İçeriğe atla

Brakiyal pleksus

DrSozluk sitesinden

Brakiyal pleksus (İng. brachial plexus; Lat. plexus brachialis), üst ekstremitenin motor ve duyusal uyarımını sağlayan sinir ağıdır. C5-T1 omurilik köklerinden oluşur.

Etimoloji

Latince kola ait anlamındaki brachialis ile ağ, örgü anlamındaki plexus sözcüklerinden oluşur.

Klinik bağlam

Ağ, beş kökten başlar; bu kökler birleşerek üç gövdeyi, gövdeler bölünerek altı dalı, bunlar da üç kordu oluşturur ve sonunda uç sinirlere ayrılır. Kökler, boyunda ön ve orta skalen kaslar arasından geçer; ardından klavikula altından ve aksillaya doğru ilerler. Bu anatomik seyir, farklı düzeylerde uygulanan sinir bloklarının temelini oluşturur.[1]

Başlıca uç dalları median sinir, ulnar sinir, radial sinir, muskulokutanöz sinir ve aksiller sinirdir. Ayrıca uzun torasik sinir, supraskapular sinir ve torakodorsal sinir gibi dallar da bu ağdan çıkar.

Yaralanmalar, tutulan düzeye göre farklı tablolar oluşturur. Üst kökler — C5-C6 — zedelendiğinde Erb felci gelişir; kol içe dönük, dirsek gergin ve avuç arkaya bakar biçimde durur. Doğum travması ve motosiklet kazaları tipik nedenlerdir. Alt kökler — C8-T1 — zedelendiğinde Klumpke felci ortaya çıkar; elin küçük kasları etkilenir ve pençe el görünümü gelişir; sempatik lifler de tutulursa Horner sendromu eşlik eder. Horner sendromunun varlığı, kökün omurilikten ayrıldığı — avülsiyon — ağır bir yaralanmayı düşündüren önemli bir bulgudur ve cerrahi planlamayı değiştirir.

Torasik çıkış sendromunda ağ, klavikula ile birinci kaburga arasında ya da skalen kaslar düzeyinde sıkışır; kolda ağrı, uyuşma ve güçsüzlük görülür. Nörojenik biçim enderdir; damarsal biçimlerde tromboz ve emboli gelişebilir.

Pancoast tümörü, akciğer tepesinde yerleşerek alt kökleri tutar; omuz ve kol iç yüzünde ağrı, elde güçsüzlük ve Horner sendromu üçlüsü tipiktir. Bu örüntünün kas-iskelet kaynaklı sanılması, akciğer kanseri tanısının gecikmesine yol açan önemli bir tuzaktır.

Nevraljik amiyotrofi, ani ve şiddetli omuz ağrısının ardından günler içinde gelişen güçsüzlükle seyreder; enfeksiyon, aşılama ya da cerrahi sonrası ortaya çıkabilir ve çoğunlukla aylar içinde düzelir. Radyoterapi sonrası pleksopati ise geç dönemde, ağrısız güçsüzlükle ortaya çıkar ve tümör nüksünden ayırt edilmesi gerekir.

Ameliyathanede pozisyona bağlı yaralanmalar önemli bir başlıktır. Kolun aşırı dışa açılması, başın karşı tarafa aşırı çevrilmesi, uygunsuz omuz desteği ve uzun süreli baş aşağı pozisyon, ağın gerilmesine ya da basıya uğramasına yol açar. Genel anestezi altında koruyucu refleksler bulunmadığından bu riskler artar. Korunmada kolun belirli bir açıyı aşmaması, ön kolun uygun konumda tutulması, yumuşak destek kullanımı ve pozisyonun kayıt altına alınması önerilir.

Bölgesel anestezide ağ, farklı düzeylerden bloke edilir: interskalen yaklaşım omuz cerrahisinde, supraklaviküler ve infraklaviküler yaklaşımlar kol ve ön kol cerrahisinde, aksiller yaklaşım ise ön kol ve el cerrahisinde kullanılır. Ultrason kılavuzluğu, başarıyı artırır ve komplikasyonları azaltır. İnterskalen blokta frenik sinirin de bloke olması neredeyse kaçınılmazdır; bu nedenle solunum rezervi kısıtlı hastalarda dikkatle değerlendirilmelidir. Ayrıca bu blokta geçici Horner sendromu ve ses kısıklığı görülebilir; bunlar beklenen bulgulardır ve gereksiz tetkike yol açmamalıdır. Supraklaviküler yaklaşımda pnömotoraks riski bulunur.

Tanıda elektromiyografi, manyetik rezonans görüntüleme ve ultrason kullanılır. Tedavi nedene göre planlanır; travmatik yaralanmalarda erken değerlendirme, rehabilitasyon ve seçilmiş olgularda sinir onarımı ya da transfer cerrahisi uygulanır.

Eş anlamlılar

  • Plexus brachialis
  • Kol sinir ağı

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Standring S (ed.), Gray's Anatomy: The Anatomical Basis of Clinical Practice, 42. baskı, 2020.