Tip 2 diyabetes mellitus
Tip 2 diyabetes mellitus (İng. type 2 diabetes mellitus), insülin direnci ve giderek azalan insülin salgısıyla seyreden diyabet biçimidir.
Etimoloji
Yunanca diabetes (akıp gitmek) ve Latince mellitus (ballı) sözcüklerinden gelir.
Klinik bağlam
Hastalığın temelinde iki bozukluk birlikte bulunur: dokuların insüline yanıtsızlığı ve beta hücrelerinin yetersiz kalması.[1]
Direnç yıllarca sürebilir; bu dönemde beta hücreleri fazladan salgı yaparak dengeyi korur.
Kan şekeri ancak bu telafi çöktüğünde yükselir; hastalık bu nedenle uzun süre sessiz kalır.
Bu sessizlik, tanı anında komplikasyonların bulunmasını açıklar.
Nitekim hastaların bir bölümünde tanı, diyabetik retinopati ya da periferik nöropati bulgularıyla konur.
Bu nedenle tanı anında komplikasyon taraması hemen başlatılmalıdır; bu, tip 1 diyabetten ayrılan önemli bir uygulama farkıdır.
Risk etkenleri obezite, hareketsizlik, aile öyküsü, ileri yaş, gebelik diyabeti öyküsü ve metabolik sendromdur.
Karın içi yağlanma, vücut ağırlığından daha güçlü bir belirleyicidir.
Tanı, açlık plazma glukozu, oral glukoz tolerans testi ya da HbA1c ile konur.
HbA1c ölçümü açlık gerektirmez; ancak hemoglobin bozuklukları, kansızlık ve böbrek yetmezliğinde yanıltıcıdır.
Bu tuzağın bilinmemesi, yanlış tanı ya da yanlış tedavi kararına yol açar.
Tedavinin temeli yaşam biçimi değişikliğidir; kilo kaybı ve düzenli etkinlik doğrudan direnci azaltır.
Belirgin kilo kaybı sağlayan girişimler, hastalığın gerilemesine bile yol açabilir; bu bulgu son yılların önemli gelişmesidir.
Metformin genellikle ilk ilaç seçeneğidir.
Ancak ilaç seçimi artık yalnızca şeker düşürme gücüne göre yapılmamaktadır; bu, alanın en köklü değişikliğidir.
Kalp-damar hastalığı, kalp yetmezliği ya da kronik böbrek hastalığı bulunan hastalarda, kanıtlanmış koruyucu etkisi olan ilaç grupları öncelenir.
Sodyum-glukoz kotransporter 2 inhibitörleri ve GLP-1 almaç agonistleri bu gruptadır.
Bu ilaçlar, şekerden bağımsız olarak ölüm ve organ hasarını azaltır.
Tedavi hedefleri kişiye göre belirlenir; yaşlı ve kırılgan hastada aşırı sıkı denetim, hipoglisemi nedeniyle zararlıdır.
Bu bireyselleştirme, güncel kılavuzların temel ilkesidir.
Kan basıncı denetimi, statin tedavisi ve sigaranın bırakılması, şeker denetimi kadar önemlidir.
Hastalık ilerleyicidir; zamanla insülin gereksinimi doğabilir.
İnsüline geçişin gecikmesi, "klinik atalet" olarak adlandırılan yaygın bir sorundur.
Eş anlamlılar
- Tip 2 diyabet
- İnsüline bağımlı olmayan diyabet
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Melmed S ve ark. (ed.), Williams Textbook of Endocrinology, 14. baskı, 2020.