Opioidler
Opioidler (İng. opioids), merkezî ve çevresel opioid reseptörlerine bağlanarak ağrıyı azaltan ilaç grubudur.
Etimoloji
Haşhaş bitkisinin salgısı olan afyon anlamındaki opium sözcüğünden türetilmiştir.
Klinik bağlam
İlaçlar başlıca mü reseptörleri üzerinden etki gösterir; ayrıca kappa ve delta reseptörleri rol oynar. Etki, ağrı iletiminin omurilik ve üst merkezlerde baskılanması ile ağrının duygusal boyutunun değişmesine dayanır. Bu ikili etki, ağrının şiddetinden çok rahatsız ediciliğinin azalmasını açıklar.[1]
Grup, güçlü ve zayıf ajanlar olarak ayrılır. Morfin referans ilaçtır. Fentanil yağda çözünürlüğü yüksek olduğundan hızlı etki gösterir ve anestezide sık kullanılır. Oksikodon, hidromorfon ve metadon diğer seçeneklerdir. Tramadol ve kodein ön ilaçtır; etkinleşmeleri karaciğer enzimlerine bağlıdır.
Bu son özellik önemli bir güvenlik konusudur: enzim etkinliği yüksek olan kişilerde kodein hızla morfine dönüşür ve beklenmedik solunum baskılanmasına yol açar; bu nedenle çocuklarda ve emziren annelerde kullanımı sınırlandırılmıştır. Tersine, enzim etkinliği düşük kişilerde ilaç etkisiz kalır.
Yan etkiler öngörülebilirdir. Kabızlık en sıkıdır ve tolerans gelişmez; bu nedenle opioid başlanan her hastada kabızlık profilaksisi eş zamanlı verilmelidir. Bu adım, en sık atlanan uygulamalardan biridir. Diğer yan etkiler bulantı, kaşıntı, idrar tutulması, sedasyon, deliryum, ağız kuruluğu, hormonal etkiler ve uzun süreli kullanımda opioide bağlı hiperaljezidir.
En tehlikeli yan etki solunum baskılanmasıdır. Risk; ilk doz döneminde, doz artırımlarında, uyku apnesi bulunanlarda, ileri yaşta, böbrek ve karaciğer yetmezliğinde ve özellikle benzodiazepinlerle birlikte kullanımda artar. Bu birliktelik, ilaca bağlı ölümlerin önde gelen nedenlerindendir ve kaçınılması gereken bir eşleşmedir.
Aşırı doz tablosu solunum baskılanması, iğne ucu gözbebeği ve bilinç kaybı üçlüsüyle tanınır. Tedavide nalokson yaşam kurtarıcıdır; ancak yarı ömrü birçok opioidden kısadır, bu nedenle etkisi geçtikten sonra tablonun yinelemesi olasıdır ve hasta gözlem altında tutulmalıdır. Kronik kullanan hastalarda yüksek doz nalokson, ağır yoksunluk ve ajitasyona yol açar; titre edilerek uygulanmalıdır.
Organ yetmezliğinde seçim değişir. Böbrek yetmezliğinde morfin metabolitleri birikerek uzamış etki ve solunum baskılanması yapar; bu grupta alternatif ajanlar tercih edilir. Karaciğer yetmezliğinde doz aralıkları uzatılır.
Metadon ayrı dikkat gerektirir: yarı ömrü uzun ve değişkendir, birikme riski taşır ve QT aralığını uzatır.
Kronik kanser dışı ağrıda opioidler birinci seçenek değildir; uzun süreli kullanımda etkinliğin sınırlı, buna karşılık bağımlılık, düşme, hormonal bozukluk ve hiperaljezi risklerinin belirgin olduğu gösterilmiştir. Kullanım gerektiğinde en düşük etkin dozda, belirlenmiş işlevsel hedeflerle ve düzenli yeniden değerlendirmeyle sürdürülür.
Kronik opioid kullanan hastalarda perioperatif dönemde bazal gereksinim sürdürülmeli ve ek doz buna eklenmelidir; ilacın kesilmesi yoksunluk ve şiddetli ağrıya yol açar. Ayrıca bu hastalarda tolerans nedeniyle daha yüksek dozlar gerekebilir; çok yönlü analjezi ve periferik sinir bloğu öne çıkarılmalıdır.
Fiziksel bağımlılık ve tolerans, uzun süreli kullanımda beklenen fizyolojik yanıtlardır ve tek başına bağımlılık anlamına gelmez. Bu ayrımın yapılmaması, ağrı tedavisi gören hastaların haksız biçimde etiketlenmesine yol açar.
Yaşamın son döneminde opioidler, ağrı ve nefes darlığının denetiminde temel ilaçtır; uygun kullanıldığında yaşam süresini kısaltmaz. Bu konudaki yaygın kaygı, palyatif bakımda yetersiz tedavinin başlıca nedenidir.
Eş anlamlılar
- Narkotik analjezikler
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Brunton LL ve ark. (ed.), Goodman & Gilman's The Pharmacological Basis of Therapeutics, 13. baskı, 2018.