INR
INR (İng. international normalized ratio), protrombin zamanının laboratuvarlar arasında karşılaştırılabilir hâle getirilmesi için standartlaştırılmış oranıdır. Başlıca varfarin tedavisinin izleminde kullanılır.
Etimoloji
İngilizce uluslararası normalleştirilmiş oran anlamındaki adın baş harflerinden oluşur.
Klinik bağlam
Protrombin zamanı, pıhtılaşmanın dış ve ortak yolunu değerlendirir; ancak kullanılan tromboplastin belirtecinin duyarlılığı laboratuvarlar arasında değiştiğinden ham süre karşılaştırılamaz. Bu sorunu gidermek için hastanın protrombin zamanı, normal değere oranlanır ve belirtecin duyarlılık katsayısıyla düzeltilir. Böylece dünyanın her yerinde aynı anlamı taşıyan bir değer elde edilir; standardizasyon, oral antikoagülan tedavinin güvenli biçimde yürütülmesini olanaklı kılan temel gelişmedir.[1]
Varfarin, K vitaminine bağımlı faktörlerin etkin biçimde üretilmesini engeller. Bu faktörlerin yarı ömürleri farklıdır; en kısa ömürlü olan faktör VII ilk azalan faktördür ve değeri erken yükseltir. Ancak bu erken yükselme, tam antikoagülan etkinin sağlandığı anlamına gelmez — çünkü daha uzun ömürlü faktörler henüz azalmamıştır. Aynı dönemde doğal antikoagülan olan protein C de hızla azaldığından, tedavinin ilk günlerinde geçici bir pıhtılaşma eğilimi oluşabilir. Bu nedenle akut trombozda varfarin tek başına başlatılmaz; etki yerleşene dek heparinle örtüşme sağlanır. Bu ilkenin gözden kaçması, tedavi başlangıcında tromboz ve ender olarak varfarin ilişkili deri nekrozuna yol açar.
Hedef aralık endikasyona göre belirlenir. Venöz tromboembolizm ve atriyal fibrilasyonda daha düşük bir aralık yeterliyken, mekanik kalp kapağı bulunan hastalarda kapağın tipine ve yerleşimine göre daha yüksek hedefler benimsenir. Değerin hedefin altında kalması tromboz, üzerine çıkması kanama riskini artırır; bu nedenle hastanın zamanının ne kadarını hedef aralıkta geçirdiği, tedavi kalitesinin göstergesi kabul edilir.
Çok sayıda etken değeri değiştirir. Karaciğer hastalığı, kalp yetersizliğine bağlı karaciğer konjesyonu, ateş, ishal ve beslenme bozukluğu değeri yükseltir. K vitamininden zengin besinlerin alımındaki dalgalanmalar önemlidir; burada amaç bu besinlerden kaçınmak değil, tüketimi tutarlı tutmaktır. İlaç etkileşimleri sıktır: antibiyotikler, amiodaron, azol antifungaller ve steroid dışı antiinflamatuar ilaçlar değeri yükseltirken rifampisin, karbamazepin ve sarı kantaron düşürür.
Yüksek değer saptandığında yaklaşım, kanama olup olmadığına ve değerin düzeyine göre belirlenir. Kanaması olmayan hafif yükselmelerde doz atlanır ve izlem yinelenir; daha yüksek değerlerde ağızdan K vitamini verilir. Yaşamı tehdit eden kanamada ise protrombin kompleksi konsantresi ve damar yolundan K vitamini kullanılır; taze donmuş plazma, gereken faktör yükünü hızlı sağlayamadığından ikinci seçenektir. Kafa içi kanamada geri döndürme gecikmeden yapılmalıdır.
Önemli bir sınırlama, bu ölçümün yalnızca varfarin izlemi için doğrulanmış olmasıdır. Doğrudan oral antikoagülanların etkisini güvenilir biçimde yansıtmaz; bu ilaçları kullanan hastada normal değer, antikoagülan etkinin bulunmadığı anlamına gelmez. Aynı biçimde heparin izleminde de kullanılmaz. Karaciğer yetmezliğinde uzamış değer, kanama riskini göstermez; bu hastalarda hem pıhtılaştırıcı hem engelleyici faktörler birlikte azalmıştır ve testleri düzeltmek amacıyla plazma verilmesi yarar sağlamaz.
Yakın izlem gerektiren tedavilerde evde ölçüm cihazları ve hasta eğitimi, hedefte kalma süresini artırır. Girişim öncesinde değerin uygun düzeye inmesi için ilacın belirli bir süre önce kesilmesi planlanır; köprüleme tedavisi ise yalnızca yüksek tromboz riski taşıyan seçilmiş hastalarda önerilir.
Eş anlamlılar
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Loscalzo J ve ark. (ed.), Harrison's Principles of Internal Medicine, 21. baskı, 2022.