Periferik arter hastalığı
Periferik arter hastalığı (İng. peripheral artery disease), başta alt ekstremite olmak üzere kalp ve beyin dışındaki arterlerde aterosklerotik daralma sonucu kan akımının azalmasıdır. Kısaltması PAH'tır ve yaygın aterosklerozun göstergesidir.
Etimoloji
Periferik sözcüğü, Yunanca periphereia (çevre) kökeninden gelir; merkezî dolaşım dışındaki damar yataklarını belirtir.
Klinik bağlam
Hastalık, koroner ve serebrovasküler hastalıkla aynı sürecin farklı damar yatağındaki görünümüdür; bu nedenle tanı konulan hastada kalp ve beyin damar hastalığı riski belirgin biçimde yüksektir. Risk etkenleri sigara ve diabetes mellitus başta olmak üzere hipertansiyon, dislipidemi, ileri yaş, kronik böbrek hastalığı ve enflamatuvar hastalıklardır. Sigaranın bu damar yatağındaki etkisi özellikle güçlüdür.[1]
Klinik görünümler geniş bir yelpazededir. Hastaların önemli bir bölümü belirtisizdir ya da atipik bacak yakınmaları tanımlar; bu nedenle hastalık sıklıkla tanınmaz. Tipik belirti aralıklı topallamadır: belirli bir yürüme mesafesinde ortaya çıkan, dinlenmeyle geçen kas ağrısı ya da kramp. Ağrının yeri darlığın düzeyini gösterir — kalça ve uyluk ağrısı aortoiliak, baldır ağrısı femoropopliteal hastalığı düşündürür. İlerlemiş evrede dinlenme ağrısı, iyileşmeyen yara ve gangren ortaya çıkar; bu tablo kronik ekstremiteyi tehdit eden iskemi olarak adlandırılır ve uzuv kaybı riski taşır.
Muayenede nabızların zayıflaması ya da alınamaması, ayakta soğukluk ve solukluk, kıl kaybı, tırnak değişiklikleri, bacak yükseltildiğinde solukluk ve sarkıtıldığında kızarma saptanır. Ayak muayenesi, özellikle diyabetli hastada zorunludur; nöropati nedeniyle ağrı algılanmadığından yaralar geç fark edilir.
Tanıda ilk basamak ayak bileği-kol indeksidir; ölçüm basit, ucuz ve tanısal doğruluğu yüksektir. Düşük değerler hastalığı gösterir; damar duvarı kalsifikasyonu bulunan diyabetli ve böbrek yetmezliği olan hastalarda ise yalancı yüksek değerler elde edilebilir, bu durumda parmak basıncı ölçümü kullanılır. Girişim planlanan hastalarda Doppler ultrasonografi, BT anjiyografi ya da MR anjiyografi ile anatomi değerlendirilir.[2]
Ayırıcı tanıda spinal darlığa bağlı yalancı topallama, venöz yetmezlik, kas-iskelet sistemi sorunları ve periferik nöropati yer alır. Yalancı topallamada ağrı öne eğilmekle azalır ve dinlenmeyle hemen geçmez; bu ayrım öyküyle yapılabilir.
Tedavinin iki hedefi vardır ve ayrılmaları gerekir. Birincisi kardiyovasküler olayların önlenmesidir: sigara bırakma en etkili girişimdir; antiagregan tedavi, yoğun lipid düşürücü tedavi, kan basıncı ve diyabet denetimi uygulanır. Seçilmiş hastalarda düşük doz antikoagülanın antiagreganla birleştirilmesinin olayları azalttığı gösterilmiştir. İkincisi bacak belirtilerinin iyileştirilmesidir: denetimli egzersiz programları, aralıklı topallamada en etkili ve yeterince kullanılmayan tedavidir; yürüme mesafesini belirgin biçimde artırır. İlaç tedavisinde silostazol seçenektir.
Revaskülarizasyon — endovasküler girişim ya da baypas cerrahisi — yaşam biçimini kısıtlayan ve tıbbi tedaviye yanıt vermeyen topallamada, ayrıca kronik ekstremiteyi tehdit eden iskemide uygulanır. İkinci grupta girişim gecikmemelidir; uzuv kurtarma şansı zamanla azalır. Yara bakımı, enfeksiyon tedavisi, basınç azaltıcı önlemler ve çok disiplinli ayak bakımı tedavinin ayrılmaz parçasıdır.
Akut ekstremite iskemisi ayrı ve acil bir tablodur: emboli ya da tromboz nedeniyle akımın ani kesilmesiyle ağrı, solukluk, nabızsızlık, parestezi, güçsüzlük ve soğukluk gelişir. Saatler içinde geri dönüşsüz kas ve sinir hasarı oluşur; bu nedenle hemen antikoagülasyon başlatılır ve acil damar cerrahisi değerlendirmesi yapılır. Revaskülarizasyon sonrası reperfüzyon hasarı, rabdomiyoliz, hiperkalemi ve kompartman sendromu açısından yakın izlem gerekir.
Diyabetli hastada periferik arter hastalığı, nöropati ve enfeksiyonla birleştiğinde diyabetik ayak tablosunu oluşturur; amputasyonların önlenmesinde erken tanı ve düzenli ayak muayenesi belirleyicidir.
Eş anlamlılar
- Periferik damar hastalığı
- Alt ekstremite arter hastalığı