Genel anestezi
Genel anestezi (İng. general anesthesia; Yun. an- "-sız" + aisthesis "duyu"), ilaçlarla oluşturulan, geri döndürülebilir bilinç kaybı, amnezi, analjezi ve gerektiğinde kas gevşemesi ile karakterize kontrollü bir merkezi sinir sistemi baskılanması durumudur. Hasta ağrılı uyaranla dahi uyandırılamaz ve sıklıkla havayolu ile solunum desteğine gereksinim duyar.
Etimoloji
"Anestezi" sözcüğü Yunanca olumsuzluk öneki an- ile "duyum, algı" anlamındaki aisthesis birleşiminden gelir; terimi modern anlamda 1846'da Oliver Wendell Holmes önermiştir. "Genel" niteleyicisi, etkinin vücudun bir bölgesiyle sınırlı kaldığı lokal ve rejyonal tekniklerden ayırt etmek için, tüm organizmayı ve bilinci kapsayan baskılanmayı belirtir.
Klinik bağlam
Genel anestezi tek bir ilacın değil, birbirini tamamlayan bileşenlerin ürünüdür: hipnoz (bilinçsizlik), amnezi, analjezi, otonom yanıtın baskılanması ve gerektiğinde immobilite. Bu nedenle çağdaş uygulamada "dengeli anestezi" ilkesi benimsenir; tek bir ajanın yüksek dozu yerine intravenöz anestezikler, volatil anestezikler, opioidler ve gerekiyorsa nöromüsküler blokerler düşük dozlarda birleştirilerek yan etki yükü azaltılır.[1] Hipnotik etkinin başlıca moleküler hedefi inhibitör GABA-A reseptörüdür; propofol, etomidat, barbitüratlar ve volatil ajanlar bu reseptörde klorür akımını artırarak kortikotalamik bağlantısallığı bozar. Ketamin ise NMDA reseptörü antagonizması üzerinden "dissosiyatif" bir hipnoz oluşturur ve hemodinamik profili nedeniyle farklı bir yer tutar.
Uygulama klasik olarak preoperatif değerlendirme, indüksiyon, idame, uyanma ve derlenme evrelerine ayrılır. Preoperatif değerlendirmede eşlik eden hastalıklar, ilaçlar, açlık süresi, aspirasyon riski ve zor havayolu öngörüsü sistematik olarak taranır; fiziksel durum ASA sınıflaması ile derecelendirilir. İndüksiyon çoğunlukla intravenöz yoldan, çocuklarda ise inhalasyon yoluyla yapılır; dolu mide veya yüksek aspirasyon riski varlığında hızlı ardışık entübasyon tercih edilir. Havayolu, olguya göre yüz maskesi, supraglottik havayolu aracı veya endotrakeal entübasyon ile güvence altına alınır. İdame, volatil ajanla ya da tümüyle intravenöz teknikle (TİVA) sürdürülür; volatil ajanın anlık derinliği minimum alveolar konsantrasyon (MAC) kavramıyla standardize edilir.
Monitörizasyon anestezik bakımın ayrılmaz parçasıdır ve asgari düzeyde oksijenizasyon, ventilasyon (kapnografi), dolaşım ve vücut sıcaklığının sürekli izlenmesini içerir.[2] Nöromüsküler bloker kullanıldığında kantitatif train-of-four izlemi, TİVA veya yüksek farkındalık riski varlığında ise işlenmiş EEG tabanlı derinlik monitörizasyonu gündeme gelir. Uyanma evresinde ajanların kesilmesi, gerekiyorsa nöromüsküler bloğun geri döndürülmesi ve ekstübasyon kriterlerinin nesnel biçimde karşılanması esastır; derlenme ünitesinde solunum, dolaşım, bilinç ve ağrı düzeyi yakın takip edilir.
Önemli klinik tuzaklar arasında indüksiyon ve pozitif basınçlı ventilasyona bağlı hipotansiyon, özellikle hipovolemik veya yaşlı hastada abartılı hemodinamik yanıt; yetersiz hipnotik derinlikte gelişen intraoperatif farkındalık; rezidüel nöromüsküler blok zemininde postoperatif solunum yetmezliği; ve tanınmamış özofageal entübasyon sayılabilir — bu son durumda kapnografi tek başına en güvenilir doğrulama yöntemidir. Süksinilkolin ve volatil ajanlar duyarlı bireylerde malign hipertermiyi tetikleyebilir; etomidat adrenal supresyon, propofol uzun süreli yüksek doz infüzyonda propofol infüzyon sendromu açısından dikkat gerektirir. Postoperatif dönemde bulantı-kusma, hipotermi ve titreme sıktır; yaşlılarda ve nörokognitif rezervi düşük hastalarda postoperatif deliryum ile perioperatif nörokognitif bozukluklar giderek daha çok tanınan sorunlardır. Genel anestezinin rejyonal tekniklere üstünlüğü mutlak değildir; seçim hasta, cerrahi ve ekip faktörlerine göre bireyselleştirilir.[3]
Eş anlamlılar
- Umumi anestezi (eski kullanım)
- Narkoz
İlgili terimler
- Sedasyon
- Anestezik derinlik
- Preoperatif değerlendirme
- Postoperatif bakım ünitesi
- Nöroaksiyel anestezi
- Anestezi makinesi