Kritik hasta
Kritik hasta (İng. critically ill patient), bir ya da birden çok hayati organ işlevi bozulmuş, yakın izlem ve organ desteği gerektiren hastadır.
Etimoloji
Yunanca krisis (dönüm noktası, karar anı) sözcüğünden türeyen kritik terimi ile hasta sözcüğünün birleşimidir.
Klinik bağlam
Tanım, hastalığın adına değil, organ işlev bozukluğunun derecesine dayanır. Değerlendirmede solunum, dolaşım, böbrek, karaciğer, pıhtılaşma ve merkezî sinir sistemi işlevleri birlikte ele alınır; skorlama sistemleri bu bozuklukları sayısallaştırır.[1]
Ortak fizyolojik zemin, doku düzeyinde oksijen sunumu ile gereksinim arasındaki dengenin bozulmasıdır. Doku perfüzyonunun yetersizliği, hücresel enerji üretimini durdurur ve organ yetmezliklerinin zincirleme ilerlemesine yol açar.
Erken tanınma, sonucu belirleyen en önemli etkendir. Kötüleşme çoğu kez saatler öncesinden belirti verir; solunum sayısında artış, taşikardi, idrar çıkışında azalma, huzursuzluk ve bilinç değişikliği en erken göstergelerdir. Bunlardan solunum sayısı, en duyarlı ancak en sık ihmal edilen bulgudur. Erken uyarı skorları ve hızlı yanıt ekipleri bu boşluğu kapatmak için geliştirilmiştir.
Değerlendirmede kan basıncının yanıltıcı olabileceği unutulmamalıdır; genç hastalar uzun süre basıncı koruyabilir. Laktat yüksekliği, kapiller geri dolum süresi ve idrar çıkışı, gizli bozulmayı gösterir.
Yönetimin ilkeleri, öncelik sırasına göre havayolu, solunum, dolaşım, bilinç ve maruziyet biçiminde düzenlenir. Ardından nedene yönelik tedavi başlatılır. Sepsiste kaynak denetimi ve erken antibiyotik; kanamada cerrahi denetim; akut koroner sendromda damarın açılması öncelik taşır.
Destek tedavileri, hastalığı iyileştirmez; organ işlevini hastanın iyileşmesine kadar sürdürür. Bu kavramın anlaşılması, hem tedavi kararlarını hem de hasta yakınlarıyla iletişimi belirler.
Kanıta dayalı bakım paketleri sonucu iyileştirir: koruyucu ventilasyon uygulaması, hafif sedasyon ve günlük uyandırma, erken hareketlenme, deliryum izlemi, tromboz korunması, uygun beslenme, kan şekeri yönetimi, gereksiz kateter ve ilaçların kesilmesi.
Aşırı tedavinin zararları giderek daha iyi bilinmektedir. Aşırı sıvı yüklenmesi, derin sedasyon, gereksiz transfüzyon, yüksek oksijen derişimleri ve uzamış antibiyotik kullanımı gidişi kötüleştirir. Bu nedenle günümüz yaklaşımı, "daha çok destek" yerine "gerektiği kadar destek" ilkesine dayanır.
Yoğun bakım sonrası sendrom, taburcu olan hastalarda kalıcı kas güçsüzlüğü, bilişsel bozukluk ve ruhsal sorunlarla seyreder; bu nedenle iyileşme, yalnızca yaşamda kalmakla ölçülmez. İzlem ve rehabilitasyon giderek daha çok önemsenmektedir.
Tedavi hedeflerinin belirlenmesi, hasta ve yakınlarıyla açık iletişim, gidişin gerçekçi biçimde paylaşılması ve gerektiğinde tedavi yoğunluğunun sınırlandırılması bakımın ayrılmaz parçasıdır.
Ekip çalışması, yapılandırılmış vizit, kontrol listeleri ve devir teslim süreçleri, hataların önlenmesinde belirleyicidir.
Eş anlamlılar
- Yoğun bakım hastası
- Ağır hasta
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Vincent JL ve ark. (ed.), Textbook of Critical Care, 8. baskı, 2023.