Priming tekniği
Priming tekniği (İng. priming technique), nondepolarizan nöromüsküler blokerin küçük bir bölümünün asıl dozdan birkaç dakika önce verilerek etki başlangıcının hızlandırılması yöntemidir.
Etimoloji
İngilizce priming sözcüğü, bir sistemi çalışmaya hazırlamak anlamına gelir; burada reseptörlerin bir bölümünün önceden doldurulmasını belirtir.
Klinik bağlam
Yöntemin dayandığı ilke, nöromüsküler kavşaktaki güvenlik payıdır. Reseptörlerin yaklaşık %70'i bloke olana dek kasılma gücünde ölçülebilir azalma görülmez; bu nedenle küçük bir ön doz, klinik etki yaratmadan reseptörlerin önemli bir bölümünü işgal eder. Ardından verilen asıl doz, kalan reseptörleri daha hızlı doldurarak bloğun yerleşmesini kısaltır. Amaç, hızlı ardışık entübasyon gereken durumlarda süksinilkoline alternatif olarak nondepolarizan ajanlarla kabul edilebilir bir entübasyon süresi elde etmektir.[1]
Yöntemin kazandırdığı süre sınırlıdır ve buna karşılık belirgin riskler taşır. Ön doz, hasta henüz uyanıkken uygulandığından kısmi blokaj bilinci açık bir kişide ortaya çıkar. Bu durum çift görme, yutma güçlüğü, göz kapağı düşmesi, nefes darlığı hissi ve belirgin kaygıya yol açabilir. Daha önemlisi, farengeal kasların erken etkilenmesi havayolu koruma reflekslerini zayıflatır ve aspirasyon riskini artırır — oysa hızlı ardışık entübasyonun asıl amacı tam olarak bu riski azaltmaktır. Bu iç çelişki, yöntemin en temel eleştirisidir.
Ayrıca etkinin öngörülemez olduğu vurgulanır: nöromüsküler kavşak hastalıkları — myastenia gravis ve Lambert-Eaton miyastenik sendromu — bulunan, ileri yaşta, hipotermisi ya da elektrolit bozukluğu olan hastalarda küçük bir ön doz bile beklenenden ağır güçsüzlük yaratabilir. Uygulama sırasında ön doz ile asıl doz arasındaki sürenin yanlış ayarlanması da etkiyi öngörülemez kılar.
Bu nedenlerle günümüzde yöntemin yeri belirgin biçimde daralmıştır. Bunun başlıca gerekçesi, rokuronyumun yüksek dozda uygulandığında süksinilkoline yakın hızda etki başlangıcı sağlaması ve gerektiğinde sugammadeks ile hızla geri döndürülebilmesidir. Bu ikilinin klinik kullanıma girmesi, priming tekniğine duyulan gereksinimi büyük ölçüde ortadan kaldırmıştır. Benzer bir yaklaşım olan "timing" tekniğinde ise tam doz bloker uyanık hastaya verilir ve güçsüzlük belirtileri başladığında indüksiyon yapılır; bu yöntem de aynı gerekçelerle yaygın kabul görmemiştir.
Kavramın bir başka kullanımı, sürekli infüzyon hatlarının ve devrelerin ilaçla doldurulmasını anlatan teknik anlamdadır; bu, nöromüsküler blokerlerle ilgili yukarıdaki tekniğin dışında bir kullanımdır ve karıştırılmamalıdır.
Uygulanacaksa alınması gereken önlemler tanımlıdır: ön dozun olabildiğince küçük tutulması, hastanın önceden bilgilendirilmesi, aspirasyon riski açısından uyanık kalınması, oksijenlenmenin sürdürülmesi ve nesnel train-of-four izleminin hazır bulundurulması.[2]
Klinik tuzakların başında, ön dozun "önemsiz" sayılması ve hastanın bu dönemde gözlemsiz bırakılması gelir. Bir diğeri, yöntemin aspirasyon riski yüksek hastalarda — dolu mide, gebelik, ileus — kullanılmasıdır; bu grup, farengeal işlev bozukluğunun en tehlikeli olduğu gruptur ve yöntem burada amacına ters düşer.
Eş anlamlılar
- Ön doz tekniği
- Priming dozu