Serebral venöz sinüs tromboz
Serebral venöz sinüs tromboz (İng. cerebral venous sinus thrombosis), beyin venöz sinüslerinde pıhtı oluşmasıyla giden, arteriyel inmelerden farklı özellikler taşıyan damarsal hastalıktır.
Etimoloji
Tutulan yapıyı ve pıhtı oluşumunu tanımlayan betimleyici bir terimdir.
Klinik bağlam
Beyin venöz kanı, dural sinüsler aracılığıyla juguler venlere boşalır. Bu sinüslerin tıkanması iki sonuç doğurur: beyin omurilik sıvısının emiliminin bozulmasıyla kafa içi basınç artar; venöz basıncın yükselmesiyle ödem, venöz infarkt ve kanama gelişir. Bu ikili düzenek, klinik tablonun neden bu denli değişken olduğunu açıklar.[1]
En sık belirti baş ağrısıdır; hastaların büyük bölümünde bulunur ve tek bulgu olabilir. Ağrı çoğunlukla giderek şiddetlenir, ıkınma ve yatmakla artar; ancak ani ve doruk şiddette de başlayabilir. Diğer bulgular nöbet, odaksal defisit, papilödem, görme bulanıklığı, çift görme ve bilinç değişikliğidir. Nöbetin sık görülmesi ve tabloya erken eşlik etmesi, arteriyel inmeden ayırt edici bir özelliktir.
Klinik açıdan en önemli nokta, belirtilerin özgül olmaması ve tanının kolayca atlanmasıdır. Genç bir hastada yeni başlayan, alışılmadık ve giderek artan baş ağrısı; özellikle nöbet, papilödem ya da odaksal bulgu eşlik ediyorsa bu tanı akla getirilmelidir. Ayrıca arteriyel damar alanlarına uymayan infarkt ve içinde kanama bulunan ödemli lezyon, güçlü bir ipucudur.
Risk etkenleri arasında gebelik ve lohusalık, östrojen içeren kontraseptifler, kalıtsal ve edinsel trombofililer, dehidratasyon, enfeksiyonlar — özellikle otitis media, mastoidit ve sinüzit — , kafa travması, tümörler, iltihabi hastalıklar, nefrotik sendrom ve lomber ponksiyon gibi girişimler bulunur. Kadınlarda daha sık görülmesi, hormonal etkenlerle ilişkilidir.
Tanıda manyetik rezonans görüntüleme ve venografi tercih edilir; bilgisayarlı tomografi venografi de kullanılabilir. Kontrastsız tomografide sinüs içinde hiperdens görünüm ya da kontrastlı incelemede boş delta bulgusu görülebilir; ancak normal tomografi tanıyı dışlamaz. D-dimer yükselebilir, fakat normal olması özellikle izole baş ağrısı olan hastalarda tanıyı dışlamak için güvenilir değildir.
Tedavinin temeli antikoagülasyondur. Kritik ve sıklıkla yanlış anlaşılan bir nokta şudur: görüntülemede kanama bulunması antikoagülasyonu engellemez. Kanama, venöz tıkanıklığın sonucudur; asıl tedavi tıkanıklığın giderilmesidir ve antikoagülasyonun bu hastalarda güvenli olduğu gösterilmiştir. Bu bilginin bilinmemesi, gerekli tedavinin verilmemesine yol açar.
Akut dönemde düşük molekül ağırlıklı heparin tercih edilir; ardından ağızdan antikoagülana geçilir. Süre, tetikleyici nedene ve trombofili durumuna göre belirlenir. Doğrudan oral antikoagülanların bu endikasyondaki kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır; ancak antifosfolipid sendromu bulunan hastalarda varfarin tercih edilir.
Klinik durumu kötüleşen, antikoagülasyona karşın ilerleyen olgularda endovasküler tedavi seçenekleri değerlendirilir. Büyük venöz infarkt ve fıtıklaşma riski bulunan hastalarda dekompresif kraniyektomi yaşam kurtarıcıdır ve iyi işlevsel sonuçlar bildirilmiştir.
Destek tedavisinde nöbet yönetimi, kafa içi basınç izlemi ve altta yatan nedenin — enfeksiyon, dehidratasyon, hormonal etken — ele alınması yer alır. Görmeyi tehdit eden papilödemde basınç düşürücü yaklaşımlar gündeme gelir.
İzlemde tetikleyici etkenlerin gözden geçirilmesi önemlidir; östrojen içeren kontraseptiflerden kaçınılması ve gelecekteki gebeliklerde tromboz profilaksisinin planlanması önerilir. Gebelik, geçirilmiş olay sonrası mutlak engel değildir ancak uygun profilaksiyle yönetilmelidir.
Eş anlamlılar
- Serebral ven trombozu
- Sinüs ven trombozu
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Ropper AH ve ark., Adams and Victor's Principles of Neurology, 12. baskı, 2023.