Demir eksikliği anemisi
Demir eksikliği anemisi (İng. iron deficiency anemia), vücut demir depolarının tükenmesi sonucu hemoglobin üretiminin azalmasıyla gelişen anemidir. Dünyada en sık görülen anemi türüdür.
Etimoloji
Nedeni ve sonucu birlikte tanımlayan betimleyici bir terimdir.
Klinik bağlam
Demir, hemoglobinin hem grubunun temel bileşenidir. Depoların tükenmesiyle alyuvar üretimi bozulur; ortaya çıkan anemi mikrositer ve hipokromdur. Süreç kademelidir: önce depolar azalır, ardından demir taşınması bozulur, en son hemoglobin düşer. Bu nedenle normal hemoglobin, demir eksikliğini dışlamaz — halsizlik, saç dökülmesi, tırnak kırılganlığı ve huzursuz bacak sendromu, anemi gelişmeden önce ortaya çıkabilir.[1]
Nedenler üç başlıkta toplanır: kan kaybı, yetersiz alım-emilim ve artmış gereksinim. Erişkin erkekte ve menopoz sonrası kadında en sık neden sindirim sistemi kan kaybıdır; bu grupta demir eksikliği, aksi gösterilene dek sindirim sistemi malignitesi açısından araştırılmalıdır. Endoskopik değerlendirmenin atlanması, kolorektal ve mide kanserinin gözden kaçmasının önemli bir nedenidir. Doğurganlık çağındaki kadınlarda ağır adet kanaması başta gelir; ancak burada da yalnızca adet kanamasına bağlanıp başka nedenlerin araştırılmaması bir tuzaktır.
Emilim bozuklukları arasında çölyak hastalığı, atrofik gastrit, Helicobacter pylori enfeksiyonu, bariatrik cerrahi ve proton pompası inhibitörü kullanımı bulunur. Gebelik, büyüme dönemi ve düzenli kan bağışı gereksinimi artırır.
Tanıda tam kan sayımında düşük ortalama eritrosit hacmi ve düşük hemoglobin; demir göstergelerinde düşük ferritin, düşük serum demiri, artmış demir bağlama kapasitesi ve düşük transferrin satürasyonu bulunur. Ferritin en değerli tek testtir; ancak akut faz proteini olduğundan iltihabi durumlarda, enfeksiyonda, karaciğer hastalığında ve habis hastalıklarda yanlış biçimde normal ya da yüksek çıkabilir. Bu, klinikte en sık yapılan yorum hatasıdır; bu durumlarda daha yüksek eşik değerler kullanılır ve transferrin satürasyonu ile birlikte değerlendirilir.
Ayırıcı tanıda talasemi taşıyıcılığı önemlidir; her ikisi de mikrositer anemi yapar. Talasemide alyuvar sayısı göreli olarak korunur ve demir göstergeleri normaldir. Bu ayrımın yapılmaması, gereksiz ve zararlı demir tedavisine yol açar. Kronik hastalık anemisinde ise ferritin yüksek, satürasyon düşüktür ve demir depolarda tutulmuştur.
Tedavide öncelik nedenin bulunması ve giderilmesidir; yalnızca demir vermek, altta yatan kanamayı gizler. Ağızdan demir tedavisi ilk seçenektir. Emilimi artırmak için aç karnına ve C vitamini içeren bir içecekle alınması önerilir; kalsiyum, çay, kahve ve proton pompası inhibitörleri emilimi azaltır. Güncel veriler, gün aşırı ve tek doz uygulamanın günde birkaç doz uygulamadan daha iyi emildiğini göstermektedir; bu yaklaşım yan etkileri de azaltır. Yan etkiler bulantı, kabızlık ve dışkının siyahlaşmasıdır; dışkı rengindeki değişikliğin beklenen bir bulgu olduğu hastaya anlatılmalıdır.
Damar yolundan demir tedavisi; ağızdan tedaviye yanıtsızlık, emilim bozukluğu, ağır eksiklik, kronik böbrek hastalığı, kalp yetersizliği, inflamatuar bağırsak hastalığı ve ameliyat öncesi hızlı düzeltme gereken durumlarda tercih edilir. Modern preparatlarla ciddi tepkime riski düşüktür.
Yanıt izlemi önemlidir: retikülosit artışı bir hafta içinde, hemoglobin düzelmesi haftalar içinde görülür. Depoların dolması için hemoglobin normale döndükten sonra tedavinin bir süre daha sürdürülmesi gerekir; erken kesilmesi yinelemenin sık nedenidir. Yanıt alınamıyorsa uyum, emilim ve süregelen kayıp yeniden değerlendirilmelidir.
Eş anlamlılar
- Demir eksikliği
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Loscalzo J ve ark. (ed.), Harrison's Principles of Internal Medicine, 21. baskı, 2022.