Organofosfat zehirlenmesi
Organofosfat zehirlenmesi (İng. organophosphate poisoning), asetilkolinesteraz enzimini geri dönüşsüz olarak baskılayan bileşiklere maruz kalınmasıyla ortaya çıkan kolinerjik krizdir. Tarım ilaçları ve bazı kimyasal savaş ajanları başlıca kaynaklardır.
Etimoloji
Ad, bileşiklerin kimyasal yapısını belirtir: organik bir iskelete bağlı fosfor içeren gruplar.
Klinik bağlam
Bileşikler, asetilkolinesterazın etkin bölgesini fosforile ederek enzimi işlevsiz bırakır. Sonuçta asetilkolin hem nöromüsküler kavşakta hem tüm kolinerjik sinapslarda birikir ve denetimsiz uyarı ortaya çıkar. Zamanla "yaşlanma" adı verilen kimyasal değişim gerçekleşirse bağ kalıcı hale gelir ve enzim yalnızca yeni sentezle — haftalar içinde — yerine konabilir. Bu yaşlanma süresi bileşiğe göre değişir ve tedavinin zamanlamasını belirler.[1]
Klinik tablo, üç reseptör grubunun aşırı uyarılmasını yansıtır. Muskarinik bulgular salgı artışı — tükürük, gözyaşı, bronş salgısı —, bronkospazm, bradikardi, pupilla daralması, bulantı-kusma, ishal, karın krampları ve idrar kaçırmadır. Nikotinik bulgular fasikülasyon, kas seğirmeleri, güçsüzlük ve — paradoksal biçimde — taşikardi ile hipertansiyondur. Merkezi bulgular arasında huzursuzluk, bilinç bulanıklığı, nöbet ve solunum merkezinin baskılanması yer alır.
Ölümün başlıca nedeni solunum yetmezliğidir ve üç mekanizma birlikte etki eder: aşırı bronş salgısı ve bronkospazm, solunum kaslarının güçsüzleşmesi ve merkezi solunum baskılanması. Bu üçlü, tedavinin neden havayolu ve solunum yönetimine odaklandığını açıklar.
Tanı büyük ölçüde kliniktir; belirgin kolinerjik bulgu kümesi ve — çoğu bileşikte — karakteristik koku tanıyı düşündürür. Kolinesteraz düzeyleri maruziyeti doğrular; eritrosit asetilkolinesterazı doku etkilenmesini plazma kolinesterazından daha iyi yansıtır. Ancak tedavi kararı laboratuvar sonucu beklenmeden verilmelidir.
Yönetimin ilk adımı, kurtarıcıların korunması ve dekontaminasyondur: giysilerin çıkarılması, cildin bol suyla yıkanması ve uygun kişisel koruyucu donanım kullanılması zorunludur — aksi durumda sağlık çalışanları da etkilenebilir. Ardından havayolu güvenliği, oksijenlenme ve gerektiğinde entübasyon sağlanır.
İlaç tedavisinin iki ana bileşeni vardır. Atropin, muskarinik bulguları giderir; dozlama, sabit bir şemaya göre değil hedefe göre yapılır — bronş salgılarının kuruması ve yeterli oksijenlenmenin sağlanması ölçüt alınır ve gerekiyorsa çok yüksek toplam dozlara ulaşılabilir. Pupil çapı ya da kalp hızı hedef olarak kullanılmamalıdır. Oksimler — pralidoksim ve benzerleri — enzimi henüz yaşlanma gerçekleşmeden yeniden etkinleştirmeyi amaçlar; bu nedenle erken uygulanmaları gerekir ve nikotinik bulgular üzerinde etkilidirler. Nöbetlerin tedavisinde benzodiazepinler kullanılır.[2]
Anestezi açısından iki kritik nokta vardır. Süksinilkolin, plazma kolinesterazı baskılandığı için beklenenden çok uzun süre etki gösterir ve kaçınılması gerekir. Nondepolarizan nöromüsküler blokerlere ise yanıt değişkendir. Ayrıca neostigmin gibi kolinesteraz inhibitörleri, zaten aşırı olan kolinerjik yükü artıracağından kontrendikedir.
Geç dönem sendromları da bilinmelidir. Ara sendrom, akut krizden bir-dört gün sonra ortaya çıkan ve proksimal kaslar ile solunum kaslarını tutan güçsüzlüktür; oksimlere yanıt vermez ve ventilasyon desteği gerektirir. Gecikmiş nöropati ise haftalar sonra gelişen duyusal-motor polinöropatidir.
Klinik tuzakların başında, atropin dozunun yetersiz kalması gelir; hedefe ulaşılmadan doz artırımının durdurulması, önlenebilir ölümlerin sık nedenidir. Bir diğeri, akut tablo düzeldikten sonra hastanın erken taburcu edilmesi ve ara sendromun gözden kaçmasıdır.
Eş anlamlılar
- Kolinesteraz inhibitörü zehirlenmesi
- Tarım ilacı zehirlenmesi
İlgili terimler
- Asetilkolinesteraz
- Atropin
- Bütirilkolinesteraz
- Nikotinik asetilkolin reseptörü
- Muskarinik asetilkolin reseptörü