İçeriğe atla

Plevra

DrSozluk sitesinden
10.28, 26 Ağustos 2026 tarihinde Serkan (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 1041 numaralı sürüm (Bot: yeni madde)
(fark) ← Önceki sürüm | Güncel sürüm (fark) | Sonraki sürüm → (fark)

Plevra (İng. pleura; Yun. pleura, yan taraf), akciğerleri ve göğüs boşluğunun iç yüzeyini saran çift katlı seröz zardır.

Etimoloji

Yunanca yan, kaburga bölgesi anlamındaki pleura sözcüğünden gelir.

Klinik bağlam

Zar iki yapraktan oluşur: akciğeri saran viseral plevra ve göğüs duvarı ile diyaframı örten pariyetal plevra. Aralarındaki boşlukta çok az miktarda sıvı bulunur; bu sıvı, solunum sırasında yaprakların birbiri üzerinde sürtünmeden kaymasını sağlar. Boşluktaki basınç atmosfer basıncından düşüktür; bu negatiflik, akciğerin genişlemiş durumda kalmasını sağlayan temel etkendir.[1]

İki yaprağın duyusal uyarımı farklıdır ve bu ayrım klinikte doğrudan kullanılır. Viseral yaprak ağrıya duyarlı değildir; pariyetal yaprak ise interkostal sinirlerle uyarılır ve keskin, solunumla artan ağrı üretir. Bu nedenle plöretik ağrı, pariyetal yaprağın tutulduğunu gösterir. Diyaframın merkezî bölümü frenik sinir ile uyarıldığından, buradaki tahriş omuz ucuna yansıyan ağrı yaratır; bu bulgu, karın içi patolojinin gözden kaçmaması gereken bir işaretidir.

Boşlukta sıvı birikmesi plevral efüzyon, hava birikmesi pnömotoraks, kan birikmesi hemotoraks, iltihabi sıvı birikmesi ise ampiyem olarak adlandırılır.

Efüzyonun değerlendirilmesinde transüda ve eksüda ayrımı temeldir; Light ölçütleri kullanılır. Transüda, sistemik nedenlerle — kalp yetersizliği, siroz, nefrotik sendrom — oluşur; eksüda ise plevral yüzeyin hastalığını gösterir ve pnömoni, malignite, tüberküloz ile pulmoner emboliyi düşündürür. Diüretik alan kalp yetersizliği hastalarında sıvının yanlışlıkla eksüda olarak sınıflandırılabileceği bilinmelidir.

Parapnömonik efüzyonlarda erken ayrım kritiktir: basit efüzyon antibiyotikle gerilerken, komplike efüzyon ve ampiyem drenaj gerektirir. Düşük pH ve glukoz ile yüksek laktat dehidrogenaz, drenaj kararını verdiren bulgulardır. Bu ayrımın yapılmaması, tedavi başarısızlığının ve uzamış hastane yatışının en sık nedenidir.

Pnömotoraksta negatif basınç ortadan kalkar ve akciğer kollabe olur. Tansiyon pnömotoraks, havanın tek yönlü olarak boşluğa dolmasıyla mediastenin karşı tarafa itilmesi ve venöz dönüşün engellenmesiyle oluşur; klinik olarak tanınmalı ve görüntüleme beklenmeden dekompresyon yapılmalıdır.

Zar ayrıca malign hastalıklarda tutulur. Mezotelyoma, asbest maruziyetiyle ilişkilidir ve uzun bir gecikme süresinden sonra ortaya çıkar; kalınlaşma, plevral kitleler ve yineleyen efüzyonla seyreder. Metastatik tutulum ise akciğer, meme ve lenfoma kaynaklı olabilir.

Yineleyen malign efüzyonlarda, tekrarlanan boşaltma yerine plörodez ya da kalıcı plevral kateter tercih edilir; yaşam niteliğini daha iyi korur. Akciğerin genişlemediği tuzaklanmış akciğer olgularında plörodez başarısız olur; bu durumda kalıcı kateter uygundur.

Girişimsel açıdan torasentez ve göğüs tüpü uygulamaları bu boşluğa yöneliktir; ultrason kılavuzluğu güvenliği belirgin biçimde artırır. Girişimler, kaburganın üst kenarından yapılır; alt kenarda damar-sinir demeti bulunur.

Anestezi açısından, göğüs cerrahisinde tek akciğer ventilasyonu bu anatomik ayrıma dayanır; ayrıca pozitif basınçlı ventilasyon uygulanan hastalarda pnömotoraks hızla tansiyon tablosuna ilerleyebileceğinden yakın izlem gerekir.

Eş anlamlılar

  • Akciğer zarı

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Standring S (ed.), Gray's Anatomy: The Anatomical Basis of Clinical Practice, 42. baskı, 2020.