İçeriğe atla

Serotonin

DrSozluk sitesinden

Serotonin (İng. serotonin), sinir sisteminde ve sindirim kanalında görev yapan, duygudurum, uyku, iştah, ağrı algısı ve bağırsak hareketlerinin düzenlenmesinde rol oynayan ileticidir.

Etimoloji

Serumda bulunan ve damar tonusunu etkileyen madde anlamındaki adından türetilmiştir; kimyasal adı 5-hidroksitriptamindir.

Klinik bağlam

Molekül, triptofan aminoasidinden sentezlenir. Vücuttaki serotoninin büyük bölümü sindirim kanalındaki enterokromaffin hücrelerde bulunur; küçük bir bölümü ise beyin sapındaki rafe çekirdeklerinde üretilir ve merkezî sinir sisteminde geniş bir dağılım gösterir. Trombositler serotonin depolar ve damar hasarında salgılar. Çok sayıda reseptör alt tipi vardır; bu çeşitlilik, farklı ilaçların birbirinden çok farklı etkiler göstermesini açıklar.[1]

Klinik olarak sistemin en çok hedeflendiği alan ruhsal hastalıklardır. Seçici serotonin geri alım inhibitörleri, depresyon ve anksiyete bozukluğu tedavisinde birinci seçenektir. Etkinin haftalar içinde ortaya çıkması, başlangıçta kaygının geçici olarak artabilmesi ve ilacın ani kesilmesinin yoksunluk belirtilerine yol açması, hastaya anlatılması gereken temel bilgilerdir.

Sindirim sisteminde 5-HT3 reseptörleri, bulantı ve kusma refleksinin aracılığını yapar; ondansetron bu reseptörleri bloke ederek etki gösterir. Migren tedavisinde kullanılan triptanlar ise 5-HT1B ve 1D reseptörlerini uyararak damar tonusunu ve nöropeptit salınımını etkiler.

En kritik klinik konu serotonin sendromudur. Serotonerjik etkinliğin aşırı artmasıyla ortaya çıkar ve üç bulgu kümesiyle tanınır: bilinç değişikliği, otonom aşırı etkinlik ve nöromüsküler bulgular. Ayırt edici özellik, alt ekstremitelerde belirgin olan hiperrefleksi ve klonustur. Tablo saatler içinde gelişir; ateş, terleme, taşikardi, ajitasyon, tremor ve ishal görülür.

Ayırıcı tanıda nöroleptik malign sendrom önemlidir. Bu tabloda kas sertliği kurşun boru niteliğindedir, refleksler azalmıştır ve belirtiler günler içinde gelişir; ayrıca dopamin blokajı yapan ilaçlarla ilişkilidir. Bu ayrım, iki tablonun tedavisi farklı olduğundan belirleyicidir. Malign hipertermi ve antikolinerjik zehirlenme de düşünülmelidir.

Sendrom, çoğunlukla birden çok serotonerjik ilacın birleşmesiyle ortaya çıkar. Sık karışan birleşimler arasında antidepresanlarla birlikte kullanılan tramadol, linezolid, metilen mavisi, triptanlar, fentanil, ondansetron ve monoamin oksidaz inhibitörleri bulunur. Linezolid ve metilen mavisinin monoamin oksidaz inhibitörü etkisi taşıdığının bilinmemesi, klinikte sık karşılaşılan bir gözden kaçmadır.

Tedavide sorumlu ilaçların kesilmesi, destek tedavisi, ajitasyon ve kas etkinliği için benzodiazepinler kullanılır; ağır olgularda siproheptadin uygulanır. Ateş, kas etkinliğine bağlı olduğundan antipiretikler etkisizdir; gerekirse sedasyon ve nöromüsküler blokaj ile kas etkinliği durdurulur. Bu ilkenin bilinmemesi, tedavinin gecikmesine yol açar.

Karsinoid sendromda, nöroendokrin tümörlerden aşırı serotonin salgılanır; kızarma, ishal, bronkospazm ve kalp kapak hastalığı görülür. Karsinoid kriz, girişimler ve anestezi sırasında tetiklenebilen ağır hemodinamik dengesizlikle seyreder; oktreotid ile önlenir ve tedavi edilir. Bu hastalarda katekolaminlerin krizi ağırlaştırabileceği bilinmelidir.

Serotonerjik ilaçların trombosit işlevini bozarak kanama riskini artırdığı; ayrıca hiponatremiye yol açabildiği unutulmamalıdır — özellikle yaşlılarda uygunsuz ADH sendromu yoluyla gelişir ve sık gözden kaçar.

Eş anlamlılar

  • 5-hidroksitriptamin

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Brunton LL ve ark. (ed.), Goodman & Gilman's The Pharmacological Basis of Therapeutics, 13. baskı, 2018.