Aort darlığı
Aort darlığı (İng. aortic stenosis), aort kapağının daralarak sol ventrikülden aortaya kan atılımını engellemesidir. Erişkinde en sık görülen kapak hastalığıdır.
Etimoloji
Yunanca daralma anlamındaki stenosis sözcüğünden türetilmiştir.
Klinik bağlam
Başlıca nedenler yaşa bağlı dejeneratif kalsifikasyon, iki yapraklı doğuştan kapak ve romatizmal kapak hastalığıdır. İki yapraklı kapak, darlığın daha genç yaşlarda ortaya çıkmasına yol açar ve aort genişlemesiyle birlikte bulunabilir. Kalsifik süreç, basit bir aşınma değil; iltihap, lipit birikimi ve kemikleşme benzeri etkin bir hastalık sürecidir.[1]
Daralma karşısında sol ventrikül basınç yükünü karşılamak için kalınlaşır. Bu uyum bir süre debiyi korur; ancak gevşeme bozulur, dolum basınçları yükselir ve kalp kasının oksijen gereksinimi artarken kılcal dolaşım göreli olarak yetersiz kalır. Bu nedenle koroner arterleri normal olan hastalarda bile anjina görülebilir.
Klasik belirti üçlüsü anjina, senkop ve kalp yetersizliğidir. Bu belirtilerin ortaya çıkması dönüm noktasıdır: belirtisiz dönemde seyir iyiyken, belirti başladıktan sonra tedavisiz sağkalım belirgin biçimde kısalır. Bu nedenle belirtilerin sorgulanması hayati önemdedir. Yaşlı hastaların etkinliklerini fark etmeden kısıtlaması, belirtilerin gizlenmesine yol açar; "yaşlılıktan" denilerek geçiştirilmesi sık bir hatadır.
Muayenede sağ ikinci aralıkta karotislere yayılan sistolik üfürüm, nabzın geç ve zayıf yükselmesi ve ikinci sesin şiddetinin azalması bulunur. Ancak ileri darlıkta üfürüm paradoksal biçimde hafifleyebilir; bu, tanıyı gizleyen bir tuzaktır.
Tanı ve derecelendirme ekokardiyografiyle yapılır. Debinin düştüğü olgularda gradyan düşük ölçülebilir; bu durumda düşük akımlı-düşük gradyanlı darlık söz konusudur ve dobutamin ile yapılan değerlendirme ya da kalsiyum skorlaması kullanılır. Yalnızca gradyana bakılarak darlığın hafif sanılması, ciddi bir değerlendirme hatasıdır.
Tedavide etkili bir ilaç yoktur; hastalığın ilerlemesini yavaşlatan bir tedavi gösterilememiştir. Belirti veren ciddi darlıkta ve seçilmiş belirtisiz olgularda kapak değişimi endikedir. İki yöntem vardır: cerrahi kapak replasmanı ve transkateter aort kapak implantasyonu. Kateter yöntemi başlangıçta yüksek riskli hastalar için geliştirilmiş, ardından orta ve düşük riskli gruplarda da uygun seçeneklerden biri hâline gelmiştir. Karar, yaş, anatomi, eşlik eden hastalıklar ve beklenen yaşam süresi gözetilerek kalp ekibi tarafından verilir. Balon valvüloplasti kalıcı çözüm sağlamaz; köprü tedavi olarak sınırlı kullanılır.
Klinik yönetimde hemodinamik ilkeler kritiktir. Bu hastalarda sinüs ritmi ve atriyumun katkısı önemlidir; atriyal fibrilasyon gelişmesi debiyi belirgin biçimde düşürebilir. Taşikardi, hem dolum süresini hem koroner perfüzyonu azalttığından kötü tolere edilir. Sistemik damar direncindeki ani düşüş tehlikelidir; koroner perfüzyon basıncı düşer ve kısır döngü başlayabilir. Bu nedenle vazodilatör ilaçlar, nitratlar ve spinal anestezi dikkatle kullanılmalı, hipovolemiden kaçınılmalıdır. Anestezi yönetiminde yavaş, sinüs ritmi, yeterli önyük ve korunmuş damar direnci hedeflenir.
Kanama açısından, ileri darlıkta von Willebrand faktörünün yüksek makaslama gerilimi altında parçalanması edinsel kanama eğilimi yaratır; sindirim sistemi anjiyodisplazileriyle birlikte görüldüğünde Heyde sendromu olarak adlandırılır ve kapak girişimi sonrası kanamalar geriler.
Belirtisiz hastalarda düzenli ekokardiyografik izlem, belirtilerin sorgulanması ve egzersiz testiyle gizli belirtilerin ortaya çıkarılması önerilir.
Eş anlamlılar
- Aort stenozu
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ European Society of Cardiology, Guidelines for the Management of Valvular Heart Disease, 2021.