Transfüzyon
Transfüzyon (İng. transfusion), kan ya da kan bileşenlerinin damar yoluyla hastaya verilmesidir.
Etimoloji
Latince aktarma anlamındaki transfusio sözcüğünden gelir.
Klinik bağlam
Günümüzde tam kan yerine bileşen tedavisi uygulanır: eritrosit süspansiyonu, trombosit süspansiyonu, taze donmuş plazma, kriyopresipitat ve albümin gibi plazma ürünleri ayrı ayrı hazırlanır. Böylece hastaya yalnızca gereksinim duyduğu bileşen verilir.[1]
Eritrosit transfüzyonunun amacı oksijen taşıma kapasitesini artırmaktır. Son yıllardaki en önemli değişiklik, kısıtlayıcı eşik yaklaşımının benimsenmesidir; kararlı hastalarda düşük eşiğin serbest yaklaşıma en az eşdeğer olduğu gösterilmiştir. Tek ünitelik uygulama ve her ünite sonrası yeniden değerlendirme temel ilkedir. Karar, tek bir hemoglobin değerine değil klinik duruma dayandırılmalıdır. Akut kanamada değer henüz düşmemiş olabileceğinden, laboratuvar sonucunun beklenmesi ciddi bir hatadır.
Trombosit transfüzyonunda eşikler endikasyona göre belirlenir; kanaması olmayan hastalarda gereksiz uygulama kaçınılması gereken bir durumdur. İki tabloda ise kesinlikle sakıncalıdır: trombotik trombositopenik purpura ve heparinle indüklenen trombositopeni. Bu hastalıklarda trombosit verilmesi trombozu artırarak zarar verir; buna karşılık immün trombositopenide yaşamı tehdit eden kanamada uygulanabilir. Bu ayrımın bilinmemesi, önlenebilir ağır zararlara yol açar.
Taze donmuş plazma, kanaması olan ve pıhtılaşma faktörü eksikliği bulunan hastalarda kullanılır. Yaygın bir hata, ileri karaciğer hastalığında uzamış INR değerini düzeltmek amacıyla plazma verilmesidir; bu hastalarda hem pıhtılaştırıcı hem engelleyici faktörler birlikte azalmıştır ve testler kanama riskini yansıtmaz. Uygulama yarar sağlamaz, hacim yükü ve portal basınç artışı yoluyla zarar doğurur. Varfarin etkisinin geri döndürülmesinde ise protrombin kompleksi konsantresi plazmaya üstündür.
Kriyopresipitat, fibrinojen eksikliğinde tercih edilir; obstetrik kanamalarda ve yaygın damar içi pıhtılaşmada öne çıkar.
Uygulama güvenliği, alanın en kritik konusudur. En ciddi ve tümüyle önlenebilir komplikasyon, yanlış hastaya yanlış ürünün verilmesidir; bu, ABO uyuşmazlığına bağlı akut hemolitik tepkimeye yol açar. Hata neredeyse her zaman kimlik doğrulama aşamasında gerçekleşir; bu nedenle hasta kimliğinin ve ürün etiketinin yatak başında iki kişi tarafından doğrulanması zorunludur.
Erken komplikasyonlar arasında febril nonhemolitik tepkime, alerjik tepkimeler ve anafilaksi, transfüzyonla ilişkili akut akciğer hasarı, dolaşım yüklenmesi ve bakteriyel bulaş bulunur. Akciğer hasarı ile dolaşım yüklenmesinin ayrımı tedaviyi değiştirir: birincisinde destek tedavisi, ikincisinde diüretik ve hız azaltımı gerekir. Ateş en sık tepkimedir ancak hemolitik tepkinin ilk bulgusu da olabileceğinden hafife alınmamalıdır; kuşku durumunda uygulama durdurulur.
Geç komplikasyonlar gecikmiş hemolitik tepkime, alloimmünizasyon, enfeksiyon bulaşı ve yinelenen transfüzyonlarda demir birikimidir.
Özel ürün gereksinimleri bilinmelidir. Bağışıklığı ileri derecede baskılanmış hastalarda ve akraba vericilerden alınan ürünlerde ışınlama, transfüzyonla ilişkili graft-versus-host hastalığını önler; bu önlemin atlanması ölümcül olabilir. Lökosit azaltılmış ürünler, febril tepkimeleri ve sitomegalovirüs bulaşını azaltır. Seçici IgA eksikliği bulunan hastalarda anafilaksi riski nedeniyle özel ürün gerekir.
Masif transfüzyonda dengeli oranlarda ürün verilmesi, hipoterminin önlenmesi ve iyonize kalsiyumun izlenmesi gerekir; sitrata bağlı kalsiyum düşüklüğü sık görülür ve hemostaz için yerine konmalıdır.
Hasta kan yönetimi yaklaşımı, gereksiz transfüzyonu azaltmayı ve hastanın kendi kan kaynaklarını korumayı amaçlar.
Eş anlamlılar
- Kan nakli
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Marino PL, Marino's The ICU Book, 4. baskı, 2014.