İçeriğe atla

Trombin

DrSozluk sitesinden

Trombin (İng. thrombin), pıhtılaşma kaskadının son ortak yolunda görev alan serin proteazdır. Fibrinojeni fibrine dönüştürerek pıhtının oluşmasını sağlar.

Etimoloji

Yunanca pıhtı anlamındaki thrombos sözcüğünden türetilmiştir.

Klinik bağlam

Karaciğerde üretilen protrombin, etkin olmayan bir öncüdür; hasar bölgesinde protrombinaz kompleksinin etkisiyle trombine dönüşür. Bu dönüşüm için K vitaminine bağımlı karboksilasyon gerekir; K vitamini eksikliğinde ya da varfarin kullanımında etkin olmayan öncüler üretilir ve pıhtılaşma bozulur.[1]

Trombinin merkezî işlevi fibrinojenden fibrin oluşturmaktır; ayrıca faktör XIII'ü etkinleştirerek fibrin ağını çapraz bağlarla dayanıklı hâle getirir. Bunun yanında V, VIII ve XI numaralı faktörleri etkinleştirerek kendi üretimini hızlandıran bir geri besleme döngüsü kurar; bu, küçük bir başlangıç uyaranının hızla güçlü bir yanıta dönüşmesini sağlar. Trombosit yüzeyindeki reseptörleri uyararak kümelenmeyi de tetikler; böylece hem hücresel hem plazma kaynaklı pıhtılaşmayı birleştirir.

Aynı molekül, aşırı pıhtılaşmayı sınırlayan bir fren düzeneğine de sahiptir: damar iç yüzeyindeki trombomoduline bağlandığında görev değiştirir ve protein C'yi etkinleştirir; etkinleşen protein C, V ve VIII numaralı faktörleri parçalayarak süreci durdurur. Bu ikili rol, pıhtılaşmanın hasar bölgesiyle sınırlı kalmasını sağlayan temel düzenektir. Faktör V Leiden mutasyonunda bu frenin çalışmaması, tromboza yatkınlık yaratır.

Laboratuvarda trombin zamanı, fibrinojenin fibrine dönüşme hızını ölçer; fibrinojen eksikliğinde, işlev bozukluğunda ve heparin varlığında uzar. Protrombin zamanı ve aktive parsiyel tromboplastin zamanı ise kaskadın farklı kollarını değerlendirir. Yaygın damar içi pıhtılaşmasında aşırı trombin üretimi, yaygın mikrotrombüs oluşumu ve ardından faktörlerin tükenmesiyle kanamaya yol açar; bu ikili tablo hastalığın tanımlayıcı özelliğidir.

Farmakolojide trombin iki yönden önemlidir. Doğrudan trombin inhibitörleri — argatroban, bivalirudin ve ağızdan kullanılan dabigatran — molekülü doğrudan bağlayarak etkisiz kılar. Bunlardan argatroban ve bivalirudin, heparinle indüklenen trombositopenide tercih edilir; çünkü bu tabloda heparin kullanımı sürdürülemez ve alternatif antikoagülasyon zorunludur. Heparin ise antitrombinin etkisini binlerce kat artırarak dolaylı yoldan trombini baskılar. İkinci kullanım alanı yerel hemostazdır: sıvı ya da sünger biçimindeki trombin preparatları, cerrahi sırasında sızıntı tarzı kanamayı durdurmak için doku yüzeyine uygulanır; damar içine verilmesi kesinlikle sakıncalıdır.

Kritik hastada trombin üretiminin bozulması hem kanama hem tromboz olarak karşımıza çıkar. Sepsiste iltihabi yanıt ile pıhtılaşma sistemi karşılıklı olarak birbirini uyarır; protein C yolağı baskılanır ve mikrodolaşımda tıkanıklık gelişir. Karaciğer yetmezliğinde ise hem pıhtılaştırıcı hem engelleyici proteinlerin üretimi birlikte azaldığından, uzamış laboratuvar değerleri tek başına kanama riskini göstermez; bu hastalarda testlere bakılarak yapılan gereksiz plazma verilmesi, hacim yükü ve zarar doğurabilecek yaygın bir tuzaktır.

Eş anlamlılar

  • Faktör IIa

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Hall JE, Hall ME, Guyton and Hall Textbook of Medical Physiology, 14. baskı, 2020.