düşmesi, sıvının damar dışına kaçması ve bronkospazm ile sonuçlanır; tabloda histamin başlıca ancak tek aracı değildir. Burada kritik bir nokta vardır: anafilakside birincil tedavi antihistaminik değil, gecikmeden kas içine uygulanan adrenalindir — antihistaminikler yalnızca deri belirtilerini hafifletir, dolaşım çöküşünü geri çevirmez. Ürtiker ve alerjik rinitte ise H1 blokerleri temel tedavidir.

Ayrı ve önemli bir kavram, alerjik olmayan doğrudan salınımdır. Bazı ilaçlar mast hücrelerini immünolojik olmayan yoldan uyararak histamin salınımına yol açar; atrakuryum, morfin, vankomisin (hızlı infüzyonda) ve bazı kontrast maddeler bu grupta yer alır. Ortaya çıkan tablo — deride kızarıklık, hipotansiyon, taşikardi — anafilaksiye benzer ancak bağışıklık aracılı değildir; bu ayrım, ilacın gelecekte kullanılıp kullanılamayacağını belirlediği için klinik açıdan önemlidir. Uygulama hızının yavaşlatılması çoğu olguda sorunu çözer.

Mide asit salgısındaki rolü, H2 reseptör blokerlerinin peptik ülser ve reflü tedavisindeki yerini doğurmuştur; bu ilaçlar proton pompası inhibitörlerinin yaygınlaşmasıyla ikinci plana düşmüşse de stres ülseri profilaksisi gibi alanlarda kullanılmayı sürdürür. Merkezi sinir sisteminde histamin uyanıklığın sürdürülmesinde rol oynar; birinci kuşak antihistaminiklerin kan-beyin engelini geçerek sedasyon yapması bu etkiye bağlıdır ve aynı özellik yaşlılarda deliryum ile düşme riskini artırır. İkinci kuşak ajanlar bu engeli geçmedikleri için tercih edilir.

Aşırı histamin durumları arasında mastositoz ve mast hücre aktivasyon sendromları bulunur; bu hastalarda anestezi, girişim, enfeksiyon ve stres ağır degranülasyonu tetikleyebilir. Bu nedenle bilinen mastositozu olan hastalarda ameliyat çevresi dönemde histamin salgılatıcı ilaçlardan kaçınılması ve önleyici tedavi planlanması standart yaklaşımdır. Ayrıca bozulmuş balık tüketimiyle ortaya çıkan skombroid zehirlenmesi, besindeki yüksek histamin içeriğine bağlı olarak anafilaksiyi taklit eder ve antihistaminiklerle tedavi edilir.[2]

Laboratuvar açısından, akut reaksiyondan sonra alınan serum triptaz düzeyi mast hücre degranülasyonunu gösterir ve anafilaksi tanısını destekler; örneğin doğru zamanda alınması ve bazal düzeyle karşılaştırılması gerekir.

Klinik tuzakların başında, anafilakside adrenalin yerine antihistaminik ve kortikosteroide güvenilmesi gelir; bu gecikme ölümcül olabilir. Bir diğeri, ilaca bağlı doğrudan histamin salınımının gerçek alerji sanılarak hastanın gereksiz yere ömür boyu o ilaçtan mahrum bırakılmasıdır.

Eş anlamlılar

  • Histamin bazı

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Brunton LL ve ark. (ed.), Goodman & Gilman's The Pharmacological Basis of Therapeutics, 13. baskı, 2018.
  2. Loscalzo J ve ark. (ed.), Harrison's Principles of Internal Medicine, 21. baskı, 2022.