İçeriğe atla

BK virüsü

DrSozluk sitesinden
12.51, 26 Ağustos 2026 tarihinde Serkan (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 1210 numaralı sürüm (Bot: yeni madde)
(fark) ← Önceki sürüm | Güncel sürüm (fark) | Sonraki sürüm → (fark)

BK virüsü (İng. BK virus), toplumda yaygın bulunan ve bağışıklığı baskılanmış kişilerde hastalık yapan bir poliomavirüstür.

Etimoloji

Virüsün ilk kez izole edildiği hastanın baş harflerinden adlandırılmıştır.

Klinik bağlam

Enfeksiyon çoğunlukla çocuklukta edinilir ve belirtisiz seyreder; virüs böbrek ve idrar yolu epitelinde gizli kalır. Erişkinlerin büyük çoğunluğu virüsü taşır. Hastalık, bağışıklık baskılandığında yeniden etkinleşmeyle ortaya çıkar; bu nedenle klinik önemi neredeyse tümüyle bağışıklığı baskılanmış hastalarla sınırlıdır.[1]

İki temel klinik tablo tanımlanır. Böbrek nakli alıcılarında BK virüsü nefropatisi gelişir; kök hücre nakli alıcılarında ise hemorajik sistit görülür. Bu ayrım, hasta grubuna göre hangi tablonun beklendiğini gösterir.

Nefropati, greft işlev bozukluğunun önemli ve tedavi edilebilir bir nedenidir. Klinik açıdan en kritik nokta, rejeksiyon ile karışmasıdır: her ikisinde de kreatinin yükselir ve biyopside iltihabi hücre infiltrasyonu görülür. Ancak tedaviler taban tabana zıttır — rejeksiyonda bağışıklık baskılanması artırılır, virüs nefropatisinde ise azaltılır. Yanlış tanı, greft kaybına yol açar. Bu nedenle greft işlev bozukluğunda virüs yükünün araştırılması zorunludur.

Tanıda idrarda decoy hücrelerinin görülmesi tarama amacıyla kullanılır ancak özgül değildir. Kanda virüs yükünün ölçülmesi daha değerlidir; belirli bir eşiğin üzerinde ve süreklilik gösteren viremi, nefropatiyi düşündürür. Kesin tanı biyopsi ile konur; ancak tutulumun yamalı olması nedeniyle biyopsi yanlış negatif olabilir. Bu nedenle izlem, düzenli virüs yükü ölçümlerine dayandırılır.

Nakil sonrası düzenli tarama, tablonun erken saptanmasını sağlar; bu tarama programlarının uygulanması, greft kaybı oranını belirgin biçimde azaltmıştır.

Tedavinin temeli, bağışıklık baskılayıcı tedavinin azaltılmasıdır; virüse özgü etkinliği kanıtlanmış bir antiviral bulunmamaktadır. Sidofovir, leflunomid ve damar içi immünglobulin denenmiş ancak kesin yarar gösterilememiştir. Bu nedenle yönetim, bağışıklık baskılanmasının azaltılması ile rejeksiyon riski arasındaki dengeyi kurmaya dayanır ve deneyimli merkezlerde yürütülür.

Kök hücre nakli alıcılarında görülen hemorajik sistit, ağrılı idrar yapma, sık idrara çıkma ve gözle görülür kanamayla seyreder; pıhtı tıkanmasına ve idrar retansiyonuna yol açabilir. Ayırıcı tanıda siklofosfamide bağlı sistit, adenovirüs ve sitomegalovirüs enfeksiyonları yer alır. Tedavi büyük ölçüde destekleyicidir: hidrasyon, ağrı yönetimi, gerektiğinde mesane yıkaması ve transfüzyon desteği.

Ender olarak üreter darlığına yol açarak hidronefroz yapabilir; nakil sonrası açıklanamayan tıkanıklıkta akla gelmelidir.

Virüs, sağlıklı kişilerde hastalık yapmadığından toplum düzeyinde önlem gerektirmez; izolasyon önlemleri açısından özel bir uygulama önerilmez.

Aynı aileden JC virüsü ise ilerleyici multifokal lökoensefalopatiye yol açar; bu tablo HIV enfeksiyonu ve belirli biyolojik ilaçları kullanan hastalarda görülür ve ayrı bir klinik önem taşır.

Eş anlamlılar

  • BKV

İlgili terimler

Kaynaklar

  1. Bennett JE ve ark. (ed.), Mandell, Douglas, and Bennett's Principles and Practice of Infectious Diseases, 9. baskı, 2020.