Spastisite
Spastisite (İng. spasticity; Yun. spasmos "kasılma"), hıza bağlı olarak artan kas tonusu ve gerilme reflekslerinin abartılmasıyla giden, üst motor nöron hasarına özgü bulgudur.
Etimoloji
Yunanca çekme, kasılma anlamındaki spasmos sözcüğünden türetilmiştir.
Klinik bağlam
Üst motor nöron sendromunun bileşenlerinden biridir; bu sendrom hem olumsuz bulguları — güçsüzlük, beceri kaybı, yorulma — hem olumlu bulguları — spastisite, klonus, artmış refleksler, ekstansör taban yanıtı — kapsar. Temel mekanizma, beyin sapı ve kortekten inen inhibitör etkilerin kaybıyla omurilik düzeyindeki gerilme refleks devrelerinin denetimsiz kalmasıdır. Bu nedenle spastisite hasarın hemen ardından değil, haftalar-aylar içinde yerleşir; akut dönemde gevşek felç ve arefleksi görülebilir — omurilik şoku.[1]
Ayırt edici özelliği hıza bağımlılığıdır: eklem hızlı hareket ettirildiğinde direnç belirginken, yavaş hareketle azalır; bazen ani gevşeme — sustalı çakı belirtisi — görülür. Bu, Parkinson hastalığındaki rijiditeden ayrımını sağlar; rijiditede direnç hareketin hızından bağımsızdır ve tüm hareket boyunca süregider. Ayrıca distoni, kontraktür ve paratoni ile karıştırılmamalıdır; uzun süren spastisitenin kendisi kas ve bağ dokusunda kısalmaya yol açarak kontraktür oluşturur — bu ikisi bir arada bulunabilir ve tedavi yaklaşımları farklıdır.
Başlıca nedenler inme, travmatik beyin hasarı, omurilik yaralanması, multipl skleroz, serebral palsi, motor nöron hastalığı, kalıtsal spastik parapleji ve beyin ile omuriliği tutan tümör ile enfeksiyonlardır. Tutulum örüntüsü lezyonun yerini yansıtır: hemisfer lezyonlarında tek taraflı, omurilik lezyonlarında iki taraflı alt ekstremite ağırlıklı tablo görülür.
Spastisitenin her zaman zararlı olmadığı önemli bir noktadır. Bazı hastalarda artmış tonus, zayıf bacaklarda ayakta durmayı ve transferleri kolaylaştırır; aşırı azaltılması işlevi bozabilir. Bu nedenle tedavi kararı, tonusun sayısal derecesine değil, hastanın işlevine, ağrısına, bakım kolaylığına ve komplikasyon riskine göre verilir. Değerlendirmede Ashworth ve Tardieu ölçekleri kullanılır.
Ani kötüleşen spastisite, altta yatan bir tetikleyiciyi düşündürmelidir. Bu tetikleyiciler arasında idrar yolu enfeksiyonu, idrar retansiyonu, kabızlık, bası yarası, tırnak batması, kırık, derin ven trombozu, ağrı ve dar giysiler bulunur. Bu nedenlerin araştırılmadan doz artırımına gidilmesi sık bir hatadır. Omurilik yaralanması olan hastalarda aynı tetikleyiciler otonom disreflekssiye de yol açabilir; bu, ani ve tehlikeli kan basıncı yükselmesiyle seyreden acil bir tablodur.
Yönetimde basamaklı yaklaşım benimsenir. İlk basamak fizyoterapi ve germe programları, uygun pozisyonlama, ortezler, seri alçılama ve tetikleyicilerin giderilmesidir. Bu önlemler ihmal edildiğinde ilaç tedavisinin başarısı sınırlı kalır. İkinci basamak sistemik ilaçlardır: baklofen, tizanidin, benzodiazepinler ve dantrolen; hepsinin ortak sınırı sedasyon ve güçsüzlüktür. Bölgesel ve odaksal tedavilerde botulinum toksini uygulanır; belirli kas gruplarına yönelik olması, sistemik yan etkileri azaltır. Yaygın ve ağır olgularda intratekal baklofen pompası, seçilmiş hastalarda seçici dorsal rizotomi ve ortopedik girişimler gündeme gelir.[2]
İntratekal baklofen tedavisinde önemli bir güvenlik konusu, ilacın ani kesilmesidir: pompa arızası ya da kateter sorunu, yüksek ateş, ileri derecede spastisite, kas yıkımı, deliryum ve yaşamı tehdit eden bir tabloya yol açar; hızlı tanınıp ilacın yerine konması gerekir.
Yoğun bakım ve rehabilitasyon açısından erken mobilizasyon, doğru pozisyonlama, eklem hareket açıklığının korunması ve bası yaralarından korunma, kontraktür gelişimini önlemede belirleyicidir. Spastisiteye eşlik eden ağrı ve uyku bozukluğunun ayrıca ele alınması gerekir.
Eş anlamlılar
- Spastik tonus artışı