Solunumsal asidoz
Solunumsal asidoz (İng. respiratory acidosis), alveoler ventilasyonun yetersizliği nedeniyle karbondioksitin birikmesi ve kan pH'sının düşmesidir.
Etimoloji
Bozukluğun kaynağının solunum sistemi olduğunu ve asit birikimini anlatan betimleyici bir terimdir.
Klinik bağlam
Karbondioksit, dokularda sürekli üretilir ve yalnızca akciğerlerden atılır. Atılım üretimin gerisinde kaldığında kanda birikir; su ile birleşerek karbonik asit oluşturur ve pH düşer. Bu nedenle bozukluk her zaman ventilasyon yetersizliğinin göstergesidir; oksijenlenmenin durumu bundan bağımsızdır. Nitekim yüksek akımlı oksijen alan bir hastada satürasyon normal görünürken karbondioksit tehlikeli düzeylere çıkabilir; bu, en sık gözden kaçan durumlardan biridir.[1]
Nedenler üç başlıkta toplanır. Solunum merkezinin baskılanması — opioidler, benzodiazepinler, genel anestezi, beyin sapı lezyonları, ağır obezite ile ilişkili hipoventilasyon. Solunum kaslarının ya da sinirlerin yetersizliği — miyastenia gravis, Guillain-Barré sendromu, amiyotrofik lateral skleroz, yüksek düzey omurilik yaralanması, ağır elektrolit bozuklukları, göğüs duvarı deformiteleri. Akciğer ve havayolu hastalıkları — kronik obstrüktif akciğer hastalığı alevlenmesi, ağır astım, geniş pnömoni, pnömotoraks ve üst havayolu tıkanıklığı.
Akut ve kronik biçimlerin ayrılması tedaviyi belirler. Akut yükselmede tamponlama sınırlıdır ve pH belirgin biçimde düşer; hasta hızla kötüleşir. Kronik biçimde ise böbrek bikarbonat tutarak telafi eder ve pH göreli olarak korunur; bu telafi günler alır. Kan gazında yüksek karbondioksitle birlikte belirgin yüksek bikarbonat görülmesi, sürecin kronik olduğunu gösterir. Kronik hastada karbondioksiti hızla normale indirme çabası, telafi edici bikarbonatın kalmasıyla ağır alkaloza, nöbete ve ritim bozukluğuna yol açabilir; bu nedenle hedef, hastanın kendi bazal değerine dönmesidir — normal değer değil.
Klinik bulgular hızla gelişen olgularda daha belirgindir: baş ağrısı, uykuya eğilim, konfüzyon, kaba tremor, terleme ve damar genişlemesine bağlı sıcak deri. İleri düzeyde karbondioksit narkozu ve koma gelişir. Karbondioksit güçlü bir serebral damar genişleticidir; bu nedenle kafa içi basınç artışı olan hastalarda birikmesi ek zarar doğurur.
Oksijen tedavisi bu hastalarda dikkatli yürütülür. Karbondioksit tutma eğilimi olanlarda yüksek akımlı denetimsiz oksijen, ventilasyon-perfüzyon dağılımını bozarak ve solunum uyaranını azaltarak karbondioksiti daha da yükseltir. Ancak bu bilgi yanlış yorumlanarak oksijenin esirgenmesi çok daha tehlikelidir; ağır hipoksemi dakikalar içinde öldürür. Doğru yaklaşım, hedef satürasyon aralığının belirlenmesi ve denetimli oksijen uygulanmasıdır.
Tedavinin temeli ventilasyonun artırılmasıdır. Noninvazif mekanik ventilasyon, kronik obstrüktif akciğer hastalığı alevlenmesine bağlı tabloda entübasyon gereksinimini ve ölüm oranını azaltır; asidoz saptandığında erken başlatılmalıdır. Yanıt alınamayan, bilinci bozulan, sekresyonunu atamayan ya da havayolu güvenliği tehlikeye giren hastalarda entübasyon geciktirilmemelidir. Bikarbonat verilmesi, üretilen karbondioksiti artırdığından bu bozuklukta tedavi değildir.
Mekanik ventilasyon uygulanan hastalarda, havayolu daralması bulunanlarda soluk verme süresinin yetersizliği hava hapsine ve içsel pozitif basınca yol açar; bu durum hem karbondioksiti yükseltir hem venöz dönüşü azaltarak hipotansiyon yapar. Solunum sayısının düşürülmesi ve soluk verme süresinin uzatılması temel çözümdür. Akciğer koruyucu ventilasyon sırasında kabul edilen düzeyde karbondioksit yüksekliğine — izin verilen hiperkapni — göz yumulur; bu, akciğer hasarını azaltmak için bilinçli olarak benimsenen bir stratejidir.
Eş anlamlılar
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Marino PL, Marino's The ICU Book, 4. baskı, 2014.