Uygunsuz ADH sendromu
Uygunsuz ADH sendromu (İng. syndrome of inappropriate antidiuretic hormone secretion), antidiüretik hormonun ozmotik uyarandan bağımsız olarak salgılanmasıyla gelişen, ötevolemik hiponatremi ile giden tablodur. Hastanede görülen hiponatreminin en sık nedenidir.
Etimoloji
Türkçe "uygunsuz" nitelemesi, hormonun fizyolojik gereksinim olmaksızın salgılanmasını anlatır; kısaltması İngilizce adından gelen SIADH biçiminde kullanılır.
Klinik bağlam
Normalde antidiüretik hormon, plazma ozmolalitesi yükseldiğinde ya da etkin dolaşım hacmi azaldığında salgılanır ve toplayıcı kanallarda su geri emilimini artırır. Bu sendromda hormon, her iki uyaran da yokken salgılanmayı sürdürür; su tutulur, plazma seyrelir ve sodyum düşer. Vücut suyu ılımlı biçimde artsa da ödem gelişmez; çünkü fazla su büyük ölçüde hücre içine dağılır ve idrarla sodyum atılımı sürer. Bu nedenle tablo ötevolemiktir — ayırıcı tanının kilit noktası budur.[1]
Nedenler dört grupta toplanır. Merkezî sinir sistemi hastalıkları — subaraknoid kanama, travmatik beyin hasarı, menenjit, inme, tümör. Akciğer hastalıkları — pnömoni, tüberküloz, ampiyem, pozitif basınçlı ventilasyon. Kanserler — özellikle küçük hücreli akciğer kanseri, hormonu kendi başına üretir ve erişkinde açıklanamayan tabloda mutlaka araştırılmalıdır. İlaçlar — karbamazepin, seçici serotonin geri alım engelleyicileri, siklofosfamid, vinkristin, opioidler ve MDMA. Ayrıca ağrı, bulantı ve cerrahi sonrası dönem güçlü fizyolojik uyaranlardır; ameliyat sonrası hipotonik sıvı verilen hastalarda ağır hiponatremi bu yolla gelişir.
Tanı dışlama yoluyla konur. Düşük plazma ozmolalitesine karşın idrar ozmolalitesinin uygunsuz biçimde yüksek olması ve idrar sodyumunun korunmuş olması tipiktir. Böbrek, tiroit ve adrenal işlevlerin normal olduğu gösterilmelidir; adrenal yetmezlik ve hipotiroidi tabloyu taklit eder ve atlanması ağır sonuç doğurur. Diüretik kullanımı değerlendirmeyi bozar. Hacim durumunun muayeneyle belirlenmesi güvenilir değildir; bu, klinikte en sık yapılan hatadır.
Ayırıcı tanıda serebral tuz kaybı sendromu özel önem taşır. Laboratuvar bulguları benzer olsa da bu tabloda hasta hipovolemiktir ve tedavi tam tersidir: su kısıtlaması zarar verirken sıvı ve tuz replasmanı gerekir. Özellikle subaraknoid kanamalı hastada yanlış ayrım, serebral iskemiye yol açabilir.
Belirtiler sodyumun düzeyinden çok düşüş hızına bağlıdır. Yavaş gelişen tabloda halsizlik, dikkat azalması, baş ağrısı ve düşme eğilimi görülürken; hızlı gelişende bulantı, kusma, konfüzyon, nöbet, solunum durması ve beyin ödemi ortaya çıkar.
Tedavide belirti ağırlığı belirleyicidir. Nöbet ya da bilinç bozukluğu gibi ağır bulgular varsa hipertonik salin ile sodyum hızla ve sınırlı miktarda yükseltilerek beyin ödemi geriletilir. Bunun dışındaki olgularda temel yaklaşım su kısıtlamasıdır; yanıt alınamayan hastalarda üre, tuz yükü ile birlikte kıvrım diüretiği ya da vazopressin reseptör antagonistleri kullanılır. İzotonik salin verilmesi, idrar ozmolalitesi yüksek olan hastada sodyumu daha da düşürebileceğinden dikkat gerektirir.
En kritik güvenlik kuralı düzeltme hızıdır: kronik hiponatremide sodyumun 24 saatte belirlenen sınırın üzerinde artırılması, ozmotik demiyelinizasyon sendromuna yol açar. Bu tablo kalıcı ve yıkıcı nörolojik hasarla sonuçlanır; malnütrisyon, alkol kullanım bozukluğu, karaciğer hastalığı ve hipokalemi varlığında risk daha yüksektir. Sodyum sık aralıklarla ölçülmeli, aşırı düzeltme durumunda serbest su ya da desmopressin ile geri alınmalıdır. Ayrıca su kısıtlaması sırasında hormon uyaranı ortadan kalkarsa ani ve bol idrar çıkışı görülebilir; bu, denetimsiz hızlı yükselişin sık nedenidir.
Eş anlamlılar
- SIADH
- Schwartz-Bartter sendromu
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Loscalzo J ve ark. (ed.), Harrison's Principles of Internal Medicine, 21. baskı, 2022.