Uyku apnesi
Uyku apnesi (İng. sleep apnea), uyku sırasında solunumun yinelenen biçimde durması ya da azalmasıyla giden bozukluktur.
Etimoloji
Yunanca soluksuzluk anlamındaki apnoia sözcüğünden türetilmiştir.
Klinik bağlam
İki temel biçim vardır ve ayrımı tedaviyi belirler. Obstrüktif biçimde solunum çabası sürerken üst havayolu kapanır; santral biçimde ise solunum uyarısı geçici olarak ortadan kalkar ve çaba da kaybolur. Karma biçimler de görülür.[1]
Obstrüktif biçimde, uykuda kas tonusunun azalmasıyla yumuşak damak ve dil kökü havayolunu daraltır. Risk etkenleri obezite, erkek cinsiyet, ileri yaş, boyun çevresinin kalınlığı, çene yapısındaki farklılıklar, geniz eti büyümesi, hipotiroidi, akromegali, alkol ve sedatif kullanımıdır.
Yinelenen tıkanmalar iki sonuç doğurur: aralıklı oksijen düşüşleri ve uykunun bölünmesi. Bunlar sempatik etkinliğin artmasına, oksidatif strese ve iltihabi yanıta yol açar; sonuçta dirençli hipertansiyon, atriyal fibrilasyon, koroner arter hastalığı, iskemik inme, pulmoner hipertansiyon ve insülin direnci gelişir. Dirençli hipertansiyonda bu tanının araştırılmaması, en sık atlanan nedenlerdendir.
Belirtiler arasında yüksek sesli horlama, tanıklı solunum durmaları, gece boğulur gibi uyanma, gece sık idrara çıkma, sabah baş ağrısı, ağız kuruluğu ve gündüz aşırı uykululuk bulunur. Gündüz uykululuğu, trafik ve iş kazalarının önemli bir nedenidir; sürücülerde sorgulanması ve tedavi edilmesi ayrı önem taşır.
Klinik açıdan sık yapılan hata, tanının yalnızca obez ve horlayan erkeklerde aranmasıdır. Kadınlarda belirtiler daha siliktir; yorgunluk, uykusuzluk ve depresyon biçiminde ortaya çıkabilir ve tanı gecikir.
Tanı polisomnografi ile konur; seçilmiş hastalarda evde uyku testleri kullanılır. Ağırlık, saat başına düşen olay sayısıyla derecelendirilir; ancak tedavi kararı yalnızca bu sayıya değil, belirtilere ve eşlik eden kardiyovasküler hastalıklara göre verilir.
Tedavide sürekli pozitif havayolu basıncı standart yöntemdir; havayolunu pnömatik olarak açık tutar. Etkinliği yüksektir ancak başarı büyük ölçüde uyuma bağlıdır; maske uyumu, nem ayarı ve eğitim, kullanım oranını belirleyen etkenlerdir. Alternatifler arasında ağız içi aygıtlar, kilo verme, yan yatma eğitimi, üst havayolu cerrahisi ve seçilmiş hastalarda hipoglossal sinir uyarımı bulunur. Alkol ve sedatiflerden kaçınılması önerilir.
Perioperatif dönem, bu hastalar için yüksek riskli bir süreçtir. Sedatifler, opioidler ve anestezikler havayolu tonusunu azaltarak tıkanmayı ağırlaştırır; ayrıca güç maske ventilasyonu ve güç entübasyon olasılığı artmıştır. Bu nedenle ameliyat öncesi tarama yapılması, cihaz kullanan hastaların cihazlarını hastaneye getirmesi, opioid kullanımının en aza indirilmesi ve bölgesel tekniklerin öne çıkarılması önerilir. Ameliyat sonrası dönemde solunum izlemi sıklaştırılmalı, hasta baş yukarı pozisyonda tutulmalıdır. Bu grupta ameliyat sonrası solunum durması, önlenebilir ölümlerin bilinen bir nedenidir.
Santral biçimde altta yatan neden araştırılır: kalp yetersizliği — Cheyne-Stokes solunumu — , opioid kullanımı, beyin sapı lezyonları ve yüksek irtifa. Tedavi nedene yöneliktir; kalp yetersizliğinde altta yatan hastalığın tedavisi önceliklidir ve bu grupta bazı cihaz yöntemlerinin zararlı bulunduğu bilinmelidir.
Obezite hipoventilasyon sendromu ayrı bir tablodur: uyanıkken de karbondioksit yüksekliği bulunur ve tedavide iki düzeyli destek tercih edilir.
Eş anlamlılar
- Obstrüktif uyku apnesi sendromu
- OUAS
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Broaddus VC ve ark. (ed.), Murray & Nadel's Textbook of Respiratory Medicine, 7. baskı, 2022.