Karaciğer hastalığı
Karaciğer hastalığı (İng. liver disease), karaciğerin yapı ya da işlevini bozan hastalıkların ortak adıdır.
Etimoloji
Türkçe karaciğer sözcüğü ile hastalık sözcüğünün birleşimidir.
Klinik bağlam
Karaciğer, protein sentezi, ilaç ve toksin yıkımı, safra üretimi, şeker dengesi, pıhtılaşma etkenlerinin yapımı ve bağışıklık işlevlerini üstlenir. Bu çok yönlülük, hastalık geliştiğinde belirtilerin neden bu kadar geniş olduğunu açıklar.[1]
Başlıca nedenler viral hepatitler, alkole bağlı karaciğer hastalığı, metabolik ilişkili yağlı karaciğer hastalığı, otoimmün hastalıklar, safra yolu hastalıkları, kalıtsal bozukluklar ve ilaç kaynaklı hasardır. Günümüzde yağlı karaciğer hastalığı, en sık görülen kronik karaciğer hastalığıdır ve obezite ile tip 2 diyabet artışına paralel biçimde yaygınlaşmaktadır.
Laboratuvar değerlendirmesinde iki örüntü ayrılır. Hücre hasarı örüntüsünde transaminazlar, safra akımının bozulduğu örüntüde ise alkalen fosfataz ve gama-glutamil transferaz öne çıkar. Bu ayrım, ayırıcı tanıyı yönlendirir.
Önemli bir kavram, karaciğer enzimlerinin işlev göstergesi olmamasıdır. Gerçek sentez işlevini gösterenler albümin düzeyi, protrombin zamanı ve bilirubindir. İleri sirozda enzimler normal bulunabilir; bu, hastalığın hafif olduğu yanılgısına yol açar. Bu ayrım, alanın en sık yapılan yorum hatasıdır.
Kronik hastalıkta portal basınç artışı gelişir; sonuçta özofagus varisleri, karında sıvı birikmesi, dalak büyümesi ve karın duvarında damar belirginleşmesi görülür. Varis kanaması acil bir durumdur ve yüksek ölüm oranı taşır.
Karında biriken sıvının enfekte olması — spontan bakteriyel peritonit — ateş olmadan yalnızca bilinç bulanıklığı ya da böbrek işlev bozukluğuyla ortaya çıkabilir. Bu nedenle sıvı birikimi olan ve durumu kötüleşen her hastada tanısal ponksiyon yapılmalıdır; kuşku eşiği düşük tutulur.
Hepatik ensefalopati, ruhsal ve nörolojik belirtilerle seyreder; asteriksis tipik bulgudur. Tetikleyici etkenler — kanama, enfeksiyon, kabızlık, elektrolit bozuklukları, sedatifler — araştırılmalıdır. Amonyak düzeyi tanı koydurucu değildir ve tek başına tedaviyi yönlendirmez; sık yapılan bir hatadır.
Böbrek işlev bozukluğu, ileri hastalıkta sık görülür; hepatorenal sendrom ayrı bir tablodur ve dışlama tanısıdır.
İlaç kullanımı özel dikkat gerektirir. Parasetamol, önerilen sınırlar içinde çoğu hastada güvenlidir; buna karşılık steroid olmayan iltihap giderici ilaçlar böbrek ve kanama riski nedeniyle kaçınılması gereken ilaçlardır. Sedatifler ensefalopatiyi tetikleyebilir. Bu ayrımların bilinmesi, hem yetersiz ağrı tedavisini hem de zararlı ilaç seçimini önler.
Uzamış protrombin zamanı, kanamaya eğilim gibi görünse de bu hastalarda doğal antikoagülanlar da azalmıştır; bu nedenle tromboz riski ortadan kalkmaz. Yalnızca teste bakarak tromboz korunmasından vazgeçilmesi yanlıştır.
İzlemde hepatoselüler karsinom taraması, aşılama, alkolün bırakılması ve beslenme desteği yer alır.
Eş anlamlılar
- Hepatik hastalık
İlgili terimler
Kaynaklar
- ↑ Feldman M ve ark. (ed.), Sleisenger and Fordtran's Gastrointestinal and Liver Disease, 11. baskı, 2021.