Gebelik
Gebelik (İng. pregnancy; Lat. graviditas), döllenmeden doğuma dek süren, döllenmiş yumurtanın rahim içinde gelişmesiyle geçen fizyolojik dönemdir.
Etimoloji
Türkçe gebe sözcüğünden türetilmiştir; Latince karşılığı graviditastır.
Klinik bağlam
Süre, son adet tarihinden başlayarak ortalama kırk hafta olarak hesaplanır ve üç aylık dönemlere ayrılır. Her dönemin kendine özgü riskleri ve izlem gerekleri vardır.[1]
Fizyolojik değişiklikler tüm sistemleri kapsar ve laboratuvar ile muayene bulgularının yorumunu değiştirir. Kan hacmi belirgin biçimde artar; alyuvar artışı daha az olduğundan seyrelmeye bağlı anemi görülür. Kalp debisi ve kalp hızı yükselir, damar direnci düşer; bu nedenle kan basıncı orta dönemde en düşük düzeye iner. Solunumda dakika hacmi artar ve hafif solunumsal alkaloz oluşur. Böbrek süzme hızı yükseldiğinden kreatinin değeri gebe olmayanlara göre düşüktür; bu nedenle "normal" bir kreatinin değeri gebede böbrek işlev bozukluğunu gizleyebilir. Bu, sık yapılan bir yorum hatasıdır.
Ayrıca pıhtılaşmaya eğilim artar; venöz tromboemboli riski belirgin biçimde yükselir ve gebeliğe bağlı anne ölümlerinin önde gelen nedenlerindendir. Nefes darlığı ve bacak ödeminin gebeliğin doğal bulgusu sayılması, tanının gecikmesine yol açar.
Mide boşalması gecikir ve alt yemek borusu sfinkter basıncı düşer; bu nedenle anestezi uygulamalarında aspirasyon riski yüksektir ve hasta dolu mideli kabul edilir. Havayolu ödemi nedeniyle güç havayolu olasılığı artar; bu iki özellik, obstetrik anestezinin temel güvenlik kaygılarıdır.
Yirminci haftadan sonra sırtüstü yatışta rahim ana toplardamara bası yaparak kalbe dönüşü azaltır ve basınç düşüklüğüne yol açar. Bu nedenle hasta sola yatırılır ya da rahim elle sola kaydırılır; canlandırma sırasında da bu manevra zorunludur.
Gebeliğe özgü başlıca hastalıklar preeklampsi, gebelik diyabeti, dış gebelik, plasenta yerleşim ve ayrılma bozuklukları, hiperemezis gravidarum ve gebelik kolestazıdır. Preeklampside baş ağrısı, görme değişikliği ve üst karın ağrısı ağırlaşma bulgularıdır; nöbet eklenmesi eklampsi olarak adlandırılır ve acil tedavi gerektirir.
İlaç kullanımında yarar–zarar dengesi gözetilir. Bazı ilaçlar bebeğe zarar verdiğinden kaçınılır; ancak gerekli tedavilerin gereksiz yere kesilmesi de zararlıdır. Denetimsiz epilepsi, astım ve hipotiroidi, ilaç riskinden daha büyük tehlike oluşturur. Bu denge, gebe hastanın yönetiminde en önemli ilkedir.
Görüntülemede gerekli incelemeler ertelenmez; ışın dozu tanısal düzeylerde çoğu kez güvenli sınırlarda kalır ve gerekli tanının konmaması daha zararlıdır.
İzlemde kan basıncı, kilo, idrar incelemesi, kan sayımı, kan grubu, enfeksiyon taramaları, şeker yükleme testi ve ultrasonografik değerlendirmeler yapılır. Folik asit desteği, nöral tüp defektlerini önlemek amacıyla gebelikten önce başlanmalıdır.
Gebede ortaya çıkan acil durumlarda tedavi, anne önceliklidir; annenin canlandırılması bebeğin de en iyi korunma yoludur.
Eş anlamlılar
- Hamilelik
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Cunningham FG ve ark., Williams Obstetrics, 26. baskı, 2022.