Biyopsi
Biyopsi (İng. biopsy; Yun. bios, yaşam + opsis, görme), tanı amacıyla canlı dokudan örnek alınmasıdır.
Etimoloji
Yunanca yaşayan dokuya bakmak anlamındaki sözcüklerin birleşiminden oluşur.
Klinik bağlam
Yöntemler alınan örneğin niteliğine göre ayrılır. İnce iğne aspirasyonunda hücreler toplanır; sitolojik değerlendirme sağlar ancak doku mimarisini göstermez. Kesici iğne biyopsisinde doku silindiri elde edilir; mimari korunduğundan alt tip belirleme ve immünhistokimyasal inceleme yapılabilir. İnsizyonel biyopside lezyonun bir bölümü, eksizyonel biyopside ise tümü çıkarılır.[1]
Yöntem seçimi tanısal gereksinime göre yapılır ve bu karar klinik açıdan belirleyicidir. Lenfoma kuşkusunda ince iğne aspirasyonu genellikle yetersizdir; alt tiplendirme için doku mimarisi gerekir, bu nedenle eksizyonel ya da kesici iğne biyopsisi tercih edilir. Aynı biçimde tiroit nodüllerinde ince iğne aspirasyonu standarttır ancak folliküler lezyonlarda kapsül invazyonu değerlendirilemediğinden kesin ayrım cerrahi örnekle yapılır.
Örneklemenin yeterliliği ve temsil gücü, sonucun güvenilirliğini belirler. Negatif biyopsi hastalığı dışlamaz; özellikle klinik ve görüntüleme bulguları güçlü biçimde maligniteyi düşündürüyorsa örnekleme yinelenmelidir. Bu ilkenin gözden kaçması, tanı gecikmesinin sık nedenidir.
Görüntüleme kılavuzluğu, doğruluğu artırır ve komplikasyonları azaltır: ultrason, bilgisayarlı tomografi ve endoskopik ultrason yaygın kullanılır.
Girişim öncesi hazırlıkta pıhtılaşma durumu, trombosit sayısı ve antitrombotik ilaç kullanımı değerlendirilir; eşikler işlemin kanama riskine göre belirlenir. Ancak yaygın bir yanlış inanışın aksine, ölçülü pıhtılaşma bozukluğu bulunan hastalarda birçok işlem güvenle uygulanabilir ve rutin plazma ya da trombosit verilmesi önerilmez.
Bazı lezyonlarda biyopsiden kaçınılması gerekir; bu, alanın en önemli güvenlik bilgilerindendir. Kuşkulanılan feokromositomaya iğne yapılması, katekolamin salınımını tetikleyerek hipertansif krize yol açar. Kist hidatikte kist içeriğinin dağılması anafilaksi ve yayılıma neden olabilir. Damar yapıları ve damarsal tümörler kanama riski taşır. Ayrıca parotis bezi kitlelerinde insizyonel biyopsi, tümör ekimi riski nedeniyle uygun değildir.
Beyin ve kafa içi lezyonlarda kitle etkisi bulunan hastalarda lomber ponksiyondan kaçınılması, ayrı ama benzer bir ilkedir.
Örneğin işlenmesi de sonucu etkiler. Doku, uygun fiksatife hızla konulmalıdır; ancak bazı incelemeler için taze ya da özel ortamda gönderim gerekir: lenfoma için akım sitometrisi, mikrobiyolojik kültür, elektron mikroskopisi ve moleküler testler bu kapsamdadır. Yalnızca formaldehide konulan bir lenf bezi örneği, gerekli incelemelerin yapılamamasına yol açar; bu, önlenebilir ve sık karşılaşılan bir hatadır. Bu nedenle biyopsi öncesinde patoloji ve mikrobiyoloji ile iletişim önerilir.
Enfeksiyon kuşkusu bulunan olgularda, kültürlerin antibiyotik başlanmadan önce alınması ilkesi geçerlidir; osteomiyelit ve protez enfeksiyonlarında bu kural özellikle önemlidir.
Frozen inceleme, ameliyat sırasında hızlı bilgi sağlar; ancak doğruluğu kalıcı kesitlere göre sınırlıdır ve bazı tanılar bu yöntemle konulamaz.
Sonuçların yorumlanmasında klinik bağlam zorunludur. Örneğin klinik anlamı belirsiz bulgular, iltihabi değişikliklerin displaziyi taklit etmesi ve örnekleme hatası olasılığı göz önünde bulundurulmalıdır; kuşkulu olgularda ikinci bir patolog değerlendirmesi önerilir.
Eş anlamlılar
- Doku örneklemesi
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Kumar V ve ark., Robbins and Cotran Pathologic Basis of Disease, 10. baskı, 2021.