Solunumsal alkaloz
Solunumsal alkaloz (İng. respiratory alkalosis), alveoler ventilasyonun artmasıyla karbondioksitin aşırı atılması ve kan pH'sının yükselmesidir.
Etimoloji
Bozukluğun solunum kaynaklı olduğunu ve baz yönüne kaymayı anlatan betimleyici bir terimdir.
Klinik bağlam
Karbondioksit, vücuttaki uçucu asittir; atılımının artması pH'yı yükseltir. Bu nedenle bozukluk her zaman hiperventilasyonun sonucudur. Klinik açıdan asıl önemli olan, alkalozun kendisi değil, hiperventilasyona yol açan nedendir; bu nedenle bulgu, altta yatan hastalığın bir uyarısı olarak değerlendirilmelidir.[1]
Nedenler geniştir. Hipoksemi — pulmoner emboli, pnömoni, akciğer ödemi, yüksek irtifa — solunumu uyararak alkaloza yol açar. Merkezî nedenler arasında ağrı, anksiyete, ateş, sepsis, merkezî sinir sistemi hastalıkları ve salisilat zehirlenmesi bulunur. Karaciğer yetmezliği ve gebelik, kronik hiperventilasyonun sık nedenleridir; gebelikte progesteron etkisiyle ortaya çıkan bu durum fizyolojiktir. Ayrıca mekanik ventilasyonun aşırı ayarlanması sık bir iyatrojenik nedendir.
Klinik açıdan en önemli tuzak, hiperventilasyonun otomatik olarak anksiyeteye bağlanmasıdır. Nefes darlığı ve hiperventilasyonla başvuran hastada pulmoner emboli, sepsis, metabolik asidoz ve salisilat zehirlenmesi dışlanmadan panik atak tanısı konulması, ciddi tabloların gözden kaçmasına yol açar. Bu ayrımın yapılması, kan gazı ve klinik değerlendirmeyle sağlanır.
Salisilat zehirlenmesi özel bir örnektir: erken dönemde solunum merkezinin doğrudan uyarılmasıyla solunumsal alkaloz, ardından metabolik asidoz gelişir. Bu karışık tablonun tanınması tanıya yönlendirir. Kulak çınlaması, bulantı ve hiperpne birlikteliği uyarıcıdır.
Belirtiler büyük ölçüde iyonize kalsiyumun azalmasına bağlıdır: alkalozda albümine bağlanma arttığından serbest kalsiyum düşer. Ağız çevresinde uyuşma, el ve ayaklarda karıncalanma, kas krampları, karpopedal spazm, baş dönmesi ve görme bulanıklığı görülür. Toplam kalsiyum düzeyi normal olduğundan bu tablo, yalnızca laboratuvara bakıldığında açıklanamaz görünebilir.
Beyin damarları üzerindeki etkisi klinik açıdan belirleyicidir. Karbondioksitin azalması serebral damarları büzer ve kan akımını azaltır. Bu özellik, kafa içi basınç artışında geçici olarak kullanılabilir; ancak uzun süreli ve aşırı hiperventilasyon serebral iskemiye yol açar. Bu nedenle günümüzde rutin profilaktik hiperventilasyon önerilmez; yalnızca fıtıklaşma bulguları varken, kısa süreli ve kesin tedaviye köprü olarak uygulanır.
Böbrek telafisi, bikarbonat atılımının artmasıyla gerçekleşir ve günler alır. Bu nedenle akut ve kronik biçimlerin ayrımı, bikarbonat düzeyine bakılarak yapılır: kronik olguda bikarbonat belirgin biçimde düşmüştür ve pH göreli olarak korunmuştur.
Bu telafi, klinik açıdan önemli bir sonuç doğurur: uzun süredir hiperventile eden bir hastada karbondioksit hızla normale döndürülürse, düşük bikarbonat nedeniyle metabolik asidoz ortaya çıkar. Bu durum, ventilatör ayarlarının aceleyle değiştirilmesinin neden sakıncalı olduğunu açıklar.
Tedavi, nedene yöneliktir. Anksiyeteye bağlı olgularda güven verme ve solunum düzenleme teknikleri yeterlidir; kâğıt torbaya soluma yöntemi hipoksi riski nedeniyle artık önerilmez. Mekanik ventilasyon uygulanan hastalarda solunum sayısı ve tidal hacim gözden geçirilir; hasta-cihaz uyumsuzluğu ve yetersiz sedasyon değerlendirilir.
Eş anlamlılar
- Respiratuvar alkaloz
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Marino PL, Marino's The ICU Book, 4. baskı, 2014.