İçeriğe atla

Kan

DrSozluk sitesinden

Kan (İng. blood; Lat. sanguis), damarlar içinde dolaşan, hücresel öğeler ile plazmadan oluşan sıvı dokudur.

Etimoloji

Türkçe kan sözcüğünden gelir; Latince karşılığı sanguistir.

Klinik bağlam

Yaklaşık yarısı hücresel öğelerden, yarısı plazmadan oluşur. Hücresel bölümde eritrositler, lökositler ve trombositler bulunur. Plazma; su, proteinler, elektrolitler, besinler, hormonlar ve atık ürünleri içerir. Pıhtılaşma etkenleri ayrıldığında geriye kalan sıvı serum olarak adlandırılır; bu ayrım, laboratuvar örneklerinin doğru seçilmesi için önemlidir.[1]

Başlıca görevleri oksijen ve besin taşımak, atıkları uzaklaştırmak, ısı dağılımını sağlamak, bağışıklık savunmasını yürütmek, pıhtılaşmayla kanamayı durdurmak ve asit–baz dengesini korumaktır.

Erişkinde toplam hacim vücut ağırlığının yaklaşık on üçte biri kadardır. Bu oranın bilinmesi, kan kaybının değerlendirilmesinde ve sıvı tedavisinin planlanmasında kullanılır.

Hücresel öğeler kemik iliğinde ortak bir kök hücreden gelişir. Yapımı, eritropoietin ve koloni uyarıcı etkenler gibi büyüme etkenleriyle düzenlenir.

Klinik değerlendirmenin temel aracı tam kan sayımıdır. Hemoglobin düzeyi anemiyi, lökosit sayısı enfeksiyon ve iltihabi yanıtı, trombosit sayısı ise kanama eğilimini gösterir. Ancak değerlerin klinikle birlikte yorumlanması gerekir; örneğin akut kanamanın ilk saatlerinde hemoglobin düşmeyebilir, çünkü hücre ve plazma birlikte kaybedilir. Bu tuzak, kanama ağırlığının hafife alınmasının başlıca nedenidir.

Kan grupları, alyuvar yüzeyindeki antijenlere göre belirlenir. ABO ve Rh sistemleri en önemlileridir. Uyumsuz transfüzyon, ölümcül hemolitik tepkimeye yol açar; bu nedenle kimlik doğrulaması, transfüzyon güvenliğinin en kritik adımıdır. Yanlış hastaya kan verilmesi, önlenebilir ölümlerin başlıca nedenidir. Rh uyuşmazlığı ise gebelikte bebekte hemolitik hastalığa yol açar; anti-D immünoglobulin uygulaması bunu önler.

Kan transfüzyonunda kısıtlayıcı yaklaşımın, kararlı hastalarda serbest yaklaşımdan daha güvenli olduğu gösterilmiştir. Gereksiz transfüzyon, enfeksiyon riski, bağışıklık değişiklikleri, akciğer hasarı ve dolaşım yüklenmesi doğurur.

Kan alma işleminin kendisi de sonuçları etkiler. Turnikenin uzun süre bağlı kalması ve hemoliz, yalancı hiperkalemiye yol açar; damar yolundan alınan örnekler sıvıyla seyrelerek yanıltıcı sonuç verir. Kültür örneklerinin uygun teknikle ve antibiyotik başlanmadan önce alınması, tanının doğruluğunu belirler.

Yoğun bakımda sık kan alınması, tanısal anemi olarak adlandırılan bir soruna yol açar; gereksiz tetkiklerin azaltılması ve küçük hacimli tüplerin kullanılması önerilir.

Kan yoluyla bulaşan etkenler — hepatit B, hepatit C, HIV enfeksiyonu — açısından kesici-delici alet güvenliği zorunludur. Bağışçı taramaları bu riski çok düşük düzeye indirmiştir.

Gönüllü ve karşılıksız bağış, güvenli kan tedariğinin temel ilkesidir.

Eş anlamlılar

  • Kan dokusu

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Hall JE, Hall ME, Guyton and Hall Textbook of Medical Physiology, 14. baskı, 2021.